eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.201
  • Altın 146,966
  • Dolar 3,4767
  • Euro 4,1728
  • Bolu 26 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 30 °C

Şükran Günleri’nden kesitler-3

Mustafa Namdar

İzzet Baysal Caddesi, trafiğe kapanmış. Aynı görüntüdeki standlarda yerini almıştı esnaf, sivil toplum kuruluşları, Okul Aile Birliklerine ait yetkililer. Model ürünleriyle ve broşürleriyle yapıyorlardı ticarethanelerinin reklamlarını.

Kimi aralara serpilmiş kermeslerle yardım amaçlı çalışıyorlardı okul aile birlikleri, cami yaptırma dernekleri. Her standda duruluyor, hal hatır soruluyordu Vali Yardımcımız Sn. Hüseyin Doğan ve İzzet Baysal Vakfı Başkanı Sn. Ahmet Baysal ve mütevelli heyeti tarafından. Esnaf hal hatır sorusundan mutlu, heyet gösterilen ilgiden mutlu.

Heyet her zamanki yol haritasını takiben yavaş yavaş merdivenlerden çıkarak bir tur atıp dar ve kalabalık sokaklardan Yukarı Taşhan’a geldi. Burada konuklara ikram vardı. Etli pilav, höşmerim ve özel olarak köyde yaptırılmış baklava, salata ve ayran. Yukarı Çarşı Güzelleştirme Derneği Başkanı Hakan Özkan, Yukarı Çarşı ile yapılacak restorasyon çalışmalarından bahsetti. Bir yandan da caminin doğu kısmında kurulan kazanlardan uzun kuyruklar oluşturan insanlara pilav dağıtımı yapılıyordu.

Tüm dükkanlarda İzzet Baysal posterleri asılı. Bolu pazarı olması nedeniyle esnaf dükkanlarından çıkamıyor.

***

Saat 16.00. Gölköy’de Bolu İli Erozyonu Önleme ve Ağaçlandırma Derneği’nin organizasyonunda, Gölköy’de fidan dikimi. Burada oluşturulacak İzzet Baysal Hatıra Ormanı için arı gibi çalışıyor insanlar. Kimi yerinden çukur açıyor, kimi açılmış çukurları temizleyip özenle dikiyor çam fidanlarını.

Tabii ki Üniversitede devam eden etkinlikler vardı. İnsanlar dilediği etkinliğe katılıyordu. Zor olan, İzzet Baysal Mütevelli Heyetinin bölünmesiydi. Zor olan, Vilayet erkanının nereye gideceği tercihiydi...

13 Mayıs 2008 Salı. Bugün Mesleki Teknik, Çok Programlı Liselerin, Mesleki Eğitim Merkezleri ve Halk Eğitim Merkezlerinin okullarında yaptıkları ürünleri sergileniyordu.

Açılan standlarda mesleki ve teknik eğitimdeki gelişmenin boyutunu gösteriyordu yapılan işler. Burada el emeği, göz nuru vardı. Burada sanatın inceliği, kumaşa verilen şekil, ağaca, metale, deriye verilen biçim için aklın beceriyle birleşerek ortaya konan işler vardı. Adına METEF Fuarı dediğimiz Mesleki Teknik Eğitim Fuarı folklor gösterileriyle oldukça görkemli açıldı. Bir de mikrofonun yaptığı azizlik yaşanmasaydı!..

METEF Fuarı’nda yıllardır söyleyip yazdığım bir konuya değinmeden geçemeyeceğim. “Şu Proje Tabanlı Beceri Yarışması.”

Amacı, Mesleki Teknik Eğitimin içinde yer alan öğrencilerin yeni buluşlara özendirilmesidir. Amaç, hızlı gelişen teknolojilerin içinde yer almak. Bu programların içinde yer alan öğrencilerin tek arzusu, yaptıklarının herkesin görebileceği bir ortamda sergilenmesidir. Bu çalışmaların ne olduğunun, nasıl olduğunun anlatılmasıdır. Oysa bu tür açılışlarda karambole gidiyor bu çalışmalar. Böyle mi olmalı öğrencileri yeniliklere özendirme?..

***

Ve Cumhuriyet Kadınları Konferansı: İnşaat Mühendisleri Odası İl Temsilciliği Odası’nın düzenlediği bir etkinlik. Konuşmacı, İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan. 1999 depreminin acı izlerinin silindiğinden bahisle, inşaat mühendislerinin başarısından söze başladı Sn. Bilgehan. Cumhuriyet kadınından bahsederken, kendi ailesinden örnekler veriyordu. Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte, Osmanlı’dan kalan kültür mirasını en iyi şekilde değerlendirip, Cumhuriyetin ilkelerine uygun olarak genç beyinlere taşıyan çok önemli bir kişilik yapısına sahip anneannesinden bahsediyordu. Benim anlatacağım aile hikayeleri mutlaka başka ailelerde de vardır diyor, Cumhuriyet kadınının giyim kuşamından, görüntüleri perdeye yansıtıyordu.

Cumhuriyetle birlikte kadın, saklı kaldığı kafeslerin ardından, örtülerin altından çıkmaya başladı. Bizim inkılabımızın en önemli yanı, kadınımıza verilen haklardır, mevkilerdir. Kadınların önemi, Cumhuriyetle birlikte öne çıkarılıp önemsenmeye başlamıştır diyordu Sn. Bilgehan. O günlerin koşullarında anahtar deliğinden görüp evlendiği İsmet Paşa, 1916 yılında evleniyor. Eski Osmanlı geleneğinde yetişen, Mevhibe İnönü yeni yaşamı hemen benimsemiş. Medeni Kanunu’nun kabulünden sonra ne Atatürk’ün, ne İsmet Paşa’nın, ne bakanların ve ne de bürokratların eşleri örtünmüyor.

1926’dan sonra kadının toplum içinde görevleri başlıyor. Türk Kadınlar Birliği kuruluyor. Köy Enstitüleri, Halkevleri ve kadınlara özel bir yer veriliyor. Bunun sonucu ilk mecliste 17 kadın yer alıyorken, 1950’de bu sayı 3’e düşüyor. Ve bu tarih geriye dönüşün başlangıcı oluyor. Bir yılda yarım milyon kadının iş hayatından çekildiği görülüyor.

Yasaları çıkarmak önemli değil. Yasa kurallarını içimizde benimsemek önemli. Bizden sonraki kuşaklara bizim aile albümlerini göstermek gerek. Bugün Arap kültürünün Türkiye’ye getirilen bir dayatması var. Türk kadını uyutuluyor diyordu Sn. Bilgehan.

Bu konferansın sonunda salona bakıyorsunuz boş. Üzülüyorsunuz. Ve kafanıza takılan, Cumhuriyeti kuran ataerkil bir aile içinden gelen bir kişi olarak, bugünkü fotoğrafın oluşumunda torunların günahı nedir diye sormak istiyorsunuz, vakit doluyor.

19.05.2008

Bu yazı toplam 328 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim