• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 3 °C

SİVAS VE GAVUR DAĞI HATTININ DOĞUSU

Hasan Dinç

Başbakanın danışmanları ve onun siyasi konuşmalarını hazırlayanlar her nasılsa onu hep zor duruma düşürüyorlar. İç ve dış politika konularıyla ilgili yaptığı konuşmalar kısa süre sonra hem kendini, hem ülkeyi zora sokuyor. Arkasından ya Başbakanlık basın müşaviri ya da ilgili görevli konuşmayı, “Sayın Başbakanımız aslında şöyle demek istemişti. Konuşma yanlış anlaşıldı ya da tercüme hatasından kaynaklanan bir hata ile öyle anlaşılmıştır” diye düzeltme ihtiyacı duyar ve konuşmayı törpüleyerek yeniden servis eder. Son dönemde Başbakanın konuşmalarını düzelterek “Sayın Başbakan aslında şöyle demek istemiştir” diyenlerin arasına Sayın Cumhurbaşkanımız da katılmıştır.

Sayın Başbakanın başta MHP ve CHP olmak üzere muhalefet partilerini eleştirip halk indinde itibarsızlaştırmak isterken, onları “Sivas'ın doğusuna gidememekle” itham etmeyi bir alışkanlık haline getirdiğini bilmeyen yoktur. Geçtiğimiz yıl yapılan yerel seçimlerden bu yana meydanlarda ve TBMM'inde yaptığı konuşmalarda sıkça tekrar ettiği sözü ne maksatla söylediğini açıklamadığı ve içini doldurmadığı için herkes istediği gibi yorumlamakta ve istediği anlamı vermekte kendini serbest hissetmektedir.

Bazılarına göre bu partiler Sivas'ın doğusundan oy alamamakta ve o bölge insanı tarafından kabul görmemektedir. Başbakan bu sözüyle bunu ifade etmektedir. Bazılarına göre ise adı geçen partiler bölge partisi olup henüz Türkiye partisi haline gelememişlerdir. Başbakan bunu söylemeye çalışmaktadır. Yine bazıları MHP ve CHP'yi Kürt gerçeğini kabul etmedikleri için Kürt'ler tarafından kabul görmemekte ve Sivas'ın doğusunda teşkilatlanamamaktadırlar. “Başbakan bunu söylemek istemiş olabilir” demektedirler. En tehlikeli yorum ise MHP ve CHP'nin bölgeyi kendileri için güvenli hissetmediklerinden dolayı gidemeyecekleri şeklinde yapılan yorumdur. Yukarıdaki yorumlara daha başkalarını eklemek mümkündür ve de yapılmaktadır. Konuya hangi yorumdan yaklaşırsanız yaklaşın Türkiye'nin bütünlüğü ve üniter yapısı bakımından, milletimizin birliği ve beraberliği açısından endişe duymamak mümkün değildir. Böyle bir sözün Başbakan tarafından fütursuzca ve sıkça tekrarlanması endişenin katlanarak artmasını sağlamakta, karamsarlığı daha da artırmaktadır.

Aslına bakılırsa Sayın Başbakanın kafasında Sivas'ın doğusu ve batısıyla bölünmüş bir Türkiye bulunmaktadır. Açıkça anlaşıldığı gibi Sivas'ın doğusu, bazı NATO karargahlarındaki gizli odalarda ve Amerikan gizli servislerinde hazırlanan bölünmüş Türkiye haritalarına uygun düşmekte, vatanımızın o bölgesi müstakbel BÜYÜK KÜRDİSTAN devletine tahsis edilmektedir. Çeşitli zamanlarda bazı resmi yayınlarda yayınlanan bu haritalar, ilgililerin yarım ağız yalanlamalarına rağmen gerçeği ifade etmekte, yukarıdaki yorumları gerçeğin hazmettirilmesi için yapılan ön çalışmalar olarak değerlendirmektedirler. Başbakanın muhalefet partileri için söylediği “Sivas'ın doğusuna gidemezler” söylemi de bu gerçeğin iç politikaya yansımasından başka bir şey değildir.

Konuyu sade bir güvenlik meselesi olarak ele alıp, o bölgenin bazı partiler için yasak bölge haline gelmesi, bir siyasi iktidar için çok büyük bir ayıp iken, Başbakanın bunu muhalefeti karalamak için kullanması, üzerindeki ayıbın katmerleşmesi anlamına gelmektedir. Bölgenin ayrılıkçı terörün hakimiyeti altında olduğu, kendisinin bile bölgeye giderken aldırdığı olağanüstü tedbirlerden anlaşılmaktadır. Bu şartlarda bile konuyu muhalefeti yıpratmak için kullanmaya devam etmesi, danışmanlarının memleket gerçeklerinden yoksun olduğunun ve kendisinin de bu durumu olağan kabul ettiğinin bir göstergesidir.

Geçtiğimiz hafta sonu MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli bu konuya cevabı Şanlıurfa'dan verdi. Partisinin “Kürt açılımına” hayır anlamındaki “BİN YILLIK KARDEŞLİĞİ YAŞA VE YAŞAT” mitinglerine Şanlıurfa'dan devam eden Sayın Devlet Bahçeli, hem açılım politikalarına hem de yapılması gündeme gelen Anayasa değişiklikleri ile ilgili düşüncelerini geniş ve yoğun katılımlı Şanlıurfa mitinginde halkla paylaştı. Gerçekte ise Başbakanın yukarıdaki düşüncelerine onun anlayacağı dilden tokat gibi bir cevap verdi. Konuşmasına “Ben buraya sizlerden oy toplamaya, aklınızı çelmeye gelmedim. İnançları istismar etmeye, ayırmaya bölmeye, küstürmeye gelmedim. Urfalıyla kucaklaşmak, dertleşmek için geldim. Sonra da Başbakan Erdoğan'ın kafasındaki Sivas'ın doğusuyla Gavur Dağı ekseninde oluşan sınırı yıkmaya geldim. Uydurulan fitne ve iftira gıybetlerini aşmaya geldim. Ayrılmanın değil kavuşmanın, farklılaşmanın değil buluşmanın dilini konuşmaya geldim. Bin yıllık kardeşliği yaşamaya ve yaşatmaya geldim” diyerek başladı.

Şanlıurfalıların şahsında bütün bölge halkına açılım politikalarının gerçekte Türk milleti için bir yıkım politikası olduğunu söyledikten sonra “Bizi bölemezsiniz, ayıramazsınız, birbirimize karşı kışkırtamazsınız diye haykırın” çağrısında bulundu ve “ Türk milleti bunu yapacak asalette, kudrette, güçte ve ahlaktadır. İşte millet olma da budur” dedi.

Devlet Bahçeli “Açılım politika”larını anlatırken Şanlıurfalılara “ Uyanık olunuz. Bu politikanın klavuzu İmralı, taşeronu hükümet ve merkezi Amerika'dır” dedikten sonra “Bölünme hiçbirimizin hayrına olmayacaktır” ikazında bulundu. Sonra da “Dik durun. Demokrasi açılımı, kardeşlik ve huzur açılımı, milli birlik açılımı gibi yalanların arkasındaki tuzakları anlayın. Bütün bu oyunun arkasını görün. Ya bu topraklar ve üzerinde yaşayan millet bir ve bütün tutulacaktır, ya da Anadolu'dan atılacak ve tarihten silinecektir. Bunun adı tarihi haçlı seferidir. Bir yanda İslâm orduları komutanı Selahattin- Eyyûbi, öbür yanda haçlı artıkları. Açılım denen yıkımla yapılmak istenen budur. Bir yanda milletimiz, inançlarımız, değerlerimiz ve bayrağımız; diğer yanda yine haçlı kalıntıları. Bunu görmek, bunu bilmek lazımdır” tavsiyelerinde bulundu.

Açılımın müşahhas örneklerini verirken de “Habur'da PKK'lıların nasıl karşılandığını gördünüz. Urfa'lı kardeşime yıllardır musallat olan eli kanlı katilin izzet ikram bulduğuna tanık oldunuz. Urfa'lıya hayatı zindan eden PKK'lıların kucaklandığını izlediniz. Bu güne kadar canilere gösterilen yakınlığı size gösteren oldu mu? Kandil'den gelenlere yapılan karşılamayı size yapan oldu mu? Hangi birinizin davasında hakimler ayağınıza geldi? Hangi sorununuzda devletin müsteşarı kapınızı çaldı? Ekmeğinizi kazandığınız yörelerden dönerken Urfa'ya hangi hükümet yetkilileri törenle karşıladı? AKP ile tahrip olmadık, çarpıtılmadık hangi mukaddeslerimiz kaldı? Zalim ile mazlum, katil ile maktul, cani ile şehit, Terörist ile katil aynı kefeye kondu, birbirine karıştırıldı. Açılım diyenlere soruyorum. Urfa'lıdan istediğiniz nedir? PKK'ya teslim olmasını mı istiyorsunuz? Bölünmeye rıza göstermesini mi umut ediyorsunuz? Fitne fesada çanak tutmasını mı, ayrışmaya ve ufalanmaya göz yummasını mı bekliyorsunuz? Bin yıllık kardeşliğin çiğnenmesine karşı kör olmasını, sağır olmasını, lâl olmasını mı hedefliyorsunuz?” diye konuyu tamamladı.

AKP'nin girişimleriyle gündeme gelen Anayasa değişikliği konusuna da değinen Devlet Bahçeli bu konuda “Şimdi Anayasa üzerinden kutuplar mı yaratalım? Şimdi mahkemeler üzerinden cepheler mi oluşturalım? Sorarım sizlere yoksulluğun sebebi Anayasa mıdır, yoksa beceriksiz iktidar mı? İşsizliğin sebebi Anayasa mı, teslimiyetçi iktidar mı? Bölücülüğün azmasına sebep Anayasa mıdır, yoksa işbirlikçi iktidar mı? Anayasa değişince Urfa abad mı olacak? Bunlar yoksulluğun üzerini örtmek, kendilerini aklamak peşindedir.” demek suretiyle Anayasa değişikliğinin sun'i bir gündem olduğunu ve gerçek konuları halka unutturmak için icat edilmiş bir konu olarak gündeme taşındığını ifade etmiştir.

Konuşmasının en sonunda Başbakana “Şanlıurfa'dan sesleniyorum. Sayın Başbakan nereye kaçarsan kaç, okyanus ötesine Amerika'ya da gitsen seni getirmezsem namerdim. MHP buna izin vermez. İnsanımız, yetimin malına göz dikenlere, garibanın ahını alanlara, mazlumun malını çalanlara, şehit ve gazilerin hatıralarını incitenlere hakkını helal etmez. Bu dünyada hesabını kendisi sorar, öte dünyada da Allah affetmez” diyerek konuşmasını tamamladı.

Aynı gün CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal da Sivas'ın doğusundan Siirt'ten seslendi. Bu seslere muhataplarının kulak vermelerinde kendileri için fayda mülahaza ederim.

30.03.2010


Bu yazı toplam 1496 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim