• BIST 1.127
  • Altın 497,453
  • Dolar 8,2591
  • Euro 9,6937
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 15 °C

SİYASETİN BECERİLERİ!

İlhami Candemir

          Sayın okuyucular-bilmem takip ediyor musunuz- bir aydan bu yana yazı yazmıyorum. Tabii ki bunun çeşitli nedenleri var.O nedenler bende kalsın ama insan öyle bir olayla karşılaşılıyor ki - girmek istemeyen birisinin aniden havuza atlaması gibi- kendisini bilgisayarın karşısında buluyor.İşte  bu gün de öyle oldu. Birkaç gündür doğal gaz keşfi ile yatıyoruz ,doğal gaz keşfi ile  kalkıyoruz. Bu haberleri izlerken merhum Kemal Sunal’ın oynadığı bir film aklıma geldi; Filimde, milli piyango satan kişi bileti uzatıp “alır mısın abi” deyince”  onun “hayır almam, alıyorum, alıyorum  çıkmıyor”  cevabı karşısında  satıcının“ya çıkarsa abi”  demesinden  sonra aldığı ve büyük ikramiyenin o bilete isabet ettiği anlatılıyordu. İşte ben de diyorum ki her ne kadar yıllar içersinde bu kabil müjdelerle çok karşılaşıldığı, bunların tabir caizse “kof-İçi boş” çıktığı dillendirilmekte ise de ben  “ya doğruysa” diyerek “umut fakirin ekmeğidir” misali sevindim. Ancak bu müjdenin halka sunuluş biçimi biraz abartılı oldu gibi geldi bana. Nedenine gelince derken, medyaya Giresun’daki heyelan ve sel haberleri düştü. Tabi konunun  birisini bırakıp diğerine geçmek gibi bir durum  olacak ama “doğalgaz yerinde duruyor, varsa çıkarılır, yoksa üzeri kapatılır” diyerek Giresun’a gelelim. Şehit ve ölülerin olduğu,tahribatın ve zararın çok büyük boyutlarda olduğu haberleri bizleri kahrediyor.Hasta babasına bakmayan evladın babasının ölümünde ağlaması gibi SİYASİLER “yaralar sarılacaktır,devlet  tüm olanakları ile seferber edilecektir” gibi alışık olduğumuz  klasik söylemlere yine başlamışlardır.Bilindiği gibi HOCA  çeşmeden su getirmesi için oğluna testiyi verirken kulağından da çekmiştir,sorulduğunda testiyi kırdıktan sonra kulak çekmenin bir anlamı olur mu dediği gibi bu üzücü olaylar olmadan önce önlemler alınacaktı,şimdi ah,vah demenin bir anlamı yoktur.

             Siyasiler derken belli bir partiyi kast etmiyorum, al birini vur ötekine misali hepsi böyle. Hatırlıyorum,1999 depreminden sonra yıkılan, ağır hasar gören binalarla ilgili hak arama sırasında üç katlı, dört katlı pek çok binanın ruhsatsız olduğu olayları ile karşılaşmıştım. O zamanlarda da öyle idi şimdilerde de öyle. Örnek mi istiyorsunuz hay hay buyurun sizlere bir örnek, eşimin tarlasının imar durumunda üç kata kadar izin vardı, sattık, alan beş kat yaptı. sonra ne oldu imar barışı ile  sevincinden takla attı.Bunları neden söylüyorum,işte Giresun’daki can ve mal kayıplarının nedenlerinden BİRİNCİSİ ve hatta en önemlisi kaçak,düzensiz yapılaşmadır yani DEVLETİN ağır kusurudur.Ben yıllardan beri şunu gözlemlemişimdir,siyaset kurumunun tek düşüncesi “oy  alma hırsı veya oy kaybetme kaygısı” olmuştur.Hal böyle olunca denetim yapılamamış,denetim yapılamayınca da hukuk harekete geçirilememiştir. Hukuk dışı işler yapanlar daima kazançlı, hukuka saygı gösterenler ise daima zararlı çıkmışlardır. Örneğin sık sık çıkarılan vergi barışı, vergi yapılandırılması, imar barışı, 2/B adı ile anılan yasa ile orman alanlarının suçlulara satılması, yaylalara kanuna aykırı olarak yapılan evlere yapı kayıt belgesi verilmesi gibi uygulamaların tamamında yasa dışı eylemlere meşruiyet kazandırılmış, yasalara saygılı olan vatandaşlara ise bu trajediyi seyretmek kalmıştır. Neyse tekrar dönelim Giresun olayına;

              Ben bu konuda HEYELAN başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Bu yazım Bolu Gündem gazetesi’ inde 24/07/2020 tarihinde yayımlanmıştı. O yazımda demiştim ki 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 sayılı yasa ile tüm ormanlar devletleştirilmiştir, o tarihteki hava fotoğrafları ile bu günün hava fotoğrafları karşılaştırıldığında o tarihte ne kadar orman görülüyordu, şimdi ne kadar orman görülüyor açık seçik anlaşılabilir demiştim. O ormanların yerinde şimdi çay ve fındık bahçeleri var, devlet buralara tapu dahi verdi. Şimdi görüyoruz ki suç yine “yapmasaydı, etmeseydi” gibi klasik söylemlerle vatandaşa fatura edilmeye çalışılmaktadır.  

              Sayın okuyucular” olan olmuş bundan sonra ne yapılması gerekir ki böyle olaylarla bir daha karşılaşılmasın” diyenleriniz olabilir. Ben mühendislik eğitimi görmedim ama” aklın yolu birdir” derler ya bu deyişe sığınarak diyorum ki heyelan riski olan arazilere aralıklarla 10-15 metre derinliğe kadar beton kazıkların çakılmasının toprak kayması olan heyelana karşı tutucu- önleyici bir tedbir olabileceği kanısındayım. Kuyuya attım bir taş bakalım mühendisler çıkarabilecekler mi göreceğiz.

               Bu vesile ile tüm Giresun’lulara geçmiş olsun Allah bir daha tekrarını göstermesin diyorum. 24/08/2020

                Hoşça kalın.

Bu yazı toplam 1463 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim