• BIST 96.604
  • Altın 242,041
  • Dolar 6,2685
  • Euro 7,3236
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C

ŞİMŞİR YANIKLIĞI VE ETNOBOTANİK ZENGİNLİĞİ

Suat Tosun

Kışları  parlak  yeşil yapraklarını dökmeyen, genelde  çalımsı formda  şimşir ağaç ve fidanlarına neler oluyor?
Yeşil yapraklar yanık  kahve rengine dönüşerek dökülüyor, betonları, toprakları kapatan  yeşil şimşir örtülerin yüklendiği  peyzaj  estetiği  rollerine nazar  mı  değdi?
Şimşirleri  etkileyen bir kaç mantardan en zararlısı olanının  adı  ise ; şimşir  yanıklığı (Cylindrolaclodium  buxicola ).
Ülkemize Avrupa’dan 2008 yılında girmiş. Avrupa’da bahçe ve fidanlıklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen şimşirlerde kendini göstermiş. Türkiye’de ise, özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Trabzon, Rize, Artvin’deki doğal şimşir ormanlarında tesbit edilmiş,2014 yılında Düzce-Samandere’den sorun iletilmiş.
Basında da dile getirildiği üzere, hastalıklı  yapraklarını döken ağaçlar gelecek yıl tekrar  yaprak çıkarmakta, ancak üst üste bir kaç yıl ağaç yapraklarının dökülmesi sonucunda ağaçlar kurumaktadır. Yalnızca bir yıl yaprağını dökmüş şimşirler ise yaşamını sürdürmektedir.
Üyesi olduğum Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği  2012 yılında; hem hakkında çok az araştırma olan  doğal şimşirleri tanıtmak, hem de hastalık ve korunma yöntemlerini saptamak üzere bir proje başlatmıştır.2013 yılında çalışma bir kitapla sonuçlandırılmıştır (Şimşirlerin Başına Gelenler ,2013).
Düzce Üniversitesi Orman.Fak.Öğretim üyesi sayın Doç.Dr.Necmi Aksoy; 1998 yılında Rize-Çamlıhemşin Meydan  Köyü yakınlarında bulunan yaşlı şimşir ağacını, Türkiye’de  günümüze değin  saptanabilmiş en büyük boyutlu ve yaşlı anıt şimşir olarak tanımlamıştır (Göğüs çapı 63 cm.,boyu 8 metre,tahmini yaş 300 ).
Dernek, şimşirlerin korunması için yararlandığı uzman patolojistler  Doç.Dr. Tuğba  Doğmuş, Eşi ve ark. larından arazide ve laboratuar tesbitlerin  sonra hazırladıkları raporu yetkililere iletmişlerdir. Raporda; Trabzon, Rize, Artvin ‘de görülen hastalık etmeninin, uygun alanlarda ,ya da fidanlıklarda fungusitler (etkin fungusitler ,thiofanate-methyl,thiram,captan ve bazı triozoller’ dir)l ile muamele edilerek önlenmesi mümkün olabilecektir.
Hastalığın ülkemiz içinde yayılmasının önlenmesinde, gerekirse belirli bir süre doğal ormanlarında şimşir sürgünlerinin toplanmasının durdurulması ya da kontrol altında tutulması gerektiği vurgulanmıştır.        
     YÜKÜM ŞİMŞİR KAŞIKTIR…
Askerlik yapan her Türk gencinin sabah eğitimlerine koşarak gidip gelirken coşkuyla söylediği “yaylalar, yaylalar” türküsünün ilk dörtlük nağmeleri, şimşir kaşığı da dahil etmiş, bir nevi vatan borcunun kutsallığını ifade eden, moral ve kahramanlık yüklemesidir.
Peki ya başlıkta yer alan “etnobotanik” neyin nesi?
ETNOBOTANİK: İnsanların bitkilerle çok yönlü ilişkisini araştıran disiplinler arası bilim dalı.
Çiçekçilikte süsleme amaçları ile yararlanılan şimşir ağaçları ,çok eski dönemlerde askerin giydiği kıyafette şimşir düğme,kaşık,tabak,tarak,havan,tavla pulu,ağızlık,mekik ,kızak vd. gibi çeşitli ürünlerin işlenip üretilmesini   sağlamaktadır.
Müzik aleti olarak tulumun nav denilen ahşap kısımları ile ağızlık kısmında şimşir odunu tercih edilir. En önemli kullanım alanlarından biri de flüttür. Flütün yapımı M.Ö.2000 yıllarına dayanır ve Hititçe flütün ismi şimşirden gelen” şimşalu’yla benzerliktedir.
Değerli turizmci ve biyolog  Hasan Torlak’ın “Kültürel Sürekliliği Taşıyan Ağaç:ŞİMŞİR” makalesinde şimşirin etnobotanik özellikleri çok geniş anlamda tanıtılmıştır.
Anadolu kültüründe şimşir ile ilk bilgileri M.Ö.2000 yıl öncesinde Hitit tabletlerinde görülmektedir.Hititlerin “şimşalu “ dedikleri şimşir ormanlarında AHTAHŞUM  bayramı kutlanır (Nevruz’a benzer baharın ilk aylarında 38 gün süren ve Güneş Tanrısı Arinna adına bilinen AHTAHŞUM(Çiğdem) bayramında şimşir ağacı ile ilgili ayinler yapılırdı (Ertem,H.2013).
Günümüzde, Gürcistan’da 28 nisanda “ dzoba” denen bir şimşir bayramı kutlanmaktadır. Bu bayramda arkadaşlar ve akrabalar birbirlerine şimşir dalları hediye etmektedirler.Şimşir dalları mezarlıklara götürülerek mezarın üzerine serilmektedir (Torlak,H.2013).
Bulgar kültüründe kan kardeş olmak isteyenler; şimşir dallarından buket yaparak birbirlerine verirler,sonra kollarını kanatarak yalarlar (Balcı,Ö.2013).
Trakya’da(Kırklareli) düğünlerde kızın sağdıcının şimşirden hazırlamış olduğu”ahret çiçeği” alınmaya gidilir.Bu uygulama ile Bulgar kültüründeki kan kardeş uygulaması, şimşirin –sıkı dostlukların sembolü-olduğunu göstermektedir.
Anavatanı Türkiye ve Akdeniz Kıyıları olan şimşirin yaprakları zehirlidir.Şimşir yaprakları ile köklerinde rezin,uçucu yağ,zamk ve buksin grubu alkoloidler bulunur.Esasen şimşirin alternatif tıpda kullanılması son derece tehlikelidir.Örneğin 750 gram şimşir yaprağı yiyen atların öldüğü görülmüştür.
         KEL BAŞA ŞİMŞİR TARAK
“Kel başa şimşir tarak” atasözünün açıklaması; günümüz Anadolu’sunda gereksiz ve anlamsız işler yapıldığında kullanılır. Ancak Anadolu Halk Tıbbında (Etnobotanikte), şimşir ağacının haşlanarak elde edilen suyunun (dekoksiyon), kellerin saçının çıkmasında kullanılması ,bu ağaca tarak yapılmasında öncelik tanınmasına yol açmış olmalıdır.
Sayın  Torlak’ın sözleriyle;” her daim parlak şimşir yaprakları gibi güleç, sarı çiçekleri gibi de aydınlık bir yaşamınız olsun ! “ diyerek esenlikler dilerim.

Bu yazı toplam 1266 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim