• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C

SU YÖNETİMİNDE EŞGÜDÜME DOĞRU

Suat Tosun

Su ile ilgilenen pek çok uzmana göre ,su sorunundan ziyade suyun yönetişim sorunu vardır.

Doğadaki suyun döngüsü yani hidrolojik çevrim bir bütündür. Bu nedenle bilimsel olarak bu çevrimin bir bütün olarak gözlenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.Esasında bütüncül yaklaşım,su kaynaklarının akılcı olarak yönetilmesinin en önemli şartıdır.

Ülkemizde Beş Yıllık Kalkınma Planları ve Bölgesel Kalkınma Planlarında yer almasına rağmen bir türlü uygulanamayan “ Havza Yönetimi Tipi Yapılanma” bir kaç istisnai proje dışında oluşturulamamıştır.

HAVZA deyimini kısa tarif edecek olursak;  suyun kaynağından sonlandığı noktaya kadar olan alana havza demekteyiz.

Yukarı havzalarda selin , aşağı havzalarda taşkınların kontrolu olgusuna;18-19-20 Mayıs 1998 tarihlerinde Batı Karadeniz Bölgesinde (Düzce,Bolu,Zonguldak, Bartın,Karabük İlleri) oluşan sel ve taşkın zararlarının ardından Bartın’da konuyla ilgili seminer yapılmıştı.  DSİ.Genel Müdürlüğünden  bir uzmanın sel ve taşkınlarla mücadelede; “Ormancılık işletme amaçları ile havza koruma amaçları optimize(en yararlı bir halde kaynaştırma) edilmelidir”sözüne  daima hatırlayıp  hak vermişimdir.

 Rahmetli Prof.Dr.Uçkun Geray Hocamız (Ergenekon davasından haksız yere suçlanmış ve kısa zamanda sağlığını yitirip vefat ederek Ormancı meslekdaşlarını acılara boğmuştur);  Havza Yönetimi mantığını ve ülkemizin kırsal kalkınmasına yön vermesini hararetle savunmuştur.

O gün,  bu gün “ Havza Yönetimi” uygulaması ancak Avrupa Birliğinin 23 Ekim 2000 tarihli AB Su Çerçeve Direktifinin  Türkiye’ de 22 Aralık 2000 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmesiyle hayat bulabilmiştir.

AB  Su Çerçeve Direktifi  (SÇD) ile tüm suların (iç sular,geçiş suları,kıyı suları ve yer altı suları) korunmasıyla ilgili bir çerçeve  oluşturulmuştur.Özetle ; SÇD    aracılığı ile temel olarak 2000 yılından, 2015 yılına dek  “iyi su durumuna” ulaştırılması hedeflenmiştir.Üye ülkeler, 2000 yılından 2010 yılına kadar önlemler paketini adım adım uygulamışlardır. Avrupa’da sularla ilgili eski mevzuatlar modern ekolojik yaklaşıma göre yeniden formüle edilmiştir.Geçiş döneminin ardından eski direktifler yürürlükten kalkmıştır.

PEKİ  YA  ÜLKEMİZDE  NELER  DEĞİŞTİ  ?

2011 Yılında T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı kuruldu. Bakanlığa bağlı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü  oluşturuldu.Bu Genel Müdürlüğün temel görev ve hedefi,Türkiye’ de suyun havza ölçekli yönetimini sağlamak olmuştur.

Bu hedef doğrultusunda yapılanan Genel Müdürlük; havza yönetim planlarının hazırlanması ve takibini,su kalitesinin korunması ve iyileştirilmesi,taşkın yönetimi,kurak dönem su yönetimi,iklim değişikliğine uyum,su hukuku ve politikası,su kalitesini izleme,su verimliliği,havza ölçekli sektörel su tahsisleri,ulusal su bilgi sistemi kurulması gibi konularda önemli projeler başlattı.Bu faaliyetlerle, bir taraftan ihtiyaçları karşılarken,diğer taraftan da Avrupa Birliği Çevre Faslı Su Sektörünün gerekliliklerini yerine getirmesi amaçlanmıştır.

2012 yılında Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu kuruldu.Ayrıca Su Kanunu çalışmalarına başlanıldı.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr.Lütfi Akça; Bu yüzyılın savaşları petrol için veriliyorsa, gelecek yüzyılın savaşları su için verilecektir, diyerek düşüncelerini dillendirdiği bu dönemde, bu kadar hayati bir sektörde ülkelerin proje üretmesi ve yatırımlar yapması kaçınılmaz demektedir.

Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı ise ;”Türkiye’nin su zengini olmadığı gibi tersine su sıkıntısı çekmeye aday bir ülke olduğunu belirtmiştir.Genel Müdürlük WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ile işbirliğinde, Unilever-Omo desteğiyle hazırladığı Türkiye’nin  Su Ayak İzi Raporu 2014 yılında kamuoyuyla paylaşılmıştır.

   PAYDAŞ  KATILIMCILARIN ÖNEMİ

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın  2012-2023 Ulusal Havza Yönetim Stratejisi’ne paydaş katılımına dair ilkeler eklenmiştir. Hazırlanan plan,  strateji ve vizyon çalışmalarında “paydaş katılımı”   öncelikli alanlardan biri olarak ifade edilmiştir.

T.C.Bolu Valiliği’nde “İl Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu”nun ilk toplantısı 05-12-2015 Tarihinde yapıldı.  Bolu İlimiz , Türkiye’deki 25 havza içersinde 2 havzaya ev sahipliği etmektedir.Bunlar  Sakarya ve Batı Karadeniz havzalarıdır.

İl Su Yönetim Koordinasyon Kurulu; Vali Başkanlığında,Belediye Başkanı,İl Özel İdaresi Genel Sekreteri,DSİ.Bölge Müdürü,Orman Bölge Müdürü,İl Çevre ve Şehircilik Müdürü,İl Gıda Tarım Ve Hayvancılık Müdürü,Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri,Sulama Birlikleri temsilcisi,Sanayi ve Ticaret Odası temsilcisi ile-bu heyet katılımcılarının oy çokluğu ile belirleyeceği su yönetimi konusunda çalışan sivil toplum kuruluşları ile Üniversite temsilcisi  ve Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminden bir yetkiliden oluşturulmaktadır.

Aslında 4-5 yıl öncesinden” Bolu’nun Su Ayak İzi”nde Ankara ve İstanbul’a Bakanlıkça verilmiş sınır aşan su havzası tahsisleri vardır.

Şimdiye dek ,Düzce İlinin tamamından,Bolu İlinin ise Yığılca’ya bitişik Karadere ve Çele ormanlarından doğan Karadere su yatağının bir kısmı Melen alt havzasına iştirak etmesi sonucu bu sularda İstanbul B.Ş.Belediyesi (İSKİ)’ye tahsis edilmiştir.2012 yılından sonra İSKİ,  Düzce veYığılca’daki su havzalarının korunması için çalışmaları ciddiye almış olup Belediye Başkanlıkları ile istişarelere başlamış ve ayrıca uydular vasıtası ile üçer aylık kontrollarla su havzalarında oluşan usülsüz yapılaşmaları engellemektedir.

Bir diğer konuda ;Bolu –Köroğlu Dağlarından doğan Tekke-Ulusu Deresi de önce Dörtdivan ve Gerede’ye bir kısmı  ve asıl önemli kısmı  Ankara  B.Ş.Belediyesi  (AŞTİ)ye tahsis edilmiştir.Bu sular AŞTİ’nin sorunlu Kızılırmak Suyuna alternatif bir su kaynağı olmuştur.Önümüzdeki günlerde doğaldır ki AŞTİ’ de, İSKİ gibi  ucu Köroğlu Dağlarına dayanan - su  havzalarını koruma -hassasiyetlerini Bolu,Dörtdivan,Gerede Belediye Başkanlıklarıyla istişareler yaparak sürdürecektir.

Etrafımızdaki bu su eylemlerinden sonra,Bolu Belediye Başkanlığımızın devam eden Karadere Suyu projesin de; civarı ormanların ve su toplanma havzalarının korunmasını sağlamak,Belediye ve  tüm Bolu halkının üzerinde önemle duracakları bir konu olacaktır.

  Sanal basından izlediğimiz “Bolu-Kökez Suyunu İçenler Grubu”nun,  arkalarında 80-100 bin hemşerimizin olduğunu bilerek-  sürdürülebilir bir Kökez Suyu İyileşmesine- sahip çıkması ve koordinasyon Kurulunda bir temsilcisiyi bulundurması  ise  en içten temennimdir.Bu ciddi konulardan sonra ,yazımı bir anekdotla sonlandıracağım.

 

Sene 1969,temmuz ayı , Abant’ta stajdayım.Rahmetli Ord. Prof.Dr. Asaf  Irmak  Hocamdan ıkıla sıkıla turbalık konulu diploma çalışmasını alarak Abant’ı  staj yeri yaptırmıştım.Mudurnu Or.İşletmesinin  sonradan yanan  Kartal Yuvasına zamanın Orman Bakanı annesini ve akrabalarını göndermişti. Bakan Annesinin içeceği Kökez Suyu, Bolu’dan  getirtiliyordu.Doğrusu benim ve diğer iki stajyer arkadaşımın bu durum hayli garibimize gitmişti. Zira iki adım ötede karpuz çatlatan Kirazlıpınar  Çeşmesi horul horul akıyordu.Hafta sonu Orman Bakanı gelecek diye gölden kırmızı benekli Abant alaları tutuldu. Bakan  gelmeyince bizim yememiz için pişirilip hazırlanmış balıklardan bir tepsi alabalığı “ Rahmeti Bol Olsun” Bakan Annesi  bizlere göndermişti.Doğaldır ki bizlerin Kökez suyu kızgınlığını bu davranış silip süpürmüştü.

Sağlıcakla kalınız.

Bu yazı toplam 1982 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim