eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.277
  • Altın 151,616
  • Dolar 3,6780
  • Euro 4,3348
  • Bolu 22 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 22 °C

Tandoğan'daydım

Hasan Dinç

13 Aralık Pazar günü, MHP Bolu il teşkilatının daveti üzerine partinin Ankara Tandoğan'da düzenlediği “BİN YILLIK KARDEŞLİĞİ YAŞA VE YAŞAT” mitingine katıldım. Partililerle beraber sabahleyin erken saatlerde topluca yola çıktık. Neşeli bir yolculuktan sonra Gerede'ye, oradaki katılımlarla birlikte saat 11.00'de Ankara'ya vardık. Konvoy halinde gittiğimiz için Ankara'ya varışımızda, araçlardan inişimiz de ve miting alanına gidişimiz de birlikte oldu. Üçyüz kişilik kalabalık bir grup halinde, eski terminal yolundan Tandoğan meydanına döndüğümüzde, mitingin coşkusu ve sıcaklığı ile karşılaştık. Heyecan birden topluluğu sardı. Bayraklar sallanmaya ve sloganlar peş peşe atılmaya başlandı. En çok da “BOLU OVASI, BOZKURTLARIN YUVASI” sloganı söyleniyordu. Bizden önce gelmiş olan kitlelerin arasından geçerken bu sloganın ayrı bir coşkusunun olduğunu söyleyebilirim. Öyle ya, Bolulular olarak orada temsil edilmek ve kalabalık kitleler içinde biz de varız diyebilmek hepimiz için ayrı bir gurur sebebi olmaktadır.

Kitle psikolojisi derler ya, hemen kitlenin havasına bürünüverdik. Daha ilk köprünün altından geçmeden bütünlüğümüz bozuldu. Herkes daha ilerlere varmak aşkına birbirinden koptu. Küçük gruplar halinde üçer, beşer kalabalıkların arasından sızarak ilerlemeye çalıştık. İlerlemek ne mümkün. Yer gök insan ve hepsinde aynı arzu. Yani herkes daha ileride olmaya çalışıyor. Öyle olunca da hiç kimsenin bir adım daha ileriye gitmesi mümkün olmuyor. Böylece Ankara'ya en yakın il olmanın cezasını, miting alanının merkezine çok uzak kalarak ödüyoruz.

Kalabalıktan ve onların kendiliğinden oluşan uğultusundan konuşmaları anlamak ve çevrende bulunanlarla anlaşmak hiç mümkün değil. Herkeste ayakuçlarının üzerinde yükselerek etrafı seyretme arzusunu görüyorsunuz. Belli ki herkeste mitinge katılanların sayısı ile ilgili bir merak var. Bazıları da aralarından birini omuzlara alarak, onun etrafı seyredip verdiği rapora göre tatmin olmaya çalışıyor.

Tandoğan meydanını bilenler bilir. Ankara'nın en büyük meydanlarından biridir. Ayrıca dört büyük ve geniş cadde ile de çevreye bağlanır. Bunlardan biri eski terminal alanından gelen ve meydanı Ulus semtine bağlayan caddedir. İkincisi Tandoğan meydanını Maltepe, Demir tepe istikametinden Kızılay meydanına bağlayan cadde. Üçüncüsü Tandoğan meydanını Bahçelievler ve Emek Mahallelerine bağlayan cadde ve sonuncusu ise Tandoğan meydanını Anıtkabir'e bağlayan cadde. Tandoğan meydanının bu özelliğinden dolayı büyük mitingler hep burada yapılır. Bu saydığım caddelerle birlikte, Tandoğan Meydanı bir anda milyonları yutuverir. Pazar günkü MHP'nin mitinginde bu söylediğim meydan ve caddeler tamamen doluydu. Bazı basın yayın organlarında ifade edilen yüz bin rakamı eğer kıskançlıktan değilse, sayı bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. Ya da bir kıyaslama yapmam gerekirse, Bolu'muzun nüfusunun on bin olduğunu söyleyenlerin söyledikleri ne kadar doğruysa, mitinge katılanların yüz bin olduğunu söyleyenlerin söyledikleri de o kadar doğrudur. Bazı kimseler bu tür mitinglerde bir metre kare yere beş kişi düşeceği kanaatiyle hareket ederek mitinge katılanların sayısını bulmaya çalışırlar. Ben mitingde bu rakamın ne derece doğru olup olmadığını anlamak için dikkatle baktım. Bir metre kareye on kişiden fazla insan düşüyordu. Bu ölçüler içinde MHP mitingine ne kadar kişi katıldığını tahmin edebilirsiniz.

Miting saat 12'de Şehitlere saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın topluca ve çok gür bir şekilde okunmasıyla başlandı. İstiklâl Marşı'nın hiç bu kadar gür ve disiplinli okunduğuna şahit olmamıştım. Sanki Tandoğan Meydanı bir anda bütün Türkiye olmuş gibiydi. Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli konuşmaya başladığında ise, meydanda hayret edilecek şekilde tam bir sükûnet hâkimdi. Kurulan dev ve teknolojisi yüksek seslendirme cihazları, genel başkanın konuşmasını katılanların tümünün anlayacağı netlikte ulaştırmaya yetiyordu. Herkes pürdikkat konuşmayı dinliyordu. Bazen gök gürlemesini andıran bir şekilde slogan ya da alkışla veya yuuuh sesleri bu sessizliği bozuyor, bu arada genel başkan kısa da olsa bir soluklanma fırsatı bulabiliyordu. Yuh seslerinin iki adresi vardı. Biri elbette bölücüler, diğeri de bölücülüğe fırsat tanıyan RECEP TAYYİP ERDOĞAN'DI.

Sayın Genel Başkanın konuşması tam bir buçuk saat sürdü. Konuşmanın her cümlesi çok önemli ve manidardı. Herkes konuşmada aradığını mutlaka bulmuştur. Konuşmadaki kararlılık ve devletin üniter yapısıyla milli birliğe yapılan vurgu toplumun heyecanını bir kat daha artırıyor, “bin yıllık kardeşlik” tabiri, herkesi kendinden geçirircesine coşturuyordu. Çevremle yakından ilgilendim. Gördüğüm manzara şudur. Konuşma boyunca gözleri nemlenmeyen, hüzünlenmeyen ya da ağlamayan hiç kimseye rastlamadım. Her cümlenin sonunda katılanların başları tasdik anlamında öne doğru sallanan bir başka konuşmaya daha şahit olmadım. Anlaşılıyor ki Sayın Devlet Bahçeli'ye “Konuşma özürlü” diyenler bu konuşmayı dinlemişlerse içlerinden özür dileyeceklerdir.

Konuşma içeriği basında, televizyon kanallarında ve de internette yayınlandığı için tahlile gerek duymuyorum. Ancak şunu söyleyebilirim ki hiç kimse MHP'yi ve onun Genel Başkanını dikkate almadan adım atmamalıdır. Arkalarında ABD ve AB olsa da. Ve mutlaka hesap vermeye hazır olmalıdırlar. Bu milli dalganın önünde kimsenin durabileceğini sanmıyorum. Çünkü Tandoğan Meydanında ben, Çanakkale'nin sarsılmaz imanına, Kocatepe'nin bozulmaz cephesine, Cumhuriyetimizin aşılmaz iradesine ve milletimizin volkan patlamasını andıran gür sesine şahit oldum. İnandım ki milletimizin şafağı sökmüş, devletimizin Tan'ı Tandoğan Meydanında atmıştır. Okyanus ötesi güçlerden destek alarak ve onların himayelerinde, onların çıkarlarına hizmet ederek hükümet etmek dönemi kapanmak üzeredir. Siyasi ikballerini Amerika'nın plân ve programlarına endeksleyerek milletin iktidarına talip olanların, bir de Allah'ın plân ve programının bulunduğunu hatırlatmak isterim. Amerika'nın gölgesinde kendini kavak ağacı zannedenlerin, elbette başlarında yeller eseceği günlerin bir sonu olacaktır. Yeni DAMAT FERİT'LER ve ALİ KEMAL'LER bilinen sonlarına hazır olmalıdırlar.

Not: Geçen haftaki yazımla ilgili olarak gazetemizin ziyaretçi defterine mesaj göndermiş olan değerli okuyucum Mehmet Dursun, “Sayın Hasan Dinç… mezara girdiğimiz zaman, huzuru ilahiye çıktığımız zaman, ırki olarak “ne milletinden “ olduğumuzun zerre kadar değeri yoktur.. Peygamberimizin “veda hutbesini” hatırlayınız. Evet… Mahşer günü; Türk olsak ne yazar! Kürt olsak ne yazar! Arap olsak ne yazar! Amelimiz iyi mi? Mühim olan o!” demektedir. Benim de dediğim o. Eğer milliyetimizin Allah indinde zerre kadar değeri yoksa niçin çocuklarımıza “İbrahim milletindenem” diye öğretilmekte ya da bize Cenab-ı Allah'ın uygun görüp verdiği “Türk kimliğinden” uzak tutulmak istenilmektedir. Değerli okuyucum Mehmet Dursun için bunun hiç mi anlamı yoktur?

15.12.2009

Bu yazı toplam 1265 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim