• BIST 1.331
  • Altın 461,309
  • Dolar 7,8023
  • Euro 9,4809
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 2 °C

SÖYLEŞİ

İlhami Candemir

                                           

          Sayın Okuyucular,  bu gün- huzurunuzu kaçırmamak için- horoz dövüşüne dönüştürüldüğü, hak-hukuk-adalet-akıl-izan-insafın bir tarafa bırakıldığı siyasi atmosferden  söz etmeyeceğim, siz sayın okuyucularla biraz SÖYLEŞİDE bulunmak- sohbet etmek istiyorum; Bu Kovit 19 nedeniyle hala EVDE KAL’ıyorum. Evde KAL’dıkca ( kendi tercihimle yalnız yaşadığım için) bazen kaderimle arkadaşlık yapıyorum, bazen hayal denizine dalıyorum. Hayallerimin PUSULASI- ileri yaşım nedeniyle olacak ki- geleceği değil hep geçmişi gösteriyor. “Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer” derler ama bazen  “kazın ayağı pek de öyle olmuyor”. Geçmişte büyük dedem yani babamın babası Çanakkale’de, onun ağabeyi ise Sarıkamış’ta genç yaşta şehit olmuşlar. Eve ekmek getirecek iki delikanlı şehit olunca -tabi o zaman askıda ekmek de yoktu- fakr-u zaruret (yokluk)içinde büyüdük. Annemin vefat haberini 9 yaşımda babam,ağabeyim ve ben ormanda ekmek parası için devlet adına iş yaparken  öğrendik. Geçmişte şehit torunları olan bizler, devletten herhangi bir talepte bulunduğumuz zaman hüsn-ü muamele göreceğimizi umarak“bizler şehit torunlarıyız” dediğimizde “bırakın şimdi onu hangi  cephedensiniz” diye soruluyordu.(Vatan Cephesi dönemi).Genç kuşaklar bu cephe olayını bilmiyor olabilirler, bir parantez açıp onu bir nebze izaha çalışayım; Demokrat Parti döneminde (50-60 arası yıllar) iktidar partisi  (DP)  kendi partilerini VATAN CEPHESİ olarak tanımlanıyordu, peki onlara göre  karşı cephe kimlerden  oluşuyordu?CHP ve özellikle Atatürk ve İsmet İnönü idi. Peki şimdi cepheleşme yok mu tabii ki var,sadece adı değişik,Millet İttifakı,Cumhur İttifakı.Neyse uzatmayalım dönelim Vehbi’nin kerrakesine(İşin aslına).İşte bu soru yani hangi cephedensin sorusu bizleri kahrediyordu.  Bu nedenle bizler için “ GEÇMİŞ zaman  adeta kabustu. Gerçi pusula yanlışlıkla GELECEĞİ gösterse ne yazar,yaş 83,tabi  o daha  büyük  kabus.

              Sayın okuyucular şimdi  bu ÖZELLE ilgili düşüncelerimden  (yani BENDEN)  GENEL düşüncelerime  yani TOPLUMLA ilgili  düşüncelerime  geçeceğim ama  takdir edersiniz ki bu devirde gazeteye yazı yazmak mayın tarlasında gezmeye benzediği için  adeta kılı kırk yararak bir şeyler yazmaya çalışıyoruz. Bu nedenle arı kovanına  çomak sokmamak için kendime biraz düşünme fırsatı verdim ve  KENDİ KENDİME bir kahve yapayım sonra yazıya devam ederim dedim. Kahve pişti,yudumlarken uslu uslu durmayan hiperaktif  aklıma! ehl-i  keyfe keyf verir kahvenin kaynaması, EŞEĞİ  yoldan çıkarır sıpanın  oynaması” özdeyişi geldi. Sohbet ediyoruz ya “Laf lafı açar laf kutuyu açar” denildiği gibi EŞEK kelimesi de bana kutuyu açtırdı, bakalım kutudan ne çıkacak; Okul tatilinde ormanda işçi statüsünde çalışırken, arkadaşlarımızdan birisi “ben şehre gidiyorum, ihtiyacı olan varsa yazdırsın “dedi. Mesai arkadaşımız Temel “iki kilo hamsi “yazdırdı. Arkadaşımız şehirden akşam vakti döndü,herkes siparişlerini aldı,tabi Temel de- o sıralar naylon poşetler olmadığı için hamsileri kutuya koymuşlar- kutuyu açar açmaz “ zaten havasızlıktan bunalmış olan kurbağa fırladı çıktı,Temel’in yüzüne atladı, tabi Temel öyle bir zıpladı ki yolun şevinden yuvarlandı,bu EŞEK şakasını yapan arkadaşı nerede ise öldürecek, kendisini zor teselli ettik. Haydiiii laf lafı açar dedik ya bi defa fren patladı bu kez de böyle ağır şakalara, neden EŞEK şakası deniliyor sorusu aklıma geldi, araştırdım, tatmin edici bir yanıt bulamadım ama “olsa olsa” jokerini kullanarak  şöyle bir neden buldum;Malum kervanların öncüsü –kılavuzu  EŞEKTİR. Galiba  eşek ŞAKA olsun diye kervanı başka tarafa yönlendirmiş ve kervan da çölün sıcağında kırılmış olabilir. İşte bu şakaya ne denir,tabii ki eşek şakası veyahut da  Nasrettin Hoca’nın bu karakaçanla pek çok fıkralara konu dostlukları olduğundan dolayı söylenmiş de olabilir diye düşünüyorum. (Yazımın başında siz sayın okuyucularla sohbet edelim dedik ya benden bu kadar aslını bilen varsa lütfen yorum yazsın) Eeeee  laf olsun torba dolsun diye  bu kadar gevezelikten sonra biraz da günlük olaylara bakalım;  Şu elektrik faturalarında oldum olası kayıp-kaçak bedellerine takılıyorum. Kurum,  kayıp-kaçağı kontrol edemiyorsa benim suçum ne diyorum.Öğretmen arkadaş anlatmıştı, köy okulunda lojman olmadığı için köyden birisinin evini kiralamış,ev sahibi evi gezdirirken “bak hocam şu musluk kaçak,şu musluk kaçak,şu musluk  saatli” demiş.Hoca merak etmiş,bu neden saatli dediğinde,ev sahibi “o musluktan abdest alınıyor” diye cevap vermiş.Güler misin ağlar mısın.Not/Bu tespit mizah amaçlıdır.

               Keza din ulemasından öğrendiğimize göre kıyamet günü- herkes kendi derdine düşeceğinden- ana evladını, evlat anasını, baba evladını, evlat babasını kardeş kardeşini,eş eşini tanımayacakmış.Şimdi ben memleketin hal-i ahvaline bakıyorum da acaba diyorum kıyamet günü mü yaklaştı. Evlat babayı, kardeş kardeşi, eş eşini, ana evladını, evlat anasını tanımaz hale geldi. Kardeş kavgaları ayyuka çıktı,eşler arası kavgalar ve hatta cinayetler ayyuka çıktı,yaşlı bakım evleri doldu taştı,huzur evleri doldu taştı, evlat katili babaların,baba katili evlatların haberleri ile üzülüp hem-dert oluyoruz. Neden  böyle olduk? Görünen köy kılavuz istemez misali bu sorunun cevabı  gayet basit; Bu dramatik tablonun oluşumunda en önemli ve birinci  faktör tabii ki siyasi atmosferdir ve siyasetin cep doldurma aracı olarak kullanılmasıdır. Ne yazık ki  bütün bu olumsuzluklar “Müslüman’lar  din kardeşidirler” denilen ülkemizde oluyor.  Peki bu çarpık tablo düzelmez mi?Tabii ki düzelir,Nasıl mı; Vallaha bunun cevabı arı kovanına çomak sokmak olur ki hadi bana eyvallah.

          Hoşça kalın.

                                                                              İLHAMİ CANDEMİR

 

Bu yazı toplam 1291 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim