• BIST 82.252
  • Altın 148,354
  • Dolar 3,8176
  • Euro 4,0790
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 0 °C

Şimdi ne olacak?

Mustafa Namdar

Alışık olmadığımız olayları yaşıyoruz. Sessiz, sakin, yaşanılır kent olarak anılan şehrimizde gelişen son olaylar, son derece üzücü. Sanki insanlar arasındaki iletişim kabloları yıpranmış, kısa devrelerle sigortalar atar oldu. Ölmek, öldürmek o kadar kolaylaştı, tabii hale geldi ki, neredeyse normal ölümlere şaşar hale geldik. Trafik kazası ölümleri mi? O kadar doğal hale geldi ki, kazalarda kurtulanlara şaşırıyorsunuz.

Alacak-verecek konularında sözün, senedin, sepetin, şahidin, aracının hiçbir hükmü yok. Geç karşısına bas tetiğe, çöz sorunu. Kalabalıkta, tenhada, yolda, belde, ister arkandan, ister önden gelsin, iyi niyetle bakıp selam verme şansı yok. Hiç belli olmaz ya, cebindeki cüzdanı, ya belindeki telefonu, ya bileğindeki, boynundaki saatini, bileziğini, altınını isteyebilir vatandaş. Ya verirsin, ya sürüklenirsin, ya da topuğuna isabet eden kurşunla tanışırsın...

Hani hayatın içinde yaşanan mutlu günlerimiz vardır. Okul bitirmek, iş sahibi olmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak gibi. Hani en mutlu olduğunuz nikah masasından kalkarken, herkesin ağzından çıkan, bir yastıkta kocama temennisinin belleklerde yer eden bir anlamı vardı. Bazen hayatı paylaştım dediğiniz. Hani iyi günde, kötü günde birbirimize destek oluruz diye düşündüğünüz yatağınızı, yastığınızı paylaştığınız can, canan diyerek iki yüreğin bir bedendeki tiktakları vardı ya, hiç aldanmayın o sahte gülücüklerden oluşan sevgiye. Bir bakıyorsunuz severken, sevişirken çocuklarınızla birlikte mutluluğunu tadını çıkarıyorsunuz derken, yaşamın fişi çekilivermiş tek taraflı...

Hani şu Hacı Bektaşi Veli’nin sözü, “Beni düşmanımın attığı taş değil, dostun attığı gül yaralar” demesi gibi, ne acıdır sevgiyle öpüp kokladığın ellerin tuttuğu bıçak darbeleriyle sevgiyi sonlandırmak, Belki de, her bıçak darbesinde iki kere ölüyordur insan. Ne acı!..

Hayatı birleştirmek kadar, yasal yollardan ayırmak da varken, şeytana uyup vahşeti yaşamak neden? Sevgiyi öğretme çabasıyla bir zamanlar uykularınızdan fedakarlık yaparak, canınızdan can katmaya çalıştığınız çocukların günahı ne olabilir? Genç beyinlere ekilen kin ve intikam tohumlarıyla hayatın karanlığına iterek körpe düşünceleri zehirlemek neyin nesirdir? Peki şimdi ne olacak???

Kurulan pembe hayallerle bezeli, geleceğin yol haritasında herşey dikenlendi. Sırça köşkler yıkıldı, yerini karanlık kibrit kutusu gibi camsız çerçevesiz odalar aldı. Belki de, ne güneşin doğuşundaki, ne de batışındaki güzelliği seyretmek imkanı olmayacak. Belki de, havasız dar mekanları paylaşacağınız kader kurbanları bile yüzünüze bakmayacak, elinizden tutmayacak, sevgisizliğin ateşi yakacak yüreğinizi. Belki de, ölmek isteyeceksiniz ama, o kadar kolay becerilen ölümle buluşmanız mümkün olmayacak. O zaman ne yapacaksınız???

Bundan böyle İl Genel Meclisi oturumlarına gidersem, hayalinin doldurduğu koltuğunda seni Bolu sorunlarının çözümündeki yapıcı fikirlerinle konuşuyor olarak göreceğim. Vakıf çalışmalarında Bolu adına ne yapılabilir? Kimden nasıl yararlanılabilinir, belki bunları öğrenmem, konuşup değerlendirmem mümkün olmayacak ama, ben seni hep yapıcı, yardımsever Bolu sevdalısı olarak anacağım. Allah’ın rahmeti üzerine olsun sevgili kardeşim Fahrettin Tanyar.

Ölüm haberini aldığım günün sabahı çok zeki ve sevimli oğlunla tanıştım. Bütün acısına rağmen büyük adam olgunluğunda metanetle, acıyla göğüs germeye çalışıyordu.

Yaşından beklenmeyen bir olgunlukla olaya karşı durmaya çalışıyor “Babam ölmemiş, karşıma çıkıverecekmiş gibi geliyor” diyordu. Namertlerin yakalanıp cezalarını çekeceğini söylüyordu. Aklıyla yaşasın, yaşı uzun olsun. Allah başka acılar göstermesin.

Olaydaki basında çıkan haberleri okuduğunda belki de metanetini gösterme şansı olmayabilir. Psikolojik desteğe ihtiyaç olabilir, yakınlarına hatırlatır sabırlar dilerim. Onarılması güç acıların ardında kalan pırıl pırıl düşünceleriyle geleceğin değerleri olan genç beyinleri koruyalım.

29.08.2008

Bu yazı toplam 407 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim