eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.064
  • Altın 146,120
  • Dolar 3,5109
  • Euro 4,1827
  • Bolu 27 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 33 °C

SUYU YÖNETMEK ZOR…

Suat Tosun

Su hayattır, su gelecektir, özlü sözlerine karşın; Amerikalı taşkın uzmanı J.Chailey “ Su… hasımdır. En küçük hatayı kolayca keşfetmesini bilir ve bedelini çok ağır öğretir” diye hayli beğendiğim bir söze imza atmış.

Su kaynaklarının ulusal ve uluslararası alandaki yönetimi, artık sadece mühendislik bilimlerinin öznesi olmayıp ekonomi, uluslararası ilişkiler, çevre, meteoroloji, iklim bilimi, deniz bilimleri, istatistik gibi disiplinlerin ortak çalışma alanı durumunda.

2014 yılı başlangıcında, suyun 21.’inci yüzyılın politik ve ekonomik anlamdaki şekillenmesinde önemli bir rol alacağında birleşen akademisyen ve politika uzmanları Hidropolitik Akademi’de yazmaya başlamışlar.

Bu makalelerden bir kaçının mesajını yazarlarının izniyle aktarmak paylaşmak açısından faydalı buluyorum.

Hidropolitik uzmanı Sayın Dursun Yıldız “Kent Hidrolojisi HesaplarıYapılmalı” başlıklı yazısında sayın Prof. Dr. Orhan Şen (İ.T.Ü.)’e atfen; son günlerde ülkeyi etkisi altına alan soğuk ve yağışlı hava, kısa süreli sağanakları, iklimlerdeki değişimin sonuçları olarak oluştuğunu, Türkiye’nin küresel iklim artık değişikliği nedeniyle artık,”yarı tropik iklim” sisteminde kabul edilmesi gerektiğini söylüyor.

Bu sistemde, mevsim değişimleri sırasında kısa süreli sağanağın normal sayılması gerekir. Türkiye’de gelecek yıllarda mevsimin kıştan yaza, yazdan kışa döndüğü dönemlerde benzeri yağışlar olacak. Bu nedenle yöneticilerin kentlerin alt yapılarını güçlendirmeleri gerektiğini belirtiyor.

“2020 Sonrası Beklenen Mini Soğuma Dönemi ve İzmir” başlıklı makalesiyle sayın Prof.Dr. Doğan Yaşar(13.03.2014); “Dünyamız halen 2020 sonrası beklenilen şiddeti bir soğumaya, diğer bir deyişle yağışların azalacağı ve tarımsal üretimin ve balık avının azalacağı bir döneme doğru gidiyor. Gılgamış’tan bu güne 4700 yıllık yazılı tarihte, savaşların büyük çoğunluğunun küresel soğumalar nedeniyle başladığı görülebilir.” Örneğin, Çin Seddinin yapım nedeni de, her küresel soğumada, tarım alanlarını kaybeden Kuzey Asya insanlarının saldırısına uğramaktan bıkan Çinliler sedde çözümü aramışlardır. Su yönetimi konusunda; “Scada” sistemiylen kuyu seviyeleri dikkatle izlenerek denetim altında tutulmalıdır. Tarımsal sulamada acilen damla sulamaya geçilmelidir. Soğuma döneminde HES barajları tıpkı 1991 yılındaki kurak dönemde olduğu gibi susuzluktan devre dışı kalacaktır. Bunun için enerji açığını kapatacak enerji santralleri yapılmalıdır.

Geçmiş yazılarımda sizlere tanıttığım değerli meslekdaşım sayın Doç.Dr. Yücel Çağlar; “Böyle Bir Yönetsel Yapıyla Su Kaynaklarımız Gerektiğince Yönetilebilir mi?” başlığıyla yönetimde oluşan karmaşayı açıklıyor. Yalnızca su kaynakları ile ilgili kurumlardan Orman ve Su İşleri Bakanlığında; Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Gen. Müdürlüğü bulunmaktadır. Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığında, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü de ilgilidir. Çağlar’a göre; Bu kurumlardan çoğu yetkileri yönünden eş konumdadır. Aralarında dikey bir iş bölümü yoktur. Görev yetki ve sorumluluk tanımları yinelemelidir, çelişkilidir. Kimi streteji, plan ve programlar arasında çeşitli yönlerden çelişkiler vardır. Su kaynaklarının yönetiminde yatay değil, dikey bir kurumsal yapılanma temel ilke olmalıdır, diye ifade etmektedir.

 

SEL-TAŞKIN OLAYLARI VE YUKARI HAVZA EYLEM PLANLARINA BAKIŞ

 

Mayıs ayı son haftalarından içersinde bulunduğumuz günlere uzanan şiddetli sağanak yağışları;1998 yılında 19-20-21 Mayıs tarihlerinde, Batı Karadeniz Bölgesinde oluşan sel ve taşkın zararları kadar olmasa bile özellikle Mengen İlçesinde ve Zonguldak-Mengen karayolunda benzeri zararlara neden oldu. Oysa 1998 ‘den sonra Dünya Bankası Projesi ile akarsu yataklarında onarım ve genişletmeler yapılmıştı.

Sel ve taşkın aynı şeyler mi?

Galiba çoğumuz sel ve taşkın terimlerini genellikle eş anlamlı kullanmaktayız. Sadece yüksek akışları dikkate alındığında bu doğru olmakla birlikte, sel olayında; su ile birlikte fazla miktarda materyal taşınır. Seller, daha çok yan derelerde ve yukarı havza akarsularında, dolayısıyla çok yüksek ve eğimli arazideki nisbeten küçük havzalarda meydana gelir. Taşkınlar ise, çoğunlukla akarsuların nispeten az eğimli vadi tabanlarında ve büyük akarsuların aşağı kesimlerinde söz konusu olur (E.Görcelioğlu).

Yukarı havzalarda, ormanda kesim yapılması sonucunda, toprağın filtre görevinde azalma, örselenme ve sıkışma olması yüzeysel akışı etkiler. Yapılan araştırmalar; sadece traktör izleri ve sürütme yolları boyunca infiltrasyon da azalma olduğunu ve üretim alanlarında sadece sürütme yollarında yüzeysel akış olduğunu ortaya koymuştur.

Selleri önlemek için üretim yapılan bölmede temiz işçilik kadar toprağın örselenmemesine de dikkat edilmeli, gereksiz yerlere ara depolar oluşturarak toprak sıkıştırılmamalıdır.

Türkiye, su kaynakları itibariyle 25 su havzasına ayrılmıştır. Bolu ili sınırlarına Sakarya Havzası na Göynük, Mudurnu, Seben, Kıbrıscık ilçeleri girmekte; Uluçay-Ilıca Deresi, Uluçay-Kabuz Deresi, Aladağçayı-Bozyer Deresi sel havzaları öncelikli planlamaya konu olacaklardır. BatıKaradeniz Havzasına ise Bolu, Yeniçağa, Gerede, Dörtdivan, Mengen ilçe hudutları girer.

Orman Genel Müdürlüğü,2013 yılında, “Yukarı Su Havzalarında Eylem Planı” adı altında bazı havzalara öncelik vererek çalışmalara başlamıştır. 40-50 yıl öncesinde yukarı havzalarda Toprak Muhafaza Gruplarının başarılı çalışmaları gibi sanat yapıları, çitler, pereler ve ağaçlandırma eylemleri selin oluşmasını azaltıp, hızını ve materyal toplanmasını duraklatacaktır.

Yağışların özellikle can ve mal kaybı oluşturmadığı günler dileğiyle hoşçakalın.

Bu yazı toplam 1503 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim