• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

SON OKUDUKLARIM

Hasan Dinç

 

Sağlık sorunlarım nedeniyle sıkça Ankara’ya giderim. Orada Atatürk Araştırma hastanesinde kontrollerimi yaptırır sonra geri dönerim. Ankara Atatürk Araştırma Hastanesi yeni yapılmış ama hor kullanılmış bir hastane görünümündedir. Hele de dış çevresi hiçte içi açıcı değildir. Bir hastane özelliği taşımamaktadır. Bahçe ve çevre temizliği ihtimamı bırak, yapıldığına dair bir izlenim bile görülmemektedir. Ulaşım ve park sorunu ise tam bir felaket. Allah oralara bırakınız hasta olarak sağlam insanları bile düşürmesin.

Neyse konumuz bu değil. Hastanenin içinde, ana girişinden polikliniklere döndüğünüzde kapının hemen sağında bir kitap sergisi bulunmaktadır. Her giriş çıkışta sergideki kitaplara kısacık da olsa bir göz gezindirir, ciddi kitapların sergilendiklerini sevinerek görürdüm. Hasta yakınlarının yatan hastalara beklide en makbul hediyeleri bu kitaplardan seçtikleri olabilir diye akleder, bir müsait zamanımda sergilenen kitaplarla ilgilenmeyi hayallerdim.

Bu fırsatı son gidişimde yakaladım. Kontrollerim bitmiş, hastaneden dönüş için harekete geçmiştim. Yolum yine kitapların yanından geçmekteydi. Zamanım müsait olduğu için pazarlanan kitapların yanına yaklaştım. Sergilenen kitapları hemen, hemen hepsine göz gezdirdim. Dikkatimi çeken kitaplar oldu. Hepsini birden almam doğru değildi. İçlerinden yolculuk sırasında da okuyabileceğim iki tanesini aldım. Bunlardan biri Ali Haydar Arslan tarafından yazılan AŞK ŞEMS-İ TEBRİZİ, diğeri de Prof. Dr. Ali Yaman tarafından yazılan PİR AHMET YESEVİ adlarındaki kitaplardı.

Bolu’ya dönmek üzere otobüse bindiğimde hemen kitaplardan ilk elime geleni okumaya başladım. Bu yukarda da söylediğim gibi PİR AHMET YESEVİ adındaki Prof. Dr. Ali Yaman tarafından yazılan kitaptı. Prof. Dr. Ali Yaman aynı zamanda üniversitemizin bir mensubuydu. Bunu öğrenmem hem kitaba öncelik tanımama hem de daha sıcak ilgi duymama sebep oldu. Prof. Dr. Ali Yaman kitabının hemen başında kendisiyle ilgili verdiği bilgide halen Abant İzzet Baysal Üniversitesi İ.İ.B.F. Uluslar arası İlişkiler Bölümü, Siyasi Tarih Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapmakta olduğunu kaydettikten sonra 2008- 2011 yılları arasında Bolu Halk Kültürü Araştırma Merkezi (BAMER) müdürlüğü görevini de yürüttüğünü kaydetmektedir.  Ayrıca Devlet Bakanlığınca oluşturulan Zorunlu Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersleriyle ilgili komisyonda da görev aldığını belirtmektedir.

Kitabı alırken merak ettiğim Ahmet Yesevi öğretisine doyurucu cevap bulacağımı zannetmiştim. Şimdiye kadar okuduğum kitaplar bu yöndeki açlığımı gidermemişti. Bir akademisyenin kaleminden çıkan ve yalnızca Ahmet Yesevi’ye tahsis edilen bu kitap beklide aradıklarımı bana verebilecekti. Kitabı bu ümitle almış ve hemen okumaya başlamıştım.

Bu yöndeki beklentilerime kısmen cevap bulduğumu hemen okuyucularımla paylaşmalıyım. Yazar daha ziyade Ahmet Yesevi araştırmalarını dikkate alarak bu araştırmalardaki sorunları öne çıkarmakta; Ahmet Yesevi’nin tarihi kişiliğini vilayetnemelerden, rivayetlerden ve eseri Hikmetlerden hareketle okuyucuya sunmaktadır. Anadolu başta olmak üzere Balkanlar’da, Kırgızistan’da, Özbekistan’da Kazakistan’da ve Fergana vadisinde Yeseviliğin izlerini sürmekte;  hem buralar hem de buralarda yaşayan Yesevilik hakkında meraklılarına geniş bilgi vermektir.

Prof. Dr. Ali Aydın 2002 yılında Kazakistan’ın Türkistan şehrinde bulunan Ahmet Yesevi Uluslar arası Türk-Kazak Üniversitesine görevli olarak gitmesi nedeniyle bu çalışmayı yaptığını, Rusya dâhil o coğrafyayı gezdiğini, kütüphaneleri incelediğini, konunun uzmanlarıyla temas geçtiğini ve halkla direk temas kurduğunu ifade ederken, bu bölgelerde yaşayan Yeseviliği bizzat gözlemlediğini belirtmektedir.

Ahmet Yesevi Hazretlerinin Türk Dünyasında bu kadar nasıl etkili olduğunu ve Türk’ler arasında etkisini sürdürdüğünü kaydederken Türklerin dini ritüellerini yaşatmayı sürdürdüğünü; Yesevi meclislerine çengi, rübap, dombıra ve kopuzu soktuğunu; bu meclislerde kadın-erkek bir arada ibadet etmeyi ve raks-ı sema yerine semahları ikame etmesini sebep olarak göstermekte, halkın anladığı dili yani Türkçe’yi kullanmasını da en etkili yol olarak görmektedir.

Bunların yanında Yesevilik ve ayinleriyle ilgili merak edilenleri ve diğer Türk tarikatlarına yani Nakşibendiliğe ve Kadiriliğe Yeseviliğin etkilerini ve bu tarikatlarla oluşmuş farklılıkları da kitapta bulmak mümkündür. Alevilik ve Bektaşiliğinde Yeseviliğin Anadolu ve Balkanlardaki uzantıları olduğu yinelenmektedir.

Kitap bugünkü Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan coğrafyası gezilerek yazıldığı için bir seyahatname özelliği de taşımaktadır. Buraların sosyal, inanç ve kültürel yapıları hakkında da etraflı bilgiler bulunmakta, merak edenleri tatmin edecek zenginlikte bilgiler de bulunmaktadır. Üzülerek kaydetmeliyim ki bu ata topraklarındaki kardeş toplulukların Türkiye ve onun kurucuları hakkında yanlış bir sürü yobazca kanatların sahibi oldukları da kitapta görülmektedir. Prof. Dr. Ali Yaman gibi bir Türk aydınının bu yanlış kanatların kendisine ifade edildiğinde bir tepkisinin görülmediğini, ya da tepkilerinin neler olduğunu kitabına kaydetmediğini üzülerek sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir sevindiğim taraf ise kitapta şimdiye kadar duymadığım teklif halindeki yeni Türkçe kelimelerle karşılaştım. Ses ve yapı itibariyle kulağıma çok hoş gelen bu kelimelerin kullanımının yaygınlaşması her Türk aydınının görevi olduğuna inanıyorum. Hem kitabından hem de bir Türkçe sevdalısı olarak yeni teklif kelimelerinden dolayı Prof. Dr. Ali Yaman’ı kutluyorum. Yesevilik hakkında meraklı olanlara kitabı tavsiye ediyorum. Kitap Nail Yurtseven 0532 571 21 44 nolu telefonundan istenebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

SON OKUDUKLARIM

Sağlık sorunlarım nedeniyle sıkça Ankara’ya giderim. Orada Atatürk Araştırma hastanesinde kontrollerimi yaptırır sonra geri dönerim. Ankara Atatürk Araştırma Hastanesi yeni yapılmış ama hor kullanılmış bir hastane görünümündedir. Hele de dış çevresi hiçte içi açıcı değildir. Bir hastane özelliği taşımamaktadır. Bahçe ve çevre temizliği ihtimamı bırak, yapıldığına dair bir izlenim bile görülmemektedir. Ulaşım ve park sorunu ise tam bir felaket. Allah oralara bırakınız hasta olarak sağlam insanları bile düşürmesin.

Neyse konumuz bu değil. Hastanenin içinde, ana girişinden polikliniklere döndüğünüzde kapının hemen sağında bir kitap sergisi bulunmaktadır. Her giriş çıkışta sergideki kitaplara kısacık da olsa bir göz gezindirir, ciddi kitapların sergilendiklerini sevinerek görürdüm. Hasta yakınlarının yatan hastalara beklide en makbul hediyeleri bu kitaplardan seçtikleri olabilir diye akleder, bir müsait zamanımda sergilenen kitaplarla ilgilenmeyi hayallerdim.

Bu fırsatı son gidişimde yakaladım. Kontrollerim bitmiş, hastaneden dönüş için harekete geçmiştim. Yolum yine kitapların yanından geçmekteydi. Zamanım müsait olduğu için pazarlanan kitapların yanına yaklaştım. Sergilenen kitapları hemen, hemen hepsine göz gezdirdim. Dikkatimi çeken kitaplar oldu. Hepsini birden almam doğru değildi. İçlerinden yolculuk sırasında da okuyabileceğim iki tanesini aldım. Bunlardan biri Ali Haydar Arslan tarafından yazılan AŞK ŞEMS-İ TEBRİZİ, diğeri de Prof. Dr. Ali Yaman tarafından yazılan PİR AHMET YESEVİ adlarındaki kitaplardı.

Bolu’ya dönmek üzere otobüse bindiğimde hemen kitaplardan ilk elime geleni okumaya başladım. Bu yukarda da söylediğim gibi PİR AHMET YESEVİ adındaki Prof. Dr. Ali Yaman tarafından yazılan kitaptı. Prof. Dr. Ali Yaman aynı zamanda üniversitemizin bir mensubuydu. Bunu öğrenmem hem kitaba öncelik tanımama hem de daha sıcak ilgi duymama sebep oldu. Prof. Dr. Ali Yaman kitabının hemen başında kendisiyle ilgili verdiği bilgide halen Abant İzzet Baysal Üniversitesi İ.İ.B.F. Uluslar arası İlişkiler Bölümü, Siyasi Tarih Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak görev yapmakta olduğunu kaydettikten sonra 2008- 2011 yılları arasında Bolu Halk Kültürü Araştırma Merkezi (BAMER) müdürlüğü görevini de yürüttüğünü kaydetmektedir.  Ayrıca Devlet Bakanlığınca oluşturulan Zorunlu Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersleriyle ilgili komisyonda da görev aldığını belirtmektedir.

Kitabı alırken merak ettiğim Ahmet Yesevi öğretisine doyurucu cevap bulacağımı zannetmiştim. Şimdiye kadar okuduğum kitaplar bu yöndeki açlığımı gidermemişti. Bir akademisyenin kaleminden çıkan ve yalnızca Ahmet Yesevi’ye tahsis edilen bu kitap beklide aradıklarımı bana verebilecekti. Kitabı bu ümitle almış ve hemen okumaya başlamıştım.

Bu yöndeki beklentilerime kısmen cevap bulduğumu hemen okuyucularımla paylaşmalıyım. Yazar daha ziyade Ahmet Yesevi araştırmalarını dikkate alarak bu araştırmalardaki sorunları öne çıkarmakta; Ahmet Yesevi’nin tarihi kişiliğini vilayetnemelerden, rivayetlerden ve eseri Hikmetlerden hareketle okuyucuya sunmaktadır. Anadolu başta olmak üzere Balkanlar’da, Kırgızistan’da, Özbekistan’da Kazakistan’da ve Fergana vadisinde Yeseviliğin izlerini sürmekte;  hem buralar hem de buralarda yaşayan Yesevilik hakkında meraklılarına geniş bilgi vermektir.

Prof. Dr. Ali Aydın 2002 yılında Kazakistan’ın Türkistan şehrinde bulunan Ahmet Yesevi Uluslar arası Türk-Kazak Üniversitesine görevli olarak gitmesi nedeniyle bu çalışmayı yaptığını, Rusya dâhil o coğrafyayı gezdiğini, kütüphaneleri incelediğini, konunun uzmanlarıyla temas geçtiğini ve halkla direk temas kurduğunu ifade ederken, bu bölgelerde yaşayan Yeseviliği bizzat gözlemlediğini belirtmektedir.

Ahmet Yesevi Hazretlerinin Türk Dünyasında bu kadar nasıl etkili olduğunu ve Türk’ler arasında etkisini sürdürdüğünü kaydederken Türklerin dini ritüellerini yaşatmayı sürdürdüğünü; Yesevi meclislerine çengi, rübap, dombıra ve kopuzu soktuğunu; bu meclislerde kadın-erkek bir arada ibadet etmeyi ve raks-ı sema yerine semahları ikame etmesini sebep olarak göstermekte, halkın anladığı dili yani Türkçe’yi kullanmasını da en etkili yol olarak görmektedir.

Bunların yanında Yesevilik ve ayinleriyle ilgili merak edilenleri ve diğer Türk tarikatlarına yani Nakşibendiliğe ve Kadiriliğe Yeseviliğin etkilerini ve bu tarikatlarla oluşmuş farklılıkları da kitapta bulmak mümkündür. Alevilik ve Bektaşiliğinde Yeseviliğin Anadolu ve Balkanlardaki uzantıları olduğu yinelenmektedir.

Kitap bugünkü Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan coğrafyası gezilerek yazıldığı için bir seyahatname özelliği de taşımaktadır. Buraların sosyal, inanç ve kültürel yapıları hakkında da etraflı bilgiler bulunmakta, merak edenleri tatmin edecek zenginlikte bilgiler de bulunmaktadır. Üzülerek kaydetmeliyim ki bu ata topraklarındaki kardeş toplulukların Türkiye ve onun kurucuları hakkında yanlış bir sürü yobazca kanatların sahibi oldukları da kitapta görülmektedir. Prof. Dr. Ali Yaman gibi bir Türk aydınının bu yanlış kanatların kendisine ifade edildiğinde bir tepkisinin görülmediğini, ya da tepkilerinin neler olduğunu kitabına kaydetmediğini üzülerek sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir sevindiğim taraf ise kitapta şimdiye kadar duymadığım teklif halindeki yeni Türkçe kelimelerle karşılaştım. Ses ve yapı itibariyle kulağıma çok hoş gelen bu kelimelerin kullanımının yaygınlaşması her Türk aydınının görevi olduğuna inanıyorum. Hem kitabından hem de bir Türkçe sevdalısı olarak yeni teklif kelimelerinden dolayı Prof. Dr. Ali Yaman’ı kutluyorum. Yesevilik hakkında meraklı olanlara kitabı tavsiye ediyorum. Kitap Nail Yurtseven 0532 571 21 44 nolu telefonundan istenebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 981 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim