• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara 2 °C

Sevinsek mi, üzülsek mi?

Mustafa Namdar

            18.10.2005

Mutlu olmanın koşullarından birisi de dertsiz baş kaygısız aş sahibi olmaktır. Olumsuzluklar dan arınmış bir kafa. Cüzdan cepte yeterince dolu. Sağlık problemi yok. Ocak da ateş üstünde içi dolu tencere. Ne pişecek ne yenecek derdi yok. Çoluk çocuk torun torba hep birlikte paylaşılan bir mutluluk. Dertsiz tasasız bir yaşam. Oh ne güzel! Tüm insanlar böyle olsa zil takıp oynamak gerek. İşte sosyal adalet! İşte eşitlik! İşte kavgasız bir dünya! İnsan sevinmez de ne halt eder! İşte kavgasız bir dünya! İnsan sevinmez de ne halt eder. Bu madalyanın bir yüzü.

Ya diğer yüzü!? Ev yok. Olsa da çatısı kafanıza görecek gibi. Daha dünyaya gözlerinizi açarken toprak üzerine düşüyor bedeniniz, sırmalı kundaklar yok. İş yok aş yok. Elden gelecek de karın doyacak, üst baş örtünecek. Ocakta ateş, tencerede aş yok. Elden gelecek de karın doyacak, üst baş örtünecek. Ocakta ateş, tencerede aş yok. Tüm umut tok olan komşusundan gelecek yardımda. Bu da yaşamın bir başka gerçeği. Sosyal adaletin bir kefesi hep havada. At kuyruğundaki sinek benzeri bir yaşam. Böylesi bir durum da sevinç den sevinmekten söz etmek mümkün mü?

Şu ramazan ayı fakir fukaranın umut kapısı gibi. Söyle bir yaşadığınız günün haberlerine ve görüntülerine bir bakın. Yardım muslukları açılmış gürül gürül akıyor. Binlerce kişiye kurulan iftar çadırlarıyla kurumlar kuruluşlar boy boy manşetlerde.

Cüzdanı uygun olanlar açık hesap yardım için hazır.

Birlik beraberliğin oluşturduğu sevgi yumağını görmek, paylaşımın mutluluğunu yaşamak ne güzel. Ne keyif verici bir durum.

Ramazanın özelliği güzelliği burada olmalı. Hayata hoşgörülü bir bakış. Kinden nefretten uzak sevgi dolu bir dayanışma dargınlıklardan arınmış dostça bir yaşam. Tokların açları gözettiği kendine özgü özel bir ay.

İnsanın aklına gelen bir soru. İnsanca yaşam için neden 12 ay değil de 1 ay?..

Gazetelerden öğrendiğimiz kadarıyla bu sene açılan iftar sofralarında ağırlananların sayısı geçen yıllardan fazla. Bu sefer insanın aklına bir başka soru geliyor. Her geçen yıl fakir sayısı artıyor, fakirleşmiyoruz mu? Ya da çevirelim soruyu belli bir kesim zenginleşiyor, belli bir kesimde dibe mi? Vuruyor.

Şimdi eğri oturup doğru düşünelim.

İftar yemeklerindeki insan sayısının çoğalmasından sevinelim mi? Üzülelim mi?

12 ayın 11 ayında nasıl bir yaşamla mücadele edildiğini umursamayan bir anlayışta, biraz da bencillik kokan bir davranışla bir ayda insanların karınlarının doyurulmuş olmasına da sevinelim mi? Üzülelim mi? Yorum sizin.

Bence asıl sevinç; toplumların kendi alınteriyle kazandığını sofrasına taşıyabilmesini görmek olmalı.

Bu yazı toplam 234 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim