• BIST 97.314
  • Altın 145,314
  • Dolar 3,5633
  • Euro 3,9989
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 11 °C

Tahta bacak

Mustafa Namdar

Bir gün öfkeyle girdi kahveye. Yüzü al al olmuş, sanki ateş soluyordu. Duman çıkıyor gibiydi ağzından. Yaşlılardan biri “Belli ki damarına basmışlar Şaban Çavuşun” diye mırıldandı.

“Gel otur hele Çavuş! Ne bu öfke? Neden celallendin? Kim ne dedi gene?”diyerek. Oğlum Osman yap bi kahve Şaban amcana, yandan çarklı olsun” diye kahveci Osman’a talimat verdi.

Şaban Çavuş konuşuyordu yüksek sesle: “Biz bu veletlerin anaları için kaybettik bu ayağı. Bu veletler rahat oynasınlar, okusunlar, böyle güzel günler için kimimiz canımızı, kimimiz de gövdemizden bir parçayı bıraktık cephelerde!..”

Öğretmenlik görevime yeni başlamıştım. Ayağını savaşta kaybettiğini anlatmışlardı. Okuma yazması yoktu ama, pek de heyecanla anlatırdı ayağını nasıl kaybettiğini. Değme bir aktör gibiydi olayları anlatırken, yeniden yaşardı o anı.

İlkokul müdürüyle sohbet ederken Şaban Çavuş’u okula davet edip anlattırsanıza savaşı, savaşta yaşadıklarını. Şehitliği, gaziliği. Bunlar birer canlı tarih. Tarihi yaşayanlardan öğrenmek daha kalıcı, daha etkili olmaz mı dediğimde, neden olmasın! Doğru söylüyorsun dedi.

İlkokulla komşuyduk. Haber salmıştı okul müdürü. Şaban Çavuş okulumuzda, öğrenci okul bahçesinde toplanmış, Şaban Çavuş karşılarında oturuyor.

Okul Müdürü öğrencileri bilgilendirdi. “Çocuklar, bugün tarihi yazanlardan biri olan, sizin tahta bacak diye ad koyduğunuz kahraman Gazi Şaban Çavuş’tan dinleyeceğiz öyküsünü.”

Şaban Çavuş yeniden doğruldu, gövdesinin bütün ağırlığını sağlam ayağına verdi. Bol paçasını yukarıya çekip, tahta olan takma bacağını göstererek, “Aha bu bacak da şunun gibiydi, kahpe düşmanın kör kurşunu aldı götürdü...

Savaşın en zorlu günleriydi. Üstte yok başta yok. Postalların altı delik. Kuru bir peksimetle açlığımızı gideriyoruz. Kar diz boyu. Akşamları hayvanlarımıza örttüğümüz çulların altına girerek, onların nefesleriyle donmaktan kendimizi korumaya çalışıyoruz. Savaşın öyle şiddetli bir anı ki, aklımız başımızdan gitmiş, dudaklarımızda bir dua, “Allah’ım vatanımızı sen koru” diye mırıldanıyoruz.

Siperlerden fırlayan arkadaşlarımız, kahpe düşmanın makinalısından çıkan kurşunla yıkılıyor, ya şehit oluyor ya gazi. Makinalının yerini keşfetmiştim. Nasıl yapmalıydım da susturmalıydım diye düşünürken, çocukluğumuzda ve askere gelene kadar geçen sürede herşeyimizi paylaştığım can arkadaşım da siperden fırlamış ileriye atılmıştı. Çok gidemedi siz deyin 10 adım, ben deyim 15 adım vurulup düşmüştü yere. İşte o an karardı dünyam. İşte o an hatırladım anamın duasını. Ben bu makinalıyı susturacağım diye fırladım siperden. Gitme çavuş diye bağrışmaların yankısını şimdi de duyar gibiyim. Kanlı bedenleriyle kızıla boyanan karlar üzerinde arkadaşlarımın gövdelerini siper ala ala ilerliyordum keşfettiğim hedefe. Arkalarına dolanmıştım bilmeden. Dört kişiydiler. Bombamın pimini çekip yaa Allah deyip fırlattım ortalarına. Bir toz bulutu kalktı havaya. Üçü cansı yatıyor, biri yaralı teslim oluyordu. Belli ki o da ağır yaralıydı. Düşüp kalmıştı yere. O an ayağımdan aşağıya ılgıt ılgıt inen bir sıcaklık hissettim, ben de düşüp kendimden geçmiştim. Gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Ne olup bittiğini anlamaya çalışırken, anladım ayağımın kesildiğini. Hüzünlü bakışlarla geçmiş olsun derken olanları hatırlamaya çalışıyordum. Müthiş bir andı anlatması zor. Bu tahta bacağı Halim Usta yaptı. Kavak ağacından hafif olur demişti rahmetli.

İşte bu tahta bacak vatan toprağına ödenen bir diyet. Sizlerin mutluluğu için ödenen bir diyet. Kızlarımızın, karılarımızın namusu için ödenen bir diyet. Bayrak için, hürriyet için ödenen bir diyet. Arkadaşlarımın canlarını verdiği yerde benim ayağımın lafı mı olur” derken, beyaz sakalını gümüş damlacıkları gibi gözyaşları ıslatıyordu.

O ele avuca sığmayan çocuklardan hiç ses çıkmıyor, donakalmışlardı sanki. İçlerinden birisi elinde bir demet çiçekle özür dileyip teşekkür etti.

Çoktan unutmuşlardı tahta bacağı. Şaban Çavuş çocukların kahramanı olmuştu. Her Gaziler Günü’nde o olayı hatırlarım. Gazanız mübarek olsun aziz gaziler. Mübarek Ramazan Müslüman aleme kutlu olsun.

22.09.2006

Bu yazı toplam 264 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim