• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 16 °C

SENDİKALAR VE MEMUR SENDİKACILIĞI

Mustafa Öz

            19.08.2005

Demokratik toplumlarda sivil inisiyatif olarak kabul edilen; Dernekler sendikalar, vakıflar, partilere büyük görev düşmektedir. Demokrasinin kurumsallaşıp gelişmesinde; Toplumun mutluluğunun refahının hak ve özgürlüklerinin sağlanması için SİVİL İNSİYATİFİN güçlü olması gerekir. Türkiye çoğulcu siyasi yapıya 1946 yılından sonra geçmiştir. O günden bu yana geçen 60 yıllık süreçte Darbeler, Muhtıralar Toplumsal çatışmalara rağmen DEMOKRASİ de gelişme gözlenmiştir. Ancak Demokrasiyi köklü bir geçmişe ve kurumsal bir yapıya maalesef oturtamadık Demokrasi talebi ve hak özgürlük söylemi ile yola kim çıkmışsa işin ucu kendisine dokununca: Tek lider olmak için her yolu denemiştir. Parti başkanları Tek seçici ve yol gösterici yaptırıcı olmuş sendika başkanları sendika ağalığına heveslenmiş Sivil toplum dernekleri ve vakıflarda görev alanlarda buraları şahsi çıkar ve ikbal olanı olarak gördükleri için; Dürüst kimlikli kişiliklilere fırsat vermemişler bunun sonucunda SİVİL İNSİYATİF SIĞ ve KISIR kalmıştır.

Ülkemizde sendikacılık anlamında iyi ve kötü örnekleri İŞÇİ SENDİKACILIĞI örneği ile değerlendirmek ve takip etmek mümkündür. İşçi sendikaları sendikacılık dışında herşeyi yapmış ama sendikacılığın; Çalışanın haklarını korumak, çalıştığı müessesenin devamlılığını sağlamak milli menfaatleri göz ardı etmemek gerektiğini neredeyse hiç aklına getiren olmamıştır. Ücret sendikacılığı, ideolojik sendikacılık hükümetlere yakınlık tesis eden sendikacılık (sarı Sendika ) gibi kavramlar türemiştir. Bir sivil toplum kuruluşunun başındaki insan neredeyse aylık geliri ile Cumhurbaşkanına 10 kat fark meydana getirebilmiştir.

Bu kısır döngüler hem teşkilatlanma (örgütlenme) Önünde engel teşkil etmiş hem de demokrasinin gelişmesini engellemiştir.

İş hukukunun güncel sorunlarının tartışıldığı bir panele katılmıştım..! Panelde Toplumsal huzur ve barışın sağlanmasının yolunun ÇALIŞMA BARIŞINDAN geçtiğini söyleyen TİSK (Türkiye İşverenler Sendikası) eski Başkanı Refik BAYDUR'a bir soru yönelttim..!

“Sayın Başkan Çalışma barışından bahsediyorsunuz ama; Türkiye de özel sektör çalıştırdığı işçilerin örgütlü (sendikalı) olmasını istemiyor Sendika kuran sendikaya üye olanın hemen işine son veriyor. Bu anlayışla mı toplumsal barış sağlanacak..?” Verdiği cevapla Türkiye de sendikacılığın tek taraflı ücret sendikacılığı temelinde ideolojik olarak yapıldığını 1980 öncesinin çok kötü örneklerle dolu olduğunu bu anlayış nedeniyle işverenlerin sendika istemediğini söyledi... Evet bu açıklamada haklılık payı var. Ancak sendikacılık anlayışı 1980 öncesindeki gibi olmadığı halde sendikalara geçit vermeyen işverenlerimiz de değişiklik hiç yok. Hatta Sigortasız asgari ücret altında, gayri sıhhi şartlarda çalıştırma ve Türkiye de ne kadar sendika varsa köküne kibrit çakma eğilimi devam ediyor.

MEMUR SENDİKACILIĞI

Ülkeyi yönetenler; Devletin kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerin sendikaları ile yaşadıkları kötü örnekleri de, dikkate alarak ; Memurun sendikasının olmayacağını söyleyip durdular..! Dünyadaki örnekler gelişmeler sonucunda suyun tersine akıtılmasını sağlamayı sürdüremediler. Memur sendikacılığının önündeki hukuki ve anayasal engelleri kısmen kaldırdılar . Şu anda; Memur sendikacılığı Grev ve Lokavt kısmi olmayan şekli bir yapıdadır. Bu nedenle hükümetler sendikaları ciddiye almamakta her hükümet kendisine yakın bir sarı sendika oluşturmaktadır..! Yani kötü gelenek bozulmamış memur sendikacılığında da devam etmiştir. Bölünen parçalanan memur sendikacılığı gelişemez, sonuç alamaz nitekim de olamamaktadır.

Hükümetler memura kul zihniyeti ile bakmaktadır. Memur siyasetin oyuncağı ve piyonu haline getirilmiştir. Liyakat, ücret dengesi, çalışma statüleri bozulmuştur. Her iktidar kendi adamı ile çalışma adına memurlar arasındaki hiyerarşiyi, saygıyı, sevgiyi bozmuş adamı olana herşey yapılmış, her şey olmuştur. Sendikalardan kurtulmak için memurların statüleri, kanunları değiştirilmek istenmektedir.

Şu günlerde memurlar toplu görüşmelerle hak arayışı sürdürüyor KAMUSEN 7 iş kolunda KESK 3 iş kolunda MEMURSEN de 1 iş kolunda masaya oturmaya çalışıyorlar..! Ülkenin ekonomik sıkıntıları bahane edilerek masaya gönülsüz, isteksiz oturuluyor.

Ülkemiz AB normlarını uygulamaya koymaya devam ediyor. 3 EKİM de AB ile 34 dosyada müzakere gündemi başlayacak . Bu dosyaların içinde sendikacılıkla ilgili yasal düzenlemelerde var Hükümet öncelikle Toplu sözleşme ve Grev lokavt yetkisini içeren düzenlemeyi yapmalıdır. Sendikalar memurların keyfi olarak tayin ve terfi ettirilme konusunu 1. hak olarak ele alıp ADALETLİ bir uygulamanın kapısını aralamalı memurun ücret, çalışma şartları, verimlilik iki yönlü olarak gündeme gelmelidir.

Demokrasi de benlik kavramı yoktur. Ne hükümet, Nede sendikalar benlik yapmadan herkes konumunu bilerek masaya oturmalı Toplumsal BARIŞ ve HUZUR için ÇALIŞANLARIN SESİNE KULAK VERİLMELİ SONUÇ ALICI DÜZENLEMELER YAPMALIDIR.

Bu yazı toplam 403 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim