• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 1 °C

TABİATIN KALBİ BOLU

Mustafa Namdar

Bolu'da en çok konuşulan konuların başında gelen turizmdir. Doğal zenginliklerin içinde boğulurcasına varlıkta darlık çeken bir il konumundayız. Adeta bal yapmaz arı gibiyiz, vızıltımız çok bal yok.
Deniz dışında doğal güzellikler zenginiyiz. Dağımız, ormanımız, gölümüz göletimiz, yaylamız akarsuyumuz var. Güneş'imiz Kar'ımız var. İnanç turizmi için erenimiz evliyamız, türbemiz yatırımız var. Sağlık için sıcak su kaynaklarımız termalimiz, Fizik Tedavimiz, sağlık tesislerimiz Üniversitemiz, Tıp Fakültemiz var. Yakın, güvenli, güzel yanımız var. Eh konuk ağırlayacak kadar yatağımız, yorganımız, damak tadının dünyaca ünlü aşçılarımız da var. Bu varlıkların içinde ürünümüzü vitrine koyacak profesyonel işletmecilerimiz yok. Dar kalıplar içinde kalmış keser yongası gibi hep önüme düşsün anlayışından çıkıp, testere talaşı gibi bir sana bir bana anlayışı içinde ortaklık, paylaşımı sağlayacak koordinasyonumuz yok. Bu hep böyle mi gitmeli? Değişen dünya görüşü bireylerin ne istediği üzerinde düşüncelerini geliştirip yenilikler meydana getiriyor. Sadece mevcut ürününü tanıtmak değil, o ürünü cazip hale getirip insanları özendirerek kullanıma arz etme uğraşı var.
Ormanınız olmuş, kamp yeriniz, güvenli yürüyüş yollarınız, rehberiniz, yön levhalarınız, dinlenme kulübeleriniz var mı? Otelleriniz olmuş, komşu otelden farklı bir hizmet uygulamanız, doğada mangal partisi düzenleyebiliyor musunuz? Müziğiniz, diskonuz, barınız var mı? Şehir merkezinde birliktelik sağlayıp, hizmette çeşitlilik sağlayabiliyor musunuz?
Sağlık tesisleriniz olmuş, içinde işinin uzmanı ekipleriniz ün yapmış hekimleriniz yoksa beş yıldızlı otel görünümünde görkemli binalarınız olmuş ne yazar? Termal tesisleriniz olmuş, banyo yapma dışında güzellik üniteleriniz, masörleriniz yoksa çevrede halkın kesesine uygun pansiyonlarınız yoksa kimi nasıl özendireceksiniz?
Abant'a, Kartalkaya'ya, Gölcük'e gelen insanları bir defa da olsa şehir merkezine çekebilecek ürününüz, hizmetiniz yoksa Pazar ekonomisini nasıl canlandıracaksınız? Güvenilir, güzel ambalajlı yöre ürünlerini pazarlayan belli bir yeriniz yoksa, Bolu'ya özgü kalıcı bir el sanatı ürününüz yoksa anılardaki güzellikleri fotoğraflar dışında nasıl yaşatacaksınız?
Yediğiniz bir lokma yemeğin tadını almışsanız, Ankara'dan İstanbul'a giden yolcularda şurada bir yemek yiyelim düşüncesi olur. Senin cantıklı pidenin yerini İstanbul Pidecisi almışsa, kendimize özgü piranımızı Konya etli ekmeğine tercih etmişsek, aşçılarınız meşhur olmuş ancak lüks işletmelerde isimlerini duyarız.
Yüzyıllar öncesine dayalı dokuma tezgahlarını damın, samanlığın bir köşesine atmış, fakir fukaranın boş zamanlarında dokuduğu tamamen yöresel doğa ürünlerimize ne oldu? Yöresel bez ürünleriniz yerini son sistem teknoloji ile donatılmış dokuma tezgahlarına bırakmışsa, fakir fukaranın ekmek teknesi olan yerli dokumayı moda dünyasının pazarına sokamadıysak, arz talep dengesini kuramadıysak, el emeği ürünleri yok etmişsek, turisti neyimizle özendireceğiz?
Geçmiş yıllarda her on beş günde bir araya gelip konuştuk. Hep kendi kendimize konuştuk. Yatırımcıyı özendirecek bir dizi istemlere cevap veremedik. Elini cebine atacak yatırımcıları, bu toplantıların içine katamadık. Şimdi görüyoruz ki bu işin öncülüğünü Belediyemiz yapacak. İnşallah “Ben laf değil, iş üretirim” söylemi gerçekleşir. Umutlar yeşerir meyvaya dönüşür. “Tabiatın kalbi Bolu” marka olarak turizmin kapılarını açar.

Bu yazı toplam 402 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim