• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 5 °C

Son pişmanlık

Mustafa Namdar

Gün geçmiyor ki, trafik kazalarından söz edilmesin. Ne alınan önlemler, ne yazılıp çizilenler, ne de televizyon ekranlarına yansıyan acı feryatlara neden olan kanlı görüntüler önlemiyor trafik canavarı denen nesnenin can alıp ocak söndürmesini.

İnsanlar sanki ölümle yarışıyor. İnsanlar sanki kendi kanunlarını kendileri hazırlıyor, ölüm fermanlarına çekinmeden imza atıyor. Ocaklar sönecekmiş ne gam. Analar evlatsız, evlatlar ana-babasız kalıyormuş kimin umurunda...  

Neşenin, coşkunun, yardımın, yardımlaşmanın harman olduğu bayramları sanki kabusa çeviriyoruz. Sevgi ve saygının yeniden hayat bulduğu bayramlar, umursamaz sürücüler sayesinde acı ile dost olup yürekleri kavuruyor.

Çoğu zaman ölümsüz acıların ızdırabını dindiriyor gibi olsa da, trafik kazaları bilinçsizce yapılan ilkyardım karmaşasında telafisi olmayan ömür boyu sakat kalmalarına neden olduğu gibi, akla gelmeyen ölümleri de beraberinde getiriyor.

Bize özgü bir davranış olmalı. Kavgayı ayırmak için polisten önce araya gireriz sadece yardım için. Kaza anında yardıma koşarız iyilik için. İyilik yapabilmenin onurunu yaşamaktır bütün bunlar. Can kurtarmak üzerinedir bütün çabalar. Yalnız bir noksanımız vardır bu olaylarda başarılı olabilmek için. Neye nerede nasıl müdahale edeceğimizi bilemiyoruz. İlkyardım konusuyla hiçbir bilgiye sahip olamadığımız için, neyi neresinden tutacağımızı bilemiyoruz. Yaralıların durumuna göre olası kötü sonuçlarla insanları kötürüm yapabileceğimizi bilemiyoruz. Her olumlu-olumsuz işin sonucuna etki eden eğitim olduğunu konuşuruz da, eğitimin bir kademesinde ilkyardım konusunda insanları bilgilendirmeyi düşünmüyoruz.

Başa gelmeyince bazı olayların önemini anlamak zor. Geçenlerde trafik kazası geçiren bir dostu ziyaretimizde gündeme geldi ilkyardım. Yaşamla ölüm arası bıçak sırtı gibi birbirine o kadar yakın. Kaza sonucu ilk görgü tanıkları hiçbir şeye el sürmeden ambulansa haber veriyorlar. İlk müdahale sağlık ekipleriyle yapıldığı için, olası bir felç olayının önüne geçiliyor. “Eğer görgü tanıkları yardım amaçlı karga tulumla hastaneye yetiştirmeye gayret etmiş olsalardı, şimdi ya yaşamıyordum, ya da en iyi ihtimalle yatağa bağlı bir felçli olarak yaşamın geri kalan bölümünü tamamlıyor olacaktım” diyerek, yaşadıklarına şükrediyordu.

İlkyardım gerçekten önemliydi. İş kazalarının olabileceği işletmelerde, çalışanlara ilkyardım bilgisi alma mecburiyeti getirilmiş, bununla ilgili çalışma hayatını aksatmayacak kısa süreli kurslar verilmeye başlanmıştı.

Kızılay Bolu Şubesi’nde işin eğitimini alan uzman kişiler kanalıyla bu kurslar veriliyor dediğimde, işletmedeki tüm personele bu eğitim aldıracağını söylüyordu. Bu düşünce keşke bu acı olayı yaşamadan önce oluşabilmiş olsaydı. Eskilerin bir deyimi vardır: Ben biraz yumuşatarak hatırlatmak istiyorum. “Hırsız girdikten sonra kapı dayaklamanın bir faydası yoktur” denir. Olaylar olmadan önce önlem almak en güzel davranış olmalı.

Şu trafik kazalarının önüne geçemiyoruz. Hiç değilse ilkyardım konusuyla insanları bilgilendirelim. İşte Kurban Bayramı geldi. İnşallah bayramlarda yaşadığımız acıları yaşamayız. İnşallah son pişmanlığın acılarını tekrarlamayız.

Bu yazı toplam 378 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim