• BIST 107.229
  • Altın 142,587
  • Dolar 3,5512
  • Euro 4,1287
  • Bolu 34 °C
  • İstanbul 34 °C
  • Ankara 34 °C

SİYASİ ARENADA YENİ FİGÜR

Hasan Dinç

Siyasetle yakından ilgilenenler iyi bilirler ki, partilerin en zayıf oldukları ve de parti içi hastalıkların en yoğun yaşandığı dönemler kongre dönemleridir. Kongrede parti yönetimine gelmek isteyen taraflar her ne kadar birbirlerine saygılıymış gibi görünseler, aralarındaki yarışın “hizmet yarışı olduğunu” söyleseler, kim kazanırsa kazansın “partinin ve demokrasinin kazanacağı” iddiasında bulunsalar ve rekabetin “demokratik çerçevede” devam ettiğini ifade etseler de, gerçekte ne rekabet demokrasinin kurallarıyla izah edilebilir; ne yarışın bir hizmet yarışı olduğu söylenebilir. Üstelik ifade edildiği gibi kim kazanırsa kazansın parti kazanan değil kaybeden olmakta, birbirlerine saygılı olan taraflar sandıklar açıldıktan sonra, en samimi duygularını açığa vurmakta, kırgınlıklar ve de ayrılıklar dönemine girilmektedir. Aynı partiye mensup ve aynı siyasi programa gönül vermiş insanların görünüşte birbirlerine karşı çok sıcak davranışlar sergileseler de birbirlerine karşı gerçekte siyasi ahlâkla bağdaşmayan, hele de demokrasiyle izahı mümkün olmayan faaliyetlere her dönemde şahit olmak mümkündür. Demokratik kuralları en fazla çiğneyenler hep kazanmakta; ahlâki kurallara bağlı kalanlar ise her dönemde kaybetmekte ve siyasi mücadeleden çekilmek zorunda kalmaktadırlar.

Bu durum MHP gibi temeli “İslâm kardeşliği ve Türklük Ülküsüne” dayalı partilerde daha vahim sonuçlara yol açmakta, siyasi rekabet birbirlerine kardeşlik hukukunun ötesinde güçlü bağlarla bağlanmış kişileri bile karşı karşıya getirmekte, yakışıksız siyasi linçlere sebep olmaktadır. Siyasi yarış iman ve ülkü kardeşliğinin önüne geçtiğinde, birbirlerine karşı kullanılan silahlar maalesef yalan, iftira ve dedikodular olmakta;  taraflar olmayan kusurlarının, hiç söylemedikleri sözlerin, yapmadıkları hataların hesabını ödemeye çağrılmaktadır. Kişileri,  rüyasında bile duysa hayra yoramayacağı birçok olumsuzluğu günlük hayatta kardeşlerinden duyması ve görmesi onu hasta etmekte, kahrına sebep olmaktadır. Daha sonrada bunlara kazanan tarafın “Kol kırılır yen içinde kalır” ya da “her zamandan daha çok birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz” vecizeleri söylenir, gönül kazanmaya çalışılır ama darbe alan kardeşlik ve ülküdaşlık ruhunun tekrar eski düzeyine ulaşması mümkün olmaz.  Kongre kazanmak için yenilen herzelerin açtığı yaralar maalesef kalıcı olur.

Bunları neye yazdığımı birçok okuyucum elbette merak etmektedir. 4 Kasım 2012 tarihinde MHP’nin Olağan Büyük Kongresi yapılacak. MHP tarihinde merhum Genel Başkan Alpaslan Türkeş’in ölümünden sonra çok adaylı bir kongre yapmış, bu kongrede cereyan eden bir kısım nahoş hadiseler hafızalarımızdan halen silinmemiştir. Bu kongrede Tuğrul Türkeş’e karşı Sayın Devlet Bahçeli’nin şahsında bütün adaylar birleşmiş ve onun parti genel başkanı olmasının yolunu açmışlardır. O zamandan bu yana yapılan her büyük kongre Sayın Devlet Bahçeli’nin tek başına katıldığı kongre olmuş, rakip aday ya da adaylara seçime katılma hakkı tanınmamıştır. Bundan önceki Büyük kongrede Prof. Dr Ümit Özdağ’ın başına gelenler henüz unutulmuş değildir.

MHP üst karar organı büyük kongrenin 4 Kasım tarihinde yapılacağını ilân ettiğinde, kimlerin genel başkanlığa aday olabileceği merak edilmeye başlandı. Sayın Devlet bahçeli yaptığı basın toplantılarında “ MHP’ye üye olan herkesin genel başkanlığa aday olabileceğini, demokratik kurallara uygun olarak bu hakkını herkesin kullanabileceğini, ancak kendisinin de aday olduğunu unutmamaları gerektiğini” söylediğinde gözler genel başkanlığa aday olabilme ihtimali olan kişilere çevrildi. O günden bu yana genel başkanlığa aday olduğunu açıklayanların sayısı dokuzu buldu.

Kamuoyunda bu dokuz adaydan en tanınanı 57. hükümette Bayındırlık Bakanlığı yapan Sayın Koray Aydın’dır. Halen Trabzon milletvekili olan Koray Aydın genel başkanlığa adaylığını açıkladığı günden itibaren parti tabanına ciddi bir aday olduğunu kabul ettirmiş, diğer adayları çalışmalarıyla sollamıştır. Şimdiye kadar iller bazında yaptığı ziyaretler ve katıldığı televizyon programlarında kendini ve yapacaklarını anlatarak parti tabanında ciddi bir hareket ve heyecan meydana getirmiştir. Bilhassa tüzük kurultayı düzenleyerek antidemokratik bütün uygulamalara son vereceğini, milletvekili seçimlerinde hakim gözetiminde ön seçim yaptıracağını ve genel başkan kontenjanını %5-6’ lara düşüreceğini, geniş kapsamlı üye kayıt kampanyası başlatarak ilk genel seçimlere kadar 3 milyon üye kaydı gerçekleştireceğini, Anadolu’yu karış, karış gezerek halka mesajlarını birebir ileteceğini, Ankara’da oturmakla bu işin gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, meydanlara inerek hükümeti halka şikayet edecek mitingler düzenleyeceğini, bu partiye bir gün bile girenleri tekrar kazanmaya çalışacağını, küskünlükleri ve kırgınlıkları ortadan kaldırarak MHP’ye iktidar yolunu açacağını söylemesi kendisini genel başkanlık yarışında iddialı hale getirmiştir.

Durumu yakından takibeden partinin genel merkez ekibi Koray Aydın’ın yükselen çıtasından tehlikeyi hissetmiş olmalı ki partinin resmi yayın organı durumundaki ORTADOĞU gazetesinden bilinen mücadele usulünü yeniden başlatmıştır. Bu gazetenin malum yazarları Sayın Koray’la ilgili doğru olmayan bazı itham ve iftiralarını yazmaya başlamışlardır. Koray Aydın’ın adının yolsuzlukla anıldığının, MHP grubunun en tembel milletvekili olduğunun ve son dönemlerde de delegeleri parayla satın almaya teşebbüs ettiğini fütursuzca ifade etmeye başlamışlardır. Bu yazarlara göre Koray Aydın hakkında Yüce Adalet Divanı görevini yapan Anayasa Mahkemesinin oy birliği ile verdiği beraat kararının, 57. hükümetin en çalışkan bakanı olarak bilinmesinin ve de ülkücü iradenin parayla alınıp satılamayacağı gerçeğinin bir anlamı yok. Onlar “Gözlerimi kaparım, görevimi yaparım” nakaratıyla söylemeye, yazmaya devam edeceklerdir.

Büyük kongre yaklaştıkça, MHP Genel Merkezinden yapılan açıklamaların, düzenledikleri yemekli toplantıların ve teşkilatlara yaptırdıkları “Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin” yanında olduklarına dair açıklamaların, Koray Aydın’ın gelişinden ciddi kaygı duyduklarını göstermektedir.

Geleceğe dair önsezilerim çok kuvvetli değildir. Ancak siyaseti yorumlama yeteneklerimi yakın çevrem çok iyi bilir. Buna güvenerek diyorum ki 4 Kasım tarihi Türk siyasetinde ve MHP tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olacak, siyaset yeniden hareket kazanacaktır. Belki de Ülkücü hareket maküs talihini demokratik usullerle yenecek, bir genel başkanı kendi delegeleriyle tahtından indirecektir. Böylece Türk Siyaseti Sayın Koray Aydın gibi yeni bir figürle tanışacaktır. Devlet adamlığı noktasında üstün niteliklerinin bulunduğu tartışmasız kabul edilen Sayın Devlet Bahçeli de Cumhurbaşkanlığına MHP’nin adayı olarak girme ve de inşallah ÇANKAYA’ YA kaybettiği kişiliği tekrar kazandırma imkânını bulacaktır.

NOT: Bütün okuyucularımın yaklaşan Kurban Bayramını tebrik eder, nice bayramlara mutluluk ve huzur içinde kavuşmalarını dilerim.

23.10.2012

Bu yazı toplam 1145 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim