• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 20 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 25 °C

Sonunu düşünen, kahraman olamaz

N. Gürkan Yetkin

Eminim başlığı okuyan bir çok kişi, meşhur dizi “Kurtlar Vadisi” kahramanı Polat Alemdar karakterinin bir bölümde dillendirdiği söz olarak algıladı. İşin aslı ve sözün aslı, Şeyh Şamil'e aittir. (Sonunu düşünen hiçbir zaman cesur olamaz!)

Haftalardır bana ayrılmış olan bu köşeden sizlerle, kimi zaman hikayelerimi, kimi zaman görüşlerimi paylaşıyorum. Derdim birilerine mesaj vermek, birilerini rencide etmek, karalamak veya yazdıklarımla ciddiye alınmak asla olmadı. Ancak teknolojinin sağlamış olduğu basit nimetler sayesinde, yazılarımın okunma oranlarını takip edebilme şansı bulabildiğimiz için, rakamlara güvenerek yazmaya devam ettim ve edeceğim.

Ülkemizde demokrasi gelişimini özellikle 90 'lı yıllardan itibaren yaşamış, demokrasiyi doya doya yaşayan gelişmiş ülkeleri ve demokrasinin daha kapıdan baktığı, içeri girip girmemekte tereddüt ettiği ülkeleri de görmüş bir kişi olarak, (Sonuna kadar demokasi!) deme hakkına sahibim. Gerçek anlamda demokrasiyi sonuna kadar savunanlar her daim dostum, takiyeciler ve demokrasi düşmanları da hasmımdır.

Siyasi faaliyet içersinde bulunduğunuz parti tüzüğü, kuruluşundan itibaren bilmem kaç kez değişmiş, son tüzükte ilk tüzükte yer alan beş madde dışında hiçbir madde bırakılmamışsa, demokratikleşme yerine feodalleşmeye ve diktatörlüğe doğru kayılmışsa, uygulamada paylaşım yerini mutlak itikate bırakmışsa, birilerinin de buna “Dur!” demesi, zorunluluktur.

Eline yetki alan jakobenliği seçerse, bu ülke evladı da Sepetçioğlu'su ile, Köroğlu'su ile vb. sayısız kahramanıyla buna doğal bir direnç gösterir.

Anlamazlığından değil, efendiliğinden sessiz halk, daima mazlumun yanında yer alır.

Bir şiiri bahane edip önce elindeki haklarını gasbeden, yetinmeyip haksız yere hapse atan bir yiğidi, alır o dipsiz kuyunun dibinden doruğa çıkarır. Halktan kopuk hayat sürenlerin anlamadığı, şaşırıp kaldığı, hatta kıskandığı bu durum, aslında tarihin tekerrürüdür sadece. Yaptığınız herşeyin ve söylediğiniz her sözün bir ekosu vardır. Kimi zaman yakın bir dağa çarpar kısa sürede döner sizi bulur, kimi zaman da uzaklardaki bir dağdan seneler sonra anca karşınıza çıkar! Kesin olan bir şey var ki, mutlaka ama mutlaka geri döner! İyilik de, kötülük de!

Olayları dedikodularla değerlendirenler, gerçeği değil aynalardaki yansımaları izliyor demektir. Hele en çirkini duyduğuna inanıp, doğruluğu hakkında en ufak bir fikre sahip olmadan iftiraya ortaklık etmek!

Karşınızda iki seneçenek vardır!

1) Haksızlığı görüp acizlik içinde “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” yaklaşımıyla kafayı çekip görmezden gelmek, sessiz kalmak!

2) Haksızlığı görüp zulme sessiz kalmayıp, Hasan Tahsin gibi çıkarıp belinden silahı bir dakika sonra öleceğini düşünmeden zalime ilk kurşunu sıkmak!

Benim seçimim belli! Ancak anlamadan, bilmeden sahte sahte isimlerle, gerçekte var olmayan olaylarla, sırf yalakalık uğruna zalimin yanında yer alanların, aynı zalimce boğazlandığını ben çok gördüm! Halen de görmekteyim! Dün zalimin eteğine tutunup, daima arkalarında sandıkları güce güvenip ona buna çemkirenler, etek silkelenince nasıl da ortalıkta kalakaldılar?

Bazı ortamlarda hakkımda konuşulanlara, yazılanlara artık alıştım. Bunlara kızmıyor sadece hayret ediyorum! Hele ismini yazmaya bile cesaret edemeyip kaçak güreşenlere sadece acizliklerinden dolayı acıyorum.

Yazıyorum! Paylaşıyorum!

”Neden dün yazmıyordun?” sorusuna cevabım “Çünkü düşüncemi ve fikrimi aynı yazılarımdaki üslupla açık, net ve çekinmeden beyan edebilme ortamı bulabiliyordum.”

“Bu gün neden yazıyorsun?” sorusuna cevabım, ”Bu gün sessizliği seven, aydınlığa açık! Eleştiriye ve öneriye kapalı!” bir ortam hakim olduğundan, söylediklerimizin itibarı kalmadığından “doğru“ adına elimde kalan tek gücüm kalemim diyerek yazıyorum.

“3.olağan kongeye neden katılmadın?” sorusuna cevabım, ”Benim hala kurucu il yönetim kurulu üyesi olduğum Ak Parti 3.olağan kongresine muhalif olarak katılmadığım doğru değildir. Kurucu İl Yönetim Kurulu üyesi ve bir dönem önce Bolu Belediyesi Meclis Üyesi olduğum unutularak davet edilmediğim içindir!“

“Kimse artık seni bu partide istemiyor! Hala neden istifa etmiyorsun?” sorusuna cevabım, “Ben Sayın Alaaddin Yılmaz Başkanlığındaki Ak Parti Kurucu İl Yönetim Kurulu üyesiyim. Sayın Alaaddin Yılmaz, ayrılmamın daha doğru olacağını söyleyene dek aynı çizgide, hiçbir sıfata sığınmadan sade üyeliğe, kaybetmeye alışık birilerinin değimiyle “kaybedenler kulubü üyeliğine” gururla devam edeceğim!” Gerisi vız gelir, tırıs gider!

Siyasi faaliyet birey işi değil, ekip işidir. Kurulduğundan bu güne kadar girdiği her sınavdan başarıyla geçmiş olan bir ekip, ”gerekli görülen lüzum üzerine“ tasfiye edilmiş, bayrağı devretmiştir. Demokratik yolla kendi kendini seçmiş yeni ekip göreve gelmiştir! Yeni ekip 2011 'de ilk sınavını verecektir!

O güne, kim öle, kim kala! Tüm dostlara hoş seda!

25.06.2009

Bu yazı toplam 692 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim