• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C

Sorunlara çözüm konferansındaki Demirel

Mustafa Namdar

Türkiye sorunlarına çözüm konferansının dördüncü ve son günü 9.Cumhurbaşkanı Sn. Süleyman Demirel’in oturum başkanlığını yaptığı panel vardı. Konferans süresince bölgelerin oturumlarını yöneten Başkanlar panelist olarak katılıyorlar ve konferansın analizini yapar gibiydiler.

Bu konferanslar geçmiş yıllarda da yapıldı. Değerli fikirler ortaya konur. Bu fikirler daha sonra büyük kaynak olur diyerek başladı sözlerine Sn. Demirel.

-Ülke yönetenler, yönetilenler diye ikiye ayrıldığına göre yönetilenler yönetimden ne bekler?

-Uzunca bir süredir halkın beklediği can ve mal güvenliğidir, adalettir.

-Cumhuriyetin kurucusu, Cumhuriyet mesut ve müreffeh olacaktır demiştir. Asrı medeni uygar olacaktır demiştir. Peki bu nasıl olacaktır? İzmir İktisat Kongresi’nden beri bunlar konuşulmuştur.

-80 yılda sorunlar çözüldü mü? Hayır. Devlette sorunlar bitmez.

-Cehaletle mücadele eğitimi gerekir. Bu sorun da okur yazarlıkla bitmiyor. Bunun için okumuşluk gerekiyor. Yoksulluk ve fukaralıkla mücadele gerekiyor. Medeni imkan ve vasıtalara kavuşma mücadelesi gerekiyor. Bütün bunlar için kaynak gerek. Kaynak beşeri kaynaktır. Moral kaynaktır, maddi kaynaktır.

-Bir millet daha iyisini arzulamıyorsa, onun için gayret sarfetmez. Yoksulluğu kader bilmiş toplumlarda daha iyisini bekleme zorluğu vardır. Şunu iyi bilmeli ki yoksulluk kader değildir. Toplum onu kader biliyorsa, onu aydınlatmak görevi vardır. İlkeler sorunu çözmeye yetmez. 10.yıla gelindiğinde sorunlar çözülmemiş. Adımlar atılmış ama bitmemiş. Sermaye yok. Ehil kadro yok. Yetişmiş teknik personel yok. Elektrik yok, altyapı yok. 1922-1950 yılına baktığımızda ortalama yaş ellidir.

-Barış ile refahı birbirinden ayıramazsınız. Rerah kalkınmayla sağlanır. Hiçbir ülkeyi bir başka ülke savunamaz, kalkındıramaz, barış-çevre-refah birbirinden ayrılamaz. Şimdi dönüyoruz, Türkiye’nin sorunları nasıl çözülür. Bunu devlet düşünür, halk sadece şikayet eder. Arzular ile icraat paralel olmalı. Demokratik idareyle birlikte şikayetler gelir, arzular gelir. Devletten kastım siyasi iktidar. Siyasi iktidar devletinden, kurumlarından biri oluyor. 1950’ye kadar çok başarılı olduğumuz söylenemez. 1950’den sonra Türkiye’nin üzerindeki örtü kalkmıştır. O dönemde iğneden ipliğe herşey satın alınmaktadır. 1950’de dışarıdan uzmanlar getirildi. Türkiye ne yapmalıdır diye soruldu. Kimileri Türkiye küçük küçük binlerce Türkiye’den ibarettir dedi. Kimileri hiç durmayın yol yapın dedi. Bize dediler, size para verelim, ne yaparsınız? Pek fazla yapacağımız yok ama silolar yaparız. Seyhan barajını yaparız. Limanlarımız yok. Sanayiyi teşvik bakımından 50 milyon dolar isteriz.

Özel yatırımlara ağırlık verin. Yol yapımına önem verin. Tarım hayvancılığa dayalı küçük sanayiler kurun. Ağır sanayiye girmeyin dediler.

-Türkiye’nin kaderi küçük sanayi ve yatırım üzerine olmamalı. Deniyordu ki Türkiye dünyanın çobanı olmalı...

-1950’den sonra herşeyi birden yapmaya kalktık. Hak uyandı ve herşeyi ister oldu.

-Eğitim-öğretimde kaliteye dönmeliyiz. Topraklarımızdan daha verimli ürün alınmalıdır. 45 milyar dolar olan ihracatımızın hepsi sanayi ürünüdür.

-Türkiye’nin sorunları Türkiye’den çıkan sorunlar değildir. Sorun helenizmdir. Onu da biz icat etmedik.

-Meselemiz istikrardır. Bu da siyasi istikrar, ekonomik istikrardır. Alt gelir gruplarının gelir düzeyini yükseltmeli. Siyasi istikrarda 80 yılda 59.hükümet. Bu çok. Sanayi sistem iyi işliyorsa, devlet iyi işler. Devleti işletecek siyasi sistem sağlam siyasi partilere bağlıdır. Kimseyi suçlamıyorum. Siyasi parti törpülenen bir sistem içinde ise devleti işletemezsiniz... 1980’de Adalet ve CHP kapatılmasaydı bugünkü siyasi toplum olmazdı. Siyasi istikrar için dar bölgeli siyasi sistemi öneriyorum.

-Türkiye uzun yıllar Duyun-u Umumiye korkusu altında kalmıştır.

-Hukuk devleti olmayı başarabilir. Hukukun üstünlüğünü işletebilir. Bürokrasiden kurtulabilirse, Türkiye insanlarına güvenebilirse, devlet halkına güvenebilirse herşey Atatürk’ün istediği şekilde gelişecektir.

-Türk müşetebbisi devletten para değil, bürokrasinin kalkmasını istemektedir. Bu konferanstan çıkan sonuç bildirisi herkesin dikkatini çekmelidir.

İşsizlik varsa, sınıflar kalabalıksa, GSMH adam başına az düşüyorsa, yatırım için kaynak yoksa, topraklar akıp gidiyorsa, bunların başında kontrolsüz nüfus artışı varsa, %5 kalkınma hızı ile 500 bin çocuğa akıl bulamazsınız. Vanayı kapatmak lazım. Vanayı istediğiniz kadar açarsanız, aşağıları su basar. Nüfus planlaması mutlak yapılmalı” diyerek konuşmasını bitirdi.

Bu yazı toplam 289 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim