• BIST 82.013
  • Altın 147,317
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0271
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C

Sözün sahibine güvenmek

Mustafa Namdar

İnsanlar birbirini seviyorsa, sözüne güven duyar. İnsanlar birbirlerinin haklarında iyi düşündüklerini gösterdiklerinde, güven duyar. Söz verip yerine getirildiğinde güven duyar. Hakta, hukukta ayrıcalıklı davranmadığını gördükçe güven duyar. Verilen sözün arkasında durulduğunu gördükçe, çelişkili beyanatlarla kafaları karıştırmadıkça güven tamdır.

Son dönemlerde söze güveni ortadan kaldıran olayları sıkça yaşıyoruz gibi. Olayın sorumlusundan önce birilerinin ahkam kesmesi kafaları karıştırır oldu. Kararı verenden kararı uygulayandan önce işin özüne ait bilgiye sahip olunmadığı halde, işin sahibiymiş gibi yorumlar yapıldıkça, işin sahibi gölgede kalmaya başladı.

Her kurumun kendine özgü bir işlerliği olmasına karşın, kurum dışındaki ikinci şahısların beyanatlarına inanmak, onun söylediklerinin etkisi altında kalmak suretiyle, gerçek gelişmelerden apayrı senaryolara inanır oluyoruz.

Şu harekatın sonlandırılmasındaki söylemler, varsayımlar, acabalar. Kararın sahibinin söylediklerine değil de, kim ne demiş, kim neyi nasıl istemiş. Kim resti çekmiş de ne yapmışız senaryolarına kafa yorduğumuz kadar, işin sahibinin ne dediğine kulak verebilsek, birbirimize güvenimiz artacak, karıştırıcıların sözlerinin etkisi altında kalmayacağız, morallerimiz bozulmayacak.

Harekatın yol haritasını kim biliyor? Bu koşullarda insanların dayanma gücüne ait sınırı kim biliyor? Bir takım taktiklerin, tekniklerin yerine getirilmesindeki zorlukları kim biliyor? Bütün bunların cevabı; harekatı planlayan heyette saklı. Bir kısım gelişmeler, planlanan süreyle üst üste örtüşüverdiyse, kendimize olan özgüveni bir kenara bırakıp, elin adamına inanmak niye? Sözün sahibi anlatıyor, güvenmiyoruz. Kapalı kapılar ardında neler konuşuluyor duymuyoruz ama, üretilen senaryolara yelken açarak bilinmezlerin içinde yol olmaya özen göstererek, aklımızı karıştırıyoruz.

Sabah Gazetesi’nde Hıncal’ın yeri köşesinde yayınlanan Nilgün Özkaleli’ye ait pazar neşesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Çayı çok sevdiğimi söyleyince yaşlı bir teyze anlattı geçenlerde... Çay suyunun kaynadığı çaydanlık kaynanadır, -devamlı kaynar durur.

Üstteki demlik gelindir; çaydanlık kaynadıkça o olgunlaşır, demlenir... Gelinin kocası bardaktır; biraz kaynana doldurur onu, biraz da gelin... Çocuklar çayın şekeridir; tat verir... Görümce çay kaşığıdır; arada bir gelir karıştırır gider... Kaynataya gelince; o da bardak altlığıdır; dökülenleri bir araya toplar.”

Ne zaman karıştırıcılıktan vazgeçip dökülenleri bir araya toplama becerisini gösterebileceğiz? Bunu becerebildiğimizde sözün sahibine güvenimiz artacak...

04.03.2008

Bu yazı toplam 286 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim