• BIST 97.890
  • Altın 145,753
  • Dolar 3,5793
  • Euro 4,0024
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 17 °C

Tarihimize dost muyuz, düşman mıyız?

Aykut Karagüzel

Her milletin tarihinde dönüm noktası oluşturabilecek bir savaş, bir olay vs. vardır. Bu genellikle de bir savaştır.

Japonların tarihinin dönüm noktası İkinci Dünya Savaşıdır. Bu savaşta iki tane atom bombasına maruz kalmaları onları adeta şahlandırmış ve kendilerini çalışmaya verip Amerika'dan intikamlarını bu şekilde almışlardır. Herkes tarafından bilinen, ilkokuldaki Japon çocuklarının Nagazaki ve Hiroşima ziyaretleri de bugünlere gelmelerinde perçinleyici rol oynamıştır.

Amerika ise yenilgi ile çıkmış olduğu tüm savaşları Hollywood sayesinde lehlerine çevirmeyi bilmişlerdir. Rambo filmleri buna en güzel örnektir.

Tek galip geldikleri savaş Japonlara adice attıkları atom bombalarıyla olmuştur. Onu da, dikkat ettiyseniz filmlerinde işlerken atom bombasını son sahneye bırakıp filmin geri kalanında ise Pearlharlbor baskınını işlerler. Neymiş efendim biz atom bombasını atmayacaktık da, mecbur kaldık mesajı verebilmek. Biz de enayiyiz ya. (Gerçi yemiyor da değiliz hani!)

Yahudilere bakıyorsunuz hep aynı melodram: Hitler! Tüm filmler, beyin yıkamalar. Yahudilerin ezilmişliği üzerinedir. Hiçbir Yahudi filminde Filistinlilere hunharca saldırışlarını göremezsiniz, görmenize de imkan yok zaten.

Peki ya biz?

Japonlar ülkemizi ziyaret ettiklerinde Çanakkale Savaşı hakkında bilgi edinmişler ve Çanakkale'yi gezmeye karar vermişler. Gün boyu gezdikten sonra da şöyle bir sonuç cümlesi söylemişler:

Şayet bizim Çanakkale Savaşı gibi bir tarihimiz olsaydı biz bugün iki hatta üç tane Japonya olurduk.

Bir de kendimize bakalım. Yaptığımız filmlere bakalım.

Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal Atatürk'ü işlediğimiz hayatını ve yaptıklarını çocuklarımıza izlettiğimiz Jan Dündar'ın “Mustapha”sı var. Bir de Çanakkale Savaşı'mızı anlatan bir paşamızın (günlükçü) oğlunun yönetmenliğini yaptığı, adı bile yabancı olan “Galippoli”miz var!

Tarihi filmler denilince hep aklımıza Cüneyt Arkın'ın milli ruh aşılayan ve günün koşullarına göre çekilmiş filmleri gelirdi aklımıza. İnanın bana, ben çocuğuma tahta kılıçlarla savaşılan ve Cüneyt ağabeyimizin havalarda uçtuğu filmleri seyrettirmeyi yeğlerim.

Çanakkale ile ilgili birçok şiir ve roman yazıldı, çoğunu da okudum. Bunlar içerisinde beğendiklerimden birisi de Yaşar Aksan Hocamızın yazmış olduğu kitaptı.

Yazımı İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un “Çanakkale Şehitler Destanı” şiirinden bir alıntıyla noktalamak istiyorum.

Âsım'ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar…
Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i…
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.

M. Âkif ERSOY

19.03.2009

Bu yazı toplam 789 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim