• BIST 107.206
  • Altın 142,794
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Bolu 27 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C

Tamek’se koy sepete

Mustafa Namdar

Demokrasi, düşündüğünü söylemek, açık sözlülük, düşünce özgürlüğü, çok seslilik, düşünceye saygı bu sözcükler, kulağa hoş gelen kelimeler. Söylendiğinde hoşlandığımız, eylemde kulağımızı tırmalayıp beynimizi karıştıran kelimeler. Kendimize göre sınırsız, karşımızdakine gelince sınır koyduğumuz kelimeler...

Bir şirket, bir ticari ortaklık söz konusu olduğunda, bu söylemler dikkate alınarak ortaklığın temel felsefesi oluşturulur. Oluşturulacak ortaklıklarda, bir dernek, bir vakıf, herhangi bir sivil toplum kuruluşu gündeme geliyorsa. burada toplanacak oyunculardaki düşünce kalıbı, tek model mi olmalı? Aynı amaca ulaştıran özde bir, ama değişik şekillerden oluşan kalıp mı olmalı? Böylesi kuruluşlarda insanların cüzdanları mı, yoksa davranışlarındaki doğrular mı tercih nedeni olmalı?..

İlk defa sofraya konan bir yemeğin başlangıcındaki damak tadı ne kadar güzel olursa olsun, her öğünde önümüze gelirse “gene mi” anlayışıyla dudak kıvırmalar gündeme gelmeye başlar. Ekşi ile tatlının arasındaki fark, aynı anda ağıza alındığında kendini belli eder.

Fikirlerin çarpışmasından, eleştirilerin olmasından doğruların ortaya çıkacağını bilmiş olmamıza karşın, kendi doğrumuzun karşısına çıkan bir başka doğru ya da düşünce, nedense insanları rahatsız ediyor. Aykırı düşünceden de yararlanmak yerine, tuu kaka deyip kenara itivermek, nedense daha kolayımıza gidiyor. Bu durum belki sonuca çabuk ulaşma güdüsü, belki, söyleyenin kendine has özelliklerinden duyulan alerji, belki, başka bir siyasi pencereden bakıyor olması, belki de cüzdanın yeteri kadar şişkin olmamasından kaynaklanıyor olabilir.

Fiziki görünümü, davranışları, akıl yapıları aynı olmayan insanlar, birlikte olabiliyorlar da, farklı düşünceleri neden benimsemez, neden kabul edemezler? Neden aynı yerde bulunmaya tahammül edemezler? İnsanlar konuşa konuşa anlaşırlar diyebiliyoruz da, aynı ortamlarda bulunup konuşmaya tahammül edemiyoruz. Bir zamanlar bir reklam vardı sık sık ekranlara yansıyan, “Tamek’se koy sepete” der gibi. Benim gibi düşünüyorsa buyursun gelsin, düşünmüyorsa uzak dursun. Toplumun bozulması, güvensizlik belki de, ahlaki yozlaşma, homojen bir yapıyı oluşturamadığımızdan, belki de birbirimize tahammül gösteremediğimizden kaynaklanıyor.

Sofrada herkes salata olmasını istiyor da, salatadaki domatesi, marulu, soğanı, havucu, turpu, maydonozu bir araya getirmek yerine, tabağı irili ufaklı domatesle doldurmayı çeşitlilik olarak algılıyoruz. Yanılgımız herhalde bu olsa gerek.

Bazen de toplumun hoşuna giden saygı duyulan insanları vardır. Birlikteliğin gerektiği yerde sinerji yaratmıyor diye A takımında olması yerine bari B takımına alalım düşüncesi, toplumun sempatisini kazanmak için midir? Anlamak zor. Tameks değilse bırak kenarda kalsın. Sivil toplum önderliği böyle mi olmalı???

Bu yazı toplam 422 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim