• BIST 103.118
  • Altın 269,429
  • Dolar 5,7704
  • Euro 6,3674
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 3 °C

Şiirin prensi Cahit Zarifoğlu’nu anarken

Yüksel Gültekin

Yasin okunan tütsü tüten çarşılardan

Geçerdi babam

Başında yağmur halkaları

Anam yeşil hırkalar görürdü düşünde

Daha ilk güzelliğinde

Alnını iki dağın arasına germiş

Bir devin göğsüne benzer

Göğsünden dualar geçermiş

Çarşılar ellerinde ekmek iğneleri

Cami avlularına açılan

Havuz sularına kapılan çocuklar

Görmeden güneşin bütün renklerini

Götürmezlerdi dükkandaki babalarına

Ocaktan akan kaynar yemekleri

Nenelerinin koyduğu avuç taslarına

Başı ve yüreği şahbaz

Kaleleri ağırlayan kadınların

Süslerini kemerlerini

Başlarını ağırlaştıran

Ağır siyah şelale saçlarını

Tutunca gençleşirdi erkekler

Sonra insan o ki denizde

Küçük ve büyük nehirde

Bedeni ıslatan afsunlu suda

Önce niyet sonra yıkanırdı

Zaman dert getirdi sulara

İçinde eski balıkların yattığı kayalar

Savaşan insanların elinde

İnce yontulup taşındı balta mızrak şekline

Anam kanları kuruyan

Kavga ayıran bir kargı elinde

Kara ocağın taşlarına

İşaret koydu çocuklarını

Belinde gezdiren babamın

Beyaz yazılarla kazındığı adları

Yüreği korkuyla kuvvetlendi babamın

Unutup genç gelen günleri

Zamanın sürerken çektiği günleri

Çetin bilmecelerle

Sürdü atını şehirlere

Yün ören at güden kadınlar

Ormanlara tepeden eğilen toprak evlerde

Küçük pencereli karanlık dar odalarda

Uzaktan uzayıp gelen kurt seslerinin

Uzağa çekilip giden

Ayazda donan gülmeler içinde

Ormanlarda süt emziren anne

Unuttu gittikçe uzayan çocuğunu

Hep kaçarmış şehirlerin

Demir dağlarına

Uyuyunca toprak beşiğimde

Sahipsiz kalan

Ellerimden kayan aydınlık günlerim

Tam 19 yıl oldu. Yukarıdaki ölümsüz dizelerin sahibi, Türk şiirinin prensi, güzel insan Cahit Zarifoğlu aramızdan ayrılalı. Onun için İsmet Özel; “Kendisinden sonra yazmaya başlayan genç müslüman şairlere hangi özellikleriyle yol göstermiş olursa olsun, ondan sonrakiler onda ders alınacak bir taraf bulacaklardır. Hem şiirin kendine mahsus kaliteleri bakımından, hem müslüman bir şairin dünya hayatındaki temayülleri bakımından” demiştir.

Yine onun ardından büyük hukukçu Hüseyin Hatemi, “Türkçe’de hem ahenge ulaşmak, hem de duygu iletişimini sağlamanın belki de en çetin bir şairlik görevi olduğu günümüzde, bir de buna avucunda kor tutmayı eklemişti. Halini iyiye doğru sürekli yüceltirken, şiirini de yeni haline uydurma savaşındaydı” diyerek, bu güzel insanla ilgili duygu ve düşüncelerini belirtmiştir.

Türk edebiyatının dengeli kalemlerinden Selim İleri, kendisiyle farklı bir dünyanın insanı olsa da, Cahit Zarifoğlu’nun şiiriyle ilgili; “Onun şiiri, zaman zaman İbsen’in kaygılı ferdiyetini, zaman zaman Rilke’nin haykırışını anımsatan yaşamı ve ölümü bir sorgu gibi karşımıza çıkarandır. Bir gün çok daha aydınlık bir ortamda acısını asıl okuruna iletebilecektir” şeklinde övücü ve düzgün cümleler kullanmıştır.

Cahit Zarifoğlu; bir fikir, bir düşünce, bir edebiyat adamıydı. Ama en çok da şairdi... O, şiirinde yumuşak bir üslupla keskin idealleri ortaya koyardı. Aramızdan ayrılalı tam 19 yıl oldu. Türk edebiyatı, Türk fikir ve düşünce dünyası en çok da arkasında bıraktığı şiir dizeleri şimdi onun yalnızlığını ve hasretini çekiyor.

Cahit Zarifoğlu deyince benim aklıma hemen onun kaleminden okuduğum Afganistan Hatıraları gelir. Afganistan’ın Kızıl Ordu tarafından işgal edilmesinden hemen sonra Afganistan’ı ziyaret eden ilk Türk gazeteci grubundandı Cahit Zarifoğlu. Afganistan’daki bir Afganlı çocukla arasında geçen konuşma çok etkilemişti beni. Cahit Zarifoğlu ve ekibi, Afganistan’da tepelerden tepelere dolaşırken, bir köyde eşyalarını suyun bir karşısından diğer karşısına geçirmek için kendilerine yardım eden Afgan çocuklarına “Siz dünyanın en güzel çocuklarısınız” diye iltifat edip saçlarını okşayan Cahit Zarifoğlu, onlara küçük hediyeler verir. Fakat içlerinden bir çocuk hediyeyi almadığı gibi, kaşlarını çatarak “Hayır amca, bizler dünyanın en güzel çocukları değiliz. Bizim güzellerimiz ve iyilerimiz şehit oldu” diye cevap verir. Cahit Zarifoğlu bu söz karşısında yalnızca iki damla gözyaşı döker.

Tıpkı şimdi de onun arkasından bizim döktüğümüz gözyaşı gibi. 19 yıl sonra şiirin prensi Cahit Zarifoğlu’nu özlemle ve hayırla yad ediyoruz. Yeni kuşakların onu tanıması dilek ve temennisiyle.

Saygılarımla.

05.06.2006

Bu yazı toplam 410 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim