• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 1 °C

Sözde demokrasi ve temeli kayan toplumsal değerler

Mustafa Öz

Ülkemizde 22 Temmuzda yapılan seçimlerin sonuçları, her kesimde tartışılmaya devam ediyor. Seçimlerin sonucunda AKP'nin %46.6 oy alması, muhalefet partilerinin beklentilerin altında kalması her kesimde yeni değerlendirmelere ve sarsıntılara yol açtı.

Evet, iktidar ne yapmıştı veya ne yapmamıştı da bu kadar başarılı olabilmişti..? Şimdi herkes soruyor. Özellikle Toplum bilimciler ve siyaset bilimcilerce çok partili siyasi hayatımızın geleceği, toplumun iç ve dış dinamikleri ile değer yargıları açısından bu seçimlerin herkesce iyi tahlil edilmesi gerekiyor.

SÖZDE DEMOKRASİ

Partilerimizin yönetimleri, teşkilat yapıları ve işleyişleri itibarıyla Demokratik bir yapıda olduklarını söylemek ve buna inanmak oldukça güç ve gülünç olur. Parti başkanlarının ve de iktidar partisinin 200’e yakın milletvekilini sıralamaya koymamasını hangi demokrasi ile izah edebiliriz. Demokrasilerde tahakküm yoktur. Uzlaşma vardır. Adam harcama yoktur.

YERLERSE DE YAPIYORLAR

Toplumumuzda seçimlerde ve ondan önce yapılan yolsuzluk tartışmalarında

İktidar partisinin özellikle belediyelerde ve icracı bakanlıklarda yapmış olduğu partizanca çalışmalar sonucunda, yandaşlarına çıkar sağladığı çokça tartışıldı. Bu tartışmalara verilen cevapların en düşündürücü olanı:

“YERLERSE DE YAPIYORLAR”, diğerleri hem yiyor hem de yapmıyorlar. Şeklinde verilen cevaptır. Toplumları yükselten değerlerin başında AHLAK gelir. Ahlaklı olmak için herkes görevini eksiksiz yapmak zorundadır. Adaletli olmak zorundadır. Kul hakkı yememek zorundadır.

Ticari kurallara göre kılıf hazırlayıp 5'e yapılacağı 500'e yaparsan, rekabete kapatıp kendi çevrenden alırsan, kendi adamına iş yaptırırsan bu dürüstlük olur mu?

Herkes dürüst olmak mecburiyetindedir. Dürüstlük v.b kavramlar, inançlar bu kadar ucuz harcanırsa, toplum hangi temellerin üzerine oturacak…! Bence seçimin en önemli sonucu toplumsal değerlerdeki tahribatın geldiği boyuttur.

GELELİM DİĞER KONULARA

İktidarı bu inanılmaz başarıya taşıyan sebepler ne idi…?

Seçimlerden önce de yazdım: İktidar arkasına ABD, AB, Yakın komşularımız, medya, iş çevreleri ve en önemlisi Tarikat ve cemaatlerin desteğini aldı. Belediyeler ve devlete ait fonlar vasıtasıyla yardım dağıtarak bu yardımların parti yardımı olduğu imajını güçlendirdi.İktidar avantajını kullandı.

Muhalefetin özellikle parlementodaki muhalefetin yanlış politikaları (Asker üzerinden, Anayasa mahkemesi üzerinden, Laiklik üzerinden yürütülen politikaları) toplumda mağduriyet politikası oluşmasını sağladı.

İktidar da bilerek ve isteyerek bunu iyi kullandı.

Yaptıklarını (Hastane ile ilgili düzenlemeleri, Toplu konutları, enflasyonu düşürdüğünü ve istikrar sağladığını) iyi anlattı. Ama yapamadıklarını hiç anlatmadı. Muhalefetin anlatmasına fırsat vermedi. Onları demogoji ortamına çekerek kendilerini anlatmalarına bile fırsat vermedi.

Medyanın uyguladığı karartma ile ülkenin sorunları hiç tartışılmadı.

Özellikle tarikatlar ve cemaatlar ki son dönemin en popüleri olan bir cemaat önceliklerinin siyaset değil hizmet olduğunu açıklasa da, hem medyalarında, hem de tabanda parti örgütlerinin bile yapamayacağı şekilde iktidar lehine çalışma yaptı.

Ayrıca iktidarın ülkenin en büyük sorunu haline gelen bölücülük konusundaki yaklaşımları Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Kürtçe konuşan vatandaşlarımızın beklentilerine cevap bulacakları bir liman olarak görünmelerini sağladı ve bu sonuçlar çıktı.

Muhalefet bu konuda da ne doğuda nede batıda kendisini millete anlatamadı.

Herkes olumsuzlukların vatandaşlarca görülmeyip nasıl bu kadar olumlu havaya dönüştüğü konusunda hayretten küçük dilini yutuyor.

İnsanlar tüketici kredileriyle, diğer kredilerle bağlanmış, geçmişte koalisyonların kötü örneklerini görmüş. Muhalefet kendini vatandaşa ispat edememiş, vatandaşı ile bütünleşememiş, Vatandaş da oldu bitti ve karartma ile olayları iyi tahlil edememiştir. Bundan sonra yapılacak olan bu seçimlerin ne kazandırdığı ve ne kaybettirdiğinin her kesimce iyi tahlil edilmesi olmalıdır.

Sandıkta sözde demokrasi oylanmıştır. Gerçek gündem ve gerçek demokrasi şimdi başlamıştır. Herkes bu hayal aleminden yeni ayılmaktadır. Takip edelim bakalım daha nelerle karşılaşacağız.

NOT: Mütevazi, çalışkan ve dürüst olarak tanıdığım ve çok uzun bir tanışıklık ve arkadaşlık dönemi geçirdiğim değerli Fizik Tedavi Hastanesi Başhekimi Dr. Sedat TURGAY'ın intihar ederek yaşamına son verdiğini öğrendiğimde çok üzüldüm, Adeta şok oldum. Kendisine Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına, sevenlerine sabır, metanet diliyorum.

Bu ülkede dürüst ve çalışkan olmak, birilerine yağdanlık olmadan çalışmak çok zorlaştı. Partizanlığın boyutlarını vatandaş görmüyor.

Gösterilmiyor. Ama bu intihar olayının altında duyumlarıma göre o yönde bir dayatma olduğu söyleniyor. Ülkemizin değerlerine sahip çıkmalıyız. Her konuda çıkarcı ve takiyyeci olursak sonunda bir gün bu Adaletsizlik bizim kapımızı da çalabilir.

03.08.2007

Bu yazı toplam 525 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim