eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

SON DURAKTAN BİR ÖNCESİ

Mustafa Namdar

Doğumla ölüm arasındaki durak noktalarında, yaşamı şekillendiren, acısıyla tatlısıyla, heyecan ve umutla renklendiren dönemler vardır. Doğum iradesi elinde olmayan çocuk, ağlayarak dünyaya merhaba derken teslim edilir ana kucağına. Kim bilir, belki doğarken görüyordur geleceğini. Durak noktalarında kendisini nelerin beklediğini görmesindendir bebeğin ağlaması. Çocukluk, gençlik, sorumluluk, aile olma, çalışma sonu evreleridir, yaşanır acısıyla tatlısıyla. Geçen zaman diliminde sırtımızın kamburu olur yaşlılık. Delişmenlik çağlarının arkada kalan izleri geçer gözümüzün önünden birer birer. Fiziğiniz kimyanız değişerek geçiyordur zaman dilimi, bedeninizden bir şeyleri erozyona uğratarak. Kalabalığa açtığınız gözlerinizin o canlı parlak feri kalmamıştır. Alaca karanlık seçersiniz etrafınızı. Yumuk yumuk ellerinizin derisi, yer yer çatlamış olarak sarar parmak kemiklerinizi, avuç içlerini, hatta bütün iskeletinizi. Dizlerinizin dermanı kesilmiştir, elde baştan en büyük dost olarak taşır bedeninizi. Belleğiniz bulanıktır gelir geçer anılar, arada bir derin ahhh çekerek hatırlamaya çalışırsınız geçmişi. “Neydim, ne oldum” diye hayıflanırsınız son duraktan bir öncesinde buluştuğunuz eski dostlarınızla.
Son duraktan bir öncesi, yaşlıların toplandığı duraktır. Orada bazen yalnız, bazen yaşıtlarınızla buluşursunuz. Çoğu huzur evlerinde, ya da hastane köşeleridir buluşma noktaları. Cana can katacak buluşma noktalardır buralar. Tanıdık tanımadık, geçmiş olsun dileklerinizle rahatlarsınız, bazen kendinizden zor durumda olanları gördükçe halinize şükredersiniz.
Torununuz, çocuğunuz yaşındadır, şifa beklediğiniz doktorlar. Onları görmek bir umuttur, bir sevinçtir adeta. “Neyiniz var?” dediklerinde, heyecanlanır anlatamazsınız derdinizi de “Neyim yok ki, Doktor Bey, Doktor Hanım” diyerek belleğinizden kerpetenle söküp alarak aldığınız kelimeleri titrek bir ses, kesik kesik nefesle anlatmaya çalışırsınız.
Zordur hastane köşelerinde beklemek. Sabırsızlanır, heyecanlanır, öfkelenirsiniz, bir an önce muayene için. Tam sıranız gelmiştir, görevlilerden birisi bir başkasını geçirivermiştir önünüze. Asabınız zaten bozuktur ama gene de, güngörmüşlüğün nezaketi içinde, başınızı öne eğer, sessiz kalmayı tercih edersiniz. Oysa oraya bir ekran konmuştur. O ekranı takip etmeniz söylenir. Bütün dikkatinizle oraya odaklanırsınız. Tam sıra geldi derken, sıra numarası birden düşüverir ilk sıralara. Tekrar sorarsınız “Kaynak mı yapılıyor, N'oluyor?” diye. Cevap hazırdır görevlide; “O yatan hasta, onun için öncelik verildi.” Beraber geldik, nasıl yatan hasta oluyor dersiniz. O zaman da cevap hazırdır; “O sırasını kaçırmıştır.” Oysa kapıda manda gözü büyüklükte yazı vardır; “Sırasını kaçıranlar, muayene sonunu beklerler.” diye…
Kime anlatırsınız derdinizi. Anlatsanız da, bu eğitim işidir diye öğretmene kesilir fatura. Ne yazık ki sistemi bozanlar da, hep kültürlü, eğitimli kişilerdir.
Bu gelişmeleri izledikçe, orta öğretim kurumlarında okuyan son sınıf öğrencilerini uygun ders saatlerinde, örneğin; insan ilişkilerini içeren müfredat programlarının ağırlıklı olduğu derslerde, beşerli gruplar halinde öğrencileri getirip göstermelidir fotoğrafı. Bir gün size de yapılacak aynı davranışlardan rahatsız olmak istemiyorsanız, görevinizi bu fotoğrafı düşünerek yapın diye…

Bu yazı toplam 721 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim