• BIST 81.712
  • Altın 147,331
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C

TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ

Hasan Dinç

Dünya dilleri arasında kelime sayısı bakımından orta zenginlikte olan Türkçe bu açığını deyimlerle kapatır. Yani deyimler açısından dünyanın en zengin dillerinden biri şüphesiz Türkçedir. İşte bunlardan biri de “Takke düştü kel göründü” deyimidir. Saklanılması ve gizlenilmesi mümkün olmayan, gerçeklerin gün ışığına çıkması durumunu ifade için söylenmiştir. Bu deyime anlam bakımından yakın bir başka deyim daha vardır. O da “Gizli, gizli buluşanların doğurması aşikâr olur.” Yani gizli, saklı işler çevirenler, sonucun ortaya çıkmasına engel olamazlar. Bu gerçeğin ifadesi dilimizde bu deyimle mümkün hale gelmiştir.

Son otuz yıldan beri ülke gündeminin değişmeyen konusu kuşkusuz terör sorunudur. Bu sorunu Kürt sorunu olarak ifade edip saptıranlar da bulunmaktadır. Adı ne olursa olsun kırk bin insanımızın hayatına mal olan bu sorun mutlaka çözüme kavuşturulmalı ve milletimiz bu gündem konusundan kurtulmalıdır. Her iktidarın kucağında bulduğu bu konu köklü biçimde çözüme kavuşturulmalı, milletimize acı çektirmesine son verilmelidir. AKP iktidarı on bir yıl önce ateşi sönmüş hatta son nefesini vermek üzere devraldığı bu konuyu diğer konularda olduğu gibi farklı bir çözüm yolu denemiş, sorunun çözümü bir yana azdırmasına sebep olmuştur. Hani Kıbrıs konusunda“Çözümsüzlük çözüm değildir” diyerek milli politikaları terk edip “Kazan kazan” politikasıyla konuyu halletmeye kalkarken neredeyse Kıbrıs’ı kaybetmekle karşı karşıya kalmıştık ya. Hani “komşularla sıfır sorun” diyerek bütün komşularımızla savaşın eşiğine gelmiştik ya. İşte aynen onun gibi terörle yeni bir mücadele politikası tespit ederken doksan yıllık politikaları terk etmiş, hatta terk etmekle de kalmamış karalamış ve suçlamıştır. Cumhuriyet Türkiye’sinin kuruluş felsefesini bütün bu konuların kaynağı kabul etmiştir. Terörle yasal zeminin yeni düzenlemesi adı altında güvenlik güçlerinin elini zayıflatmış, neredeyse taşları bağlamış, köpekleri serbest bırakmıştır. Yetmemiş terörle kahramanca mücadele eden yiğit askerlerimizi çeşitli bahanelerle tutuklatmış, askerlerimizin terörle mücadelede azmini kırmıştır. Sonra da “bu iş mücadele ile olmuyor, otuz yıldır müspet sonuç alamadık. Öyleyse terörle mücadeleyi bırakıp müzakereye geçmeliyiz” diyerek yeni bir yolu denemeye başlamıştır.

2008’den beri önce adının “Kürt açılımı” olarak konduğu, sonra da “Barış, demokrasi ve kardeşlik açılımı” olarak değiştirildiği bu uygulamalar milletin tepkisiyle karşılaşınca vazgeçilmiş, sonra da artan dış baskılar sonunda “Çözüm Politikaları” adıyla yeniden gündeme taşınmıştır.

Bu yeni politikanın uygulanmaya başlandığı ilk günden bu yana muhalefetle ve bilhassa MHP ile çetin bir mücadele içine giren AKP “Bu yola baş koydum, Geri dönüş yok.” diyerek kararlılığını ortaya koyarken, MHP ile mücadelesinde devletin güç ve yetkilerini fütursuzca kullanacağını da hissettirmeye başlamıştır. MHP ise çözüm politikasına muhalefetini meclisten meydanlara taşımış, duyduğu endişeleri milletiyle paylaşmaya başlamıştır. MHP çözüm politikalarının milli birliği, ülke bütünlüğünü bozacağı, milli devletin ve üniter yapının çökeceği, Ülke topraklarının bir kısmı üzerinde ayrı bir devletin temellerinin atıldığı, buralarda Türk devletinin egemenlik haklarının tartışmaya açıldığını söylemekte, gelişmelerin bu yönde olduğunu millete anlatmaktadır. Başbakan ise bunların doğru olmadığı, Ülke bütünlüğünün bölünme riski altında bulunmadığını söyleyip durmaktadır.

Son günlerde terör örgütü PKK’nın ülke dışına çıkması gündeme gelince muhalefetin “Neye karşılık ülkeyi terk ediyorlar? Kendilerine ne verildi de çıkıyorlar?” soruları sıkça dile getirilmeye başlandı. Buna karşılık Başbakan “Kendilerine hiçbir şey vaat edilmemiştir. Ülkeyi tıpış, tıpış terk edecekler. Silahlarını mağaralara ya da toprağa gömüp gidecekler. Biz kendileriyle hiçbir konuda pazarlık yapmadık” gibi inandırıcı olmayan ama insanımızın kafasını karıştıran cevaplar veriyordu.

Gün geldi her şey açığa çıktı. Başta söylediğimiz gibi “Takke düştü kel göründü.” Oslo’da ve İmralı’da yapılan gizli görüşmelerin acı meyveleri ortaya döküldü. 25 Mayıs 2013 Perşembe günü PKK’nın iki numaralı ismi Murat Karayılan örgütün geri çekilme ve silah bırakma şartlarını yaptığı basın toplantısıyla bütün dünyaya duyurdu. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da başbakanın milleti aldattığı ve millete yalan söylediği ortaya çıktı. Bir kere silahların mağaralara saklanması ya da toprağa gömülmesi söz konusu değilmiş. Ayrıca hükümet yapılacak anayasa değişikliği ile de birçok konuda söz verdiği Murat Karayılan’ın sözlerinden anlaşılmaktadır. Kürt kimliğinin anayasal güvence altına alınması, Kürtçenin eğitim dili olması, bölgesel özerkliğin tanınması, merkezi hükümetin bölgesel yönetim üzerindeki kontrolünün sınırlandırılması şimdilik sızan haberlerden anlaşılmaktadır. Yeni anayasanın yapılması sırasında PKK isteklerinin BDP milletvekilleri aracılığı ile dile getirileceği de ifade edilmektedir. Ayrıca koruculuk sisteminin kaldırılması ve özel kuvvetler gibi terörle mücadelede uzmanlaşmış birliklerin de lağvedilmesi Murat Karayılan’ın istekleri arasındadır. En son olarak Abdullah Öcalan’ın serbest kalması durumunda yapılanlar gözden geçirilecek ve silahlar bırakılacaktır.

Değerli okuyucularım. Bu köşeyi okuyanların malumudur ki yukarda söylenilenler uzunca süredir okuyucularımla paylaştığım konulardır. Her yazdığımda bunların doğru olmadığı söylenildi ve AKP’liler tarafından reddedildi. Ancak gün geldi her şey açığa çıktı. Her ne kadar buluşmalar saklı idiyse de doğum gerçekleşti ve acı sonuç kimsenin gizleyemeyeceği bir şekilde meydana çıktı. “Şimdi ne yapalım? Olmuş bir kere. Olanı kabul etmekten başka çare yok” mazeretine sığınılarak bu olanı millete kabul ettirme çalışmaları gündeme gelecektir.  Milletimiz bu olanı asla kabul etmeyecek ve kendilerine doğru söylemeyen bu iktidarı demokratik yollarla cezalandıracaktır. İşin yasal boyutları ise daha sonraki yönetimlere kalacaktır. Ne yapalım. Yalan uzun süre egemen olamamaktadır.


Bu yazı toplam 796 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim