• BIST 97.533
  • Altın 145,687
  • Dolar 3,5750
  • Euro 3,9909
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C

Ses uyumu yoksa!!!

Mustafa Namdar

Bandonun önündeki majör iyi ise, takımın çıkardığı ses arkadan gelenleri uyum içinde yürütür. Orkestrayı yöneten şef işini biliyorsa, komutlarını diliyle değil, elindeki çubuğuyla verir. Uyum içinde olan bir orkestradan çıkan sesler, kulakları tırmalamaz. Müzik ruhun gıdası ise, sadece güftesindeki anlamlı sözler değil, bestesine uygun sesin güzelliği insanı dinlendirir, rahatlatır. Huzur bulur, coşar, kıpır kıpır olur; kulaklarda yankılanan sese uyar, tempo tutarak eşlik eder, hatta kalkar oynarsınız.

Oynanan oyunlar da öyle değil midir? Oyuncular usta ise, oyunlarını süfler kullanmadan tüm enerjileriyle yürekten oynuyorlarsa, eserin amatörce yazılmış olmasının hiç önemi yoktur. Böylesi oyunların ustalarını seyretmenin seyir zevkine, doyum olmaz. Seyrettiğiniz sadece konuşma ve hareket değildir. Oyunun bir parçası olur, olayı yaşarsınız...

Ya şef notalardaki bütünlüğü sağlayamıyorsa, ya yönetici oyun içindeki parçaları, birbirine bağlayamıyorsa ne konserin, ne de oyunun keyfini yaşama şansı olamaz. Ortaklaşa sahnelenen güzellikler, ortak aklın süzgecinden geçerse toplumda rağbet bulur. Çeşitli görüş ve düşüncelerden oluşan renklerin ustaca bir araya getirilmesinden, güzel desenler meydana gelir. Toplum yönetimleri de böyle değil midir? Toplum formatörlerinde aranan, hem yönetme, hem de ses uyumundaki ahengi sağlamaktır. Toplumun beklentisi huzurdur, güvendir, hizmettir, barıştır, adaletli davranıştır.

Bir bütünün genelinden sorumlu olanlar, bütünü oluşturan parçaları bir araya getirirken, renk ve desen beraberliğindeki beceri kadar ses uyumuna da dikkat etmesi gerekir. Toplum adına karar verirken, topluma ait mal varlığıyla hovardalık yapmaya kalkışmak o yaptırımcıların güçsüzlüğünü gösterir.

Şu sıralar içinde bulunduğumuz ortamda kapalı alanların dışında taşan ses ve oyunlar kaygı veriyor, ürkütüyor. Toplumda var olan güven örseleniyor, sevgi, saygı, erozyona uğruyor. Toplumun malı toplumu yönetenler tarafından sanki kurtlar sofrasında...

Neden ortak aklı, söylemde olduğu kadar eylemde bir araya getirip kullanmakta model olamıyoruz? Neden, toplumun tümünü bir araya getirip, güzelliğin tadını çıkaramıyoruz? Neden, alınacak kararlarda, malın esas sahibinin görüşüne değer vermiyoruz? Neden, alkış tutması gereken elleri dostça tokalaştırmak yerine, yumruk haline getirip birbirimizi örselemeye çalışıyoruz? Bu toplum ciddi olalım derken, gülen yüzden vazgeçip çatık kaşla birbirine diş bilemek zorunda mı? Huzurun, mutluluğun, barışık yaşamanın kalıbı kimlerin elinden çıkacak?..

Hani insanlar konuşarak anlaşırlardı? Hani demokrasilerde hangi görüş olursa olsun önemsenir, değerlendirilirdi? Hani demokrasilerde birimler, kurumlar, kuruluşlar, sivil toplum adına iş yapan dernekler, vakıflar, odalar ve de meclisler, toplumun sesine kulak verir, toplumun istek ve ihtiyaçlarına göre planlama yaparlardı?

Gelişen teknolojinin mimarı olan insan aklı günümüzde, kafalardan çıkarılıp makinelere monte edilmeye başlandı. Bilgi işlemde beyin görevini yerine getiren dijital sistemler, makineler otomatik hale getirdi. İnsan emeği robotlaştı. Savaşlar, insanları karşı karşıya getirmiyor. İnsan aklı artık savaş alanlarında makineleri kullanmaya başladı. Bilim ışığında gelişme gösteren savaşlarda vurucu güç haline geldi dev makineler. Göğüs göğüse biyolojik savaşların da GDO'ları değişti. Konuşarak anlaşma bitti. Psikolojik etkileşim unutuldu, şimdi meydanlarda makineler...

Patenti bize ait olan son uygulama umarım başkaları, başka alanlarda kopyalamaz.

Sorunlar karşı karşıya gelerek, çözülmesi yerine, yazılı ve görsel medyadan mesajlarla iletişimin kurulması hoş olmuyor. Ne olur, süflör kullanmadan usta oyuncular, usta şefler gibi görevimizi başkalarına bırakmadan sahnede yerimizi alsak. Toplumun anlayacağı sıcaklıkta bir dille konuşup güzelliklerin paylaşılmasına yardımcı olsak.

Havayı soğutmadan baharı yaşamak ne güzel olur...

10.12.2009

Bu yazı toplam 682 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim