• BIST 89.109
  • Altın 146,701
  • Dolar 3,6410
  • Euro 3,9269
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 10 °C

Sivil Anayasa çalışmaları ve türbanın altına saklananlar

Mustafa Öz

Dünyanın her ülkesinde gelişmelerden doğan ihtiyaçlar göz önüne alınarak ANAYASALARDA değişiklikler yapılmaktadır.

Ülkemizde de Teşkilatı esasiye ile birlikte 1924, 1960, 1982’de anayasa hazırlanmıştır. Özellikle 1960 anayasasından sonra yapılan anayasalar üzerinde hiç tartışma son bulmadığından sürekli değişiklik talepleri gelmiş, bu taleplerin çoğu da gerçekleşmiştir. Anayasalar toplumsal uzlaşma ve mutabakatla yapılan METİNLERDİR. Bir kesimin, bir sınıfın, belli hareketin anayasası olmayıp, MİLLİ bir Uzlaşma gerektirir. Milletin tamamını kucaklar.

Ülkemizde 1982 anayasası Askeri bir darbe sonunda hazırlanmış, milletin % 92 oyu ile kabul görmüştür. Buna rağmen ülkede her önüne gelen tarafından bir ucundan tartışmaya açılmış ve bir çok maddesinde değişiklik yapılmıştır.

Anayasada değişiklik talepleri bitmemiş, çoğu siyasi partimizde ANAYASANIN YENİDEN ele alınmasını programına koymuştur. AK Parti 22 Temmuz seçimlerinde sivil bir anayasa sözü ile milletin karşısına çıkmıştır.

Seçimlerden %47 oyla çıkması, Cumhurbaşkanını da kendi partisinden seçtirmesinden sonra sivil…! ANAYASA çalışmalarını kapalı kapılar arkasında sipariş verilen Prof. Ergun ÖZBUDUN ekibine yaptırmıştır. Bu bilim ekibinin en önemli özellikleri LİBERAL, 2. CUMHURİYETÇİ ve de uluslar arası MCO örgütleriyle bir takım organizasyonlarda beraber olmalarıdır.

Hazırlanan (sipariş edilen) taslak AK Parti’nin gözü kara yöneticilerinin görüşüne sunulmuş ve artık AK Parti taslağı haline gelmiştir. Partinin lideri de özellikle bu taslağa sahip çıkmış, taslağın bazı maddeleri kamuoyuna açıklanmış ama tamamının açıklanması geciktirilmiştir.

AÇIKLANAN YÖNÜYLE TÜRBAN TARTIŞMALARI BAŞLAMIŞTIR

Anayasa taslağının üniversitelerde TÜRBAN yasağını kaldıracak düzenleme içerdiği sızdırılınca kıyamet kopmuştur. Neden özellikle Türban konusu sızdırılıyor? Bu ülkede son dönemde TÜRBAN dan beslenen siyasiler türemiştir.

TÜRBAN yasağı ile LAİK olunacağını sanan LAİKÇİLER, türbanı kullanmıştır. TÜRBAN ile İNANÇLI olunacağını sanan İNANÇ HORTUMCULARI insanlarımızın inançlarını sömürmüşler. Bu sorunu kangren yapıp bu hale getirmişlerdir. Şimdi özellikle milletin hassas olduğu bir konuyu iktidar partisi gündeme taşıyarak, Anayasanın özünde yapacağı TARTIŞMALI değişiklikleri TÜRBANLA örtmeye çalışmakta, diğer yandan da bu anayasayı TÜRBANA endeksleyerek TÜRBAN MAĞDURİYETİ İLE halka götürüp kabul ettirmek istemektedir. Kanımca TÜRBAN bu anayasanın kullanılan siyasi bir MANEVELESİ, MAŞASI, MEŞALESİ’dir. Çözecek insan 365 milletvekili olduğu dönemde çözerdi..!

Peki bu sorun böyle kalmalı mı..? Tabiîki hayır. Hizmet alan ile veren arasındaki ayırım iyi tahlil edilerek kesinlikle çözülmelidir.

Sorunu çözerken yenilerini de eklememelidir. Bu ülkede DİN denince kendilerinden başkasını kabul etmeyen TARİKATLAR, CEMAATLAR var.

Her biri kendini farklı kılma ve İSLAMİ yönden ayrıcalıklı hale getirme adına farklı kılık kıyafet ve TİP OLUŞTURMAKTADIRLAR. Tipinden hangi cemaat, hangi TARİKAT anlıyorsunuz. Zaten onların amacıda bu. İslamın orta yol tavsiyesi onların işine gelmiyor.

TÜRBANA TAKILARAK GÖZDEN KAÇIRILANLAR

Bu taslağı kimler savunuyor..? Arkasında kimler var..? Bu taslağı hazırlayan zihniyeti belirtmiştik: 2. Cumhuriyetçiler Liberal ve yeni Liberaller. Dönek solcular, Yurt dışındaki MCO örgütleriyle ekonomik ve organik bağ kurmuş olanlar. Siyasal İslamcılar, Cemaatlar ve Tarikatların bir kısmı, Etnik Milliyetçilik yapanlar ile AB Teslimiyetçileri ve ABD güdümündekiler. Yani günümüzün MANDA VE HİMAYECİLERİ ile birlikte olan siyasiler.

Bunlar diyor ki: “UTANGAÇLIĞA GEREK YOK, ÇEKİNMEYE GEREK YOK...”

Bu anayasa FAŞİST, SOSYALİST, KEMALİST, OTORİTERYEN değil: İDEOLOJİSİ OLMAYAN, MİLLİ ÖZELLİK TAŞIMAYAN, ÖZGÜRLÜKÇÜ ÇOĞULCU LİBERAL bir ANAYASA OLDUĞUNU bağırarak çekinmeden söylemeliyiz.

Kapalı kapılar ardında hazırlanıp bir avuç siyasi tarafından olur verilen anayasa taslağının getirdiği madde aralarında;

- Cumhuriyet tartışmalı

- Türklüğü etnik kimlik olarak alt sıralara yerleştirdiği

- Askeri siyasetin güdümüne soktuğu

- Türkçeyi azınlık dili haline getirdiği

- Anayasal kurumları siyasi birer kurum haline dönüştürdüğü

- AB ve ABD emperyalizmine Liberallik adına tüm kapıları açtığı. Liberal olmaktan kişi hak ve özgürlüklerini artırmadan kastedilenin ülkeyi sosyal devlet olmaktan çıkarıp yerli ve yabancı kapitalistlerin ve uluslar arası sermayenin güdümüne sokmak olduğu, milli özelliklerin yok edilerek: çok dilli, çok dinli, çok kültürlü bir yapı oluşturma amacı taşıdığı anlaşılınca kıyamet koptu.

İktidarın TÜRBANIN arkasına gizlenme ve yeni mağduriyet yaratma POLİTİKASI bu sefer kısa sürede anlaşıldı.

Tartışılmadan uzlaşılmadan yapılacak anayasanın kimseye yarar sağlanamayacağı ortaya çıktı.

Toplumun değişik kesimlerinden gelen tepkiler artınca bu tepkileri göğüslemek bu taslağı hazırlatan siyaset makamınca olması gerekirken çok enteresan: Tepkileri bir avuç malum taslakçı ile bir CEMAATİN yazılı ve görsel medyası ile söz söyleyicileri üstlendi. Çok garip değil mi...!

Eğer bir Anayasa gerekiyorsa ki gerekiyor. Toplumun gerçek ihtiyaçları, milli hassasiyetleri, ülkemizin tarihi gerçekleri dikkate alınarak UZLAŞMA içinde hazırlanmalıdır. Tezgah altı metotlarla hazırlanmamalıdır. RÖVANŞ almak, yeni tartışmalar, kutuplaşmalar başlatmak için hazırlanmamalıdır. Kurum ve kuruluşlara, Devlete diş bileyenlerce hazırlanmamalıdır. Soroz ve benzeri kuruluşlardan beslenenlerce hazırlanmamalıdır. Dini hassasiyet gözetir görünüp kime hizmet ettikleri belli olmayanlarca hazırlanmamalı ve sadece onların desteği ile yetinilmelidir.

Anayasamız renksiz, ideolojisiz ve Liberal olacak diye milli birliğimiz, kültürümüz, inancımız yok edilmemelidir. Haklar olmalı, sorumlulukta olmalıdır.

Özgürlük olmalı, ancak disiplinsizlik de olmamalıdır.

“BIRAKINIZ YAPSINLAR, BIRAKINIZ GEÇSİNLER” Bu sloganı, Liberalizmin en klasik sloganıdır. Ancak en kaba Liberaller bile buna uymamaktadır.

Biz Liberal olmakla, karnı geniş olmayı, AHMAKLIĞI karıştırıyoruz.

Demokrasi hınç alma rejimi değildir. Uzlaşma rejimidir.

Doğruya TARTIŞARAK ve UZLAŞARAK varabiliriz.

28.09.2007

Bu yazı toplam 503 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim