• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 18 °C

Şiir yazmak mı dediniz?

Aykut Karagüzel

Evet, bu hafta konumuz şiir yazma üzerine bir deneme olacak.

Devamlı birbirimize söyleriz; şiir bir sanattır. Hatta sanatların en önde gidenlerindendir, diye. Bugüne kadar defalarca şiirler okumuşuzdur; ama severek, ama mecburiyetten. Mecburiyetten şiir mi okunur? Diye soranlara okul yıllarını hatırlatmak isterim.

Oysa hiç düşündük mü acaba, bu şairler şiirleri nasıl ortaya koyuyor diye. Gün gelir bir şairin aylarca şiir yazamadığı anlar olur. Gün gelir bir günde beş tane birden şiiri ortaya koyar. O ilham perisini, esin kaynağını, duygu hazinesini artık siz ne diyorsanız işte onu, büyük bir sabırla bekler şair olan şairler.

Fakültedeyken hocamız anlatmıştı. Yahya Kemal Beyatlı, şiirindeki bir mısra için bir buçuk yıl beklemiş ve uygun olanı en sonunda bulmuş. Bir diğer örneği ise edebiyatımızda önemli bir yeri olan Abdülhak Hamit Tarhan ile vermek istiyorum. Özellikle sanat müziği düşkünleri bu ismi iyi bilirler.

Bilmeyenlere de hatırlatalım, Abdülhak Hamit Tarhan “Makber” şiirinin şairidir. Bu şiirini eşi Fatma Hanım ölmeden önce yazmaya başlamıştır.

Daha sonra eşi hastalanır ve bu hastalık esnasında şiire ara verir şairimiz. Şiirin devamı ve bitişi eşi öldükten sonra tamamlanır. Şiirin tamamını yazmak yedi yıl gibi bir süreyi içermektedir.

İşte Abdülhak Hamit'i bugünlere taşıyan da budur. Yani sanatına duyduğu saygı ve önemdir. İçinde bulunduğumuz çağa bakıyorum da, sanatın yozlaşmasının yanında sanatçıların yozlaşması daha büyük acı veriyor insana. Çünkü sanatı içinde bulunduğu zor durumdan kurtaracak olanlar da ne siyasetçiler, ne basın-yayıncılar ne de halk olacaktır. Tek kurtarıcı hiç şüphesiz ki, yine sanatçılar olacaktır.

Şiir yazmanın ne denli güç ve meşakkatli bir iş olduğunu az önce aktardım. Bu uğraş bazen şairi çileden çıkarabilir. Beklersiniz gelmez, beklersiniz gelmez. Oysa ne var gelse de döktürsem şöyle beş on satır diye düşünür kalırsınız ortada. İşte geçenlerde böyle bir gece yaşadım ve sonuçta da şu şiir çıktı ortaya :

OLMAZ MI?

Ceylana göz veren Sen,
Serviye boy veren Sen,
İbrahim'in od'una su veren Sen,
Şu garibe de bir “duygu” yüklesen olmaz mı?

Ferhat'a dağ deldiren Sen,
Mecnun'a çöl aştıran Sen,
Balığa pul veren Sen,
Şu garibe de bir “ilham” versen olmaz mı?

Karacaoğlan'ın Elif'ine zülüf veren Sen,
Yunus'a dolu dolu sevgi veren Sen,
Eyüb'e sonsuz sabır veren Sen,
Şu garibe de bir “esin” versen olmaz mı?

Çukurovalı Aykut'tur inileyen,
O da bilir atadan mirastır kefen,
Onun da yoktur yanlarında cepken,
Şu garibe de bir “ol” desen olmaz mı?

24.01.2008

Bu yazı toplam 993 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim