• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • Bolu 25 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 26 °C

Sporun prensleri

Mustafa Namdar

Spor dendiğinde insan vücudunun direncini artıran, kıvraklığı sağlayan bir dizi bedensel hareketler akla geliyor. Bu hareketleri kendine özgü çeviklik içinde uygulayabilme becerisinin zekice yapıldığı oyunlar aklımıza geliyor.

Günümüz dünyasında çeşitli adlar verilerek oynanan bu oyunların başında, futbol oyunu gelmektedir. Ekonomik gücü tartışılamaz boyutlara gelen futbolun, pasta paylaşımından tanrı vergisi usta ayaklara sahip 11 kişinin oluşturduğu takımlar ve başlarında bulunan teknik direktörleri yararlanır. İzleyenlerin sesleri bağırmaktan kısılsa da, alkışlamaktan avuçları kabarsa da, elleri cebinden çıkmaz. Kar demeden, yağmur demeden, uzak-yakın, soğuk-sıcak demeden başarının verdiği coşkuyu yaşayabilmek umuduyla koşar ha koşar futbolcusunun peşinden, yılmadan, yorulmadan.

Başarılar yorgunluğu unuttururken, başarısızlıklarla ya sabır tespihini çeviren taraftarın başı döner, tansiyonu çıkar, adrenali yükselir... Öfke sevginin önüne geçer, alkış tutan avuçlar kapanır, yumruğa dönüşür. Saha hakimiyetini kaybeden oyuncuya tribünlerden verilmeye başlanır taktikler. Oyunu okumakta zorlanan teknik adamın yerini binlerce seyirci ağız birliği edercesine tempo tutarak almaya çalışır. Çalışılmışcasına uyum içinde Yönetim istifa! Hoca İstifa! sesleri yankılanır.

Arada bir akla gelir futbolcu. Arada bir aldığı milyarları kağıt üzerine yazıver dediğin, transfer ücretini yazamayan, aldığı ücretin hakkını veremeyen, adeta parasını aldığı seyircisiyle dalga geçer anlamında sahada gezinen futbolcu akla gelir. “Kansızlar” diye bağırılıp ıslıklanarak ihanetin hesabı sorulmaya çalışılır.

Çevre dikkate alınmadan, kapalı odalarda bizden büyük yok değerlendirmeleri karşısında, anaların neler doğurduğu sahalarda görüldükçe, nerede hata yapıyoruzun öz eleştirisini yapmak yerine, kılıçlar çekilir medyaya, faturalar kesilir taraftara. Kuyudan su çıkmıyorsa ya ip kısadır, ya kuyuda su yoktur. Ya da, kovanın altı yoktur, düşünülmez.

Sporun prensleri, şahı, padişahı bir araya gelip, yapılan etkinliklerden sonra alınan olumsuz sonuçlar üzerine, şapkalar çıkarılıp öne konmaz. Etekteki taşlar yere dökülmez, kimse taşıdığı sorumluluk üzerine görevini ne kadar yerine getirdiğinin hesabını vermez!..

Arka arkaya gelir beyanatlar. Basın Boluspor’u küme düşürdü. Taraftar desteğine ihtiyacımız var. Birlik-beraberliğe en çok ihtiyacımızın olduğu dönemdeyiz... (Basından)

Kısıtlı bir zaman diliminde vakit hızla geçerken rakiplerimizden geride kalmanın arası her maçın sonunda biraz daha açıldığını görürken, paralı asker konumundaki bir takımın her müsabakadan başı önde ayrılmanın tepkisini hocası, oyuncusu değerlendirmiyorsa, elbette birileri eleştiri hakkını kullanacaktır.

Yine de birlik-beraberlik ve dayanışmaya en çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde, gönül kırıcı eleştirilerden uzak durmak Bolusporumuzun lehinde olacaktır diyor, başarılar diliyorum.

Sporun prenslerinin de prensliklerine yakışan davranışları göstermelerini, tüm taraftarlar gibi ben de bekliyorum.

14.10.2008

Bu yazı toplam 353 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim