• BIST 89.764
  • Altın 145,339
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 16 °C

Sohbetin altına dönüşümünde Garanti Bank -6-

Mustafa Namdar

            16.06.2005

AB sürecinde Tavukçuluk sektöründe başarıya ait yol haritasının çizilmesinde ilimiz, tavukçuluk sektöründe önemli mesafeler alan Bolu Tavuk işletmecileri görüşlerini açıklamaya başladılar. İlk söz, Erpiliç Yönetim Kurulu'ndan Genel Müdür Yardımcısı Sn. Süleyman Öztürk'ündü.

-Erpiliç her yıla modern tesisleriyle kendini yenileyerek girmektedir. Günlük kesim her geçen gün artmakta. Tavukçuluk 1970li yıllarda küçük işletmelerle piyasaya girdi. Türkiye'de 140.000 ton tavuk Bolu'dan karşılanmakta. Bu konuda Bolu'ya 130 trilyona yakın bir girdi sağlanıyor. 2010 yılına kadar üretim 300 bin tonlara çıkacak çalışanlarda da bu sayı artacaktır.

Şerafettin Erbayram: Bolu Kalite Yem Sanayi Yön. Kurulu Başkan Yardımcısı.

-1980 yılında Yem Sanayi ile işe başladım. 1995 yılında Bolca Hindi adıyla hindi sektörüne girdim. Eğer bir ülkede tavuk eti parçalanıp tabağa konmuşsa hindi de ekonomik boyutlarda parçalanabilir ve ailelerin tercih nedeni olarak sofralarına getirilebilir diye düşündüm. Bu gün tavuk sektörünün %10 hissesini alıyor.

-Hindi eti bütün tencere yemeklerinde kullanılma özelliğine sahip. İsrail’de fert başına tüketim 15 kg. Biz bu seviyelerin altındayız.

-Hindicilik araştırma istasyonları diye dört istasyon vardır. Koruyucu hekimlik olmadığı için, günümüzde siyah mera hindisi üretimden çekildi.

-Hindi de tavuk eti gibi entegre bir işletmeciliktir. Sözleşmeli tarımın bir parçasıdır. Bolu’da kanatlı hayvancılık sistemi AB koşullarında uygundur. Türkiye’deki üretim 45 bin tondur. Bu rakam 2005’de 50 bin tona ulaşmıştır.

-Tüketimi artırmak için neler yapılmalı? Bunun için üretim pembe et olarak teşvik edilmeli, sözleşmeli üretim istikrarlı bir modeldir. Hijyenik ve kontrollü üretim sayesinde gıda güvenliği vardır. Özel önem taşıyan sektör olarak, tanımlanmalı. Mali kolaylıklar sağlanmalı. Yem fiyatları aşağıya çekilmeli. Tüketici hakları gibi üretici hakları da kanun kapsamına alınmalı.

-Zirai yapılaşmada m2 üzerinden alınan zemin etüdü proje giderleri, inşaat ruhsatı giderleri sigorta primleri vb.giderler yüksek tutulmamalı. Bizim maliyetleri düşürmemiz gerekir.

-Bolu’nun iki konusu var. Turizm ve kanatlı hayvancılık. Çevre faktörü kesinlikle düşünülmemeli. Eğitim, gözardı edilmemeli. 24 kuruluşumuz biraraya geldi. Sorunların çözümü, çevre eğitim konusunda araştırmalar yapılıyor. Ovada yapılan tavukçulukta bazı sorunlar var, çözümüne çalışılıyor.

Mustafa Aksoy: Akpiliç Yönetim Kurulu Başkanı;

Konuşmasına başlarken, salondan ayrılan Belediye Başkanı’na toplantıya gidiyor diye göndermede bulunan Sn. Aksoy, 35 bin adet günlük kesim yaptıklarını, sektör olarak AB’ye girmeye hazır olduklarını söyleyerek, devamla;

-Bazen kendi kendimizi imha etme durumunda kalıyoruz. Türkiye’nin AB’ye girebilmesi için, üçüncü dünya ülkeleri arasına girmesi gerekiyor.

-AB’nin bir kısım engelleri var. Kesimhanelerde veteriner bulundurmamak. Kayıtların tutulmaması. İhracatla ilgili aynı birimlerin bulunmayışı gibi.

-Yapılan denetlemelerde alınan raporlar olumlu. Denetleyici devlet olmalıdır. Kümesten sofraya kadar tavuğun gelişimi tutulan kayıtlardan belli olmaktadır. İyi niyetli, herkese işletmelerimiz açıktır.

Dr. Sait Koca: Beypiliç Genel Müdürü;

-Tavukçuluk konusunda bürokratik işlemler konusunun ayağından bahsedeceğim. İstihdam ayağı geniş bir sektörüz. 100.000 ton üretimimiz var. Sektör bu hale zorlama yapılmadan geldi. AB’ye göre üretim yapıyoruz.

-Domuz işletmeciliği üzerine yönetmelikler çıkarılıyor da kümesler düşünülmüyor. Bu durumda kümesleri kapatmak lazım.

-Gübre konusunda bakanlılarla tartışıyoruz. Tavuk gübresinin çevreye zararı yoktur. Bu konuda bilen de bilmeyen de konuşuyor. Yani ağzı olan konuşuyor.

Ömer Görener: Banvit Genel Müdürü;

-Türkiye’de Ekolojik, Biyolojik, Naturel organik tarım %1’in altında rağbet görüyor. Biz gümrük birliğinden falan giremedik. AB bir tarım birliğidir. Buralarda bütçelerin yarısı tarımı desteklemeye gidiyor. Türkiye’de maalesef ihracat yok. İhracat ciddi politikalar gerektiriyor. Ukrayna’da mısır 70 dolara iken, biz 250 dolara mısır alıyoruz. Türkiye çiftçiyi değil, mazotu destekliyor. İhracatalarda AB 600 Euro destek veriyor. Bu konuda Ankara yetersiz kalıyor. AB’de Türkiye tarımını temsil eden üç kişi var. Toplam da otuz kişiyle temsil ediliyorsak, yazık bize.

AB, sizin gıda güvenliğiniz yetersiz diye engeller koyuyor. Bu konuda devletimiz garantör olmalı. AB ile yanlış bir öngörümüz var.

Bizim de kapılarımız açılacaktır dedi ve ikinci oturum sona erdi.

Bu yazı toplam 203 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim