• BIST 107.439
  • Altın 142,531
  • Dolar 3,5528
  • Euro 4,1372
  • Bolu 33 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 33 °C

Tavlanın dili

Hasan Dinç

Hüseyin Kaya, hepimizin sevdiği ve sözlerinin doğruluğuna güven duyduğu üniversitemizin önemli bir öğretim görevlisidir. Bu görevinin dışında yazdığı köşe yazılarıyla da halkımızın irfanına önemli katkılarda bulunmaktadır. Yani varlığından hemen herkes haberdar olup, Bolu'muzun tanınmış simaları arasında yer almaktadır. Fikirlerini her hal ve şart altında açıkça söyleyen ve tartışan yapısıyla da takdir edilmekte, toplumumuzda saygı görmektedir. Söylediklerinin ve yazdıklarının toplum tarafından kabullenildiğini bizim gibi kendisi de bilmektedir. Bu durum kişiye elbette daha büyük sorumluluklar getirmektedir. Toplumun kendisine güven duyduğu kişilerin yazılarında ve konuşmalarında hata yapmamak gibi bir sorumluğu vardır. Çünkü onun küçük hataları, toplum tarafından doğru kabul edildikten sonra izalesi ve tekzibi mümkün olmamaktadır.

Sayın Hüseyin Kaya geçtiğimiz hafta köşesinde “Hükümetin Kürt açılımları üzerine” adlı gündemin önemli konusu ile ilgili yazısının bir bölümünde aynen şöyle yazmaktadır.

“Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla kafede oturup laflamaya başladık. “Hadi iki mars bir düz'le seni yeneyim” demesi üzerine, güncel konulardaki sohbetle tavlaya da başladık.

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin konuşmalarını yorumlarken, elindeki zarları atıp söylemine devam etti.

“Büyük reis doğru söylüyor… Norşin olmaz, oranın adı Güroymak… Bunların niyeti bozuk… Koskoca Cumhurbaşkanı oraya nasıl Norşin der… Hah aslanım benim zarlara bak… Pencüse, severler güzeli gencüse, şu kapıyı aldım”

Tavlada oyunu bitirdikten sonra sordum. “Kürtçe biliyor musun?”

“Yok yav neden bileyim, ben Çepni Türk'üyüm.”

“Eski adı Norşin yerine Güroymak denilsin diyorsun ama tavlada sayıları Kürtçe söylüyorsun.”

“Nasıl yani”

“Yek, dü, se, cehar, penç, şeş tavla sayılarıdır ama Kürtçe'dir.”

“!!!”

Bunları da değiştirmek gerekir mi?”

Yukarıya aldığım bölümde bir bilgi hatası var. Bu hata zincirleme hataların oluşmasına sebep olmaktadır. Bu bilgi hatası, Kürtçede sayı kavramının ve bu kavramların karşılığı kelimelerin bulunmadığının bilinmeyişidir. Dünyada birçok dil bilgininin sayı kavramlarının karşılığı bulunmayan dilleri bağımsız dil kabul etmediğini bilmekteyiz. Bu nedenle Kürtçenin bağımsız bir dil olup olmadığı tartışılmaktadır.

Kürtçe sayı kavramlarının karşılığını Farsçadan temin etmiştir. Yani Sayın Hüseyin Kaya'nın ifade ettiği gibi “Yek, dü, se, cehar (Çihar), penç ve şeş” Kürtçe değil Farsçadır. Bu gerçekten hareket edildiğinde:

1-Tavlanın dili Kürtçe değil Farsçadır.

2-Türkler Tavlayı Kürtlerden değil, İran coğrafyasını kullanırken Acemlerden öğrenmişlerdir.

1-Türkçe Farsçadan aldığı bu terimleri, kendi terim ve isimlendirmeleriyle de zenginleştirmiş, bünyesine uygun hale getirmiştir. Mesela zarın ikisi de bir olduğunda dü yek dememiş, onu hep yek olarak isimlendirmiştir. İki altıya düşeş demiş, fakat iki beşe düpenç dememiş dübeş demiş. iki dörtlüye düçihar dememiş dörtçihar demiş. Zarın sayıları bir iki olduğunda farça yek dü dememiş, ikibir demiş.

2-Türkler zarların bu isimlendirmelerini Türkçe tekerlemelerle süslemiş ve güzelleştirmişlerdir. Mesela atılan zar beş-üç geldiğinde ona pencüse dedikten sonra “Severler genç ise” diye, düşeş geldiğinde “Tiren yolu” diye ve iki-bir geldiğinde “Ekabir” diye rakibe takılmayı adet edinmişlerdir ki bu tavla terimleri Türkçe olup, İranlılarda yoktur.

3-Türkçe bu tavla terimleriyle birlikte aynı kelimelerden türeyen birçok kelimeyi de bünyesine kabul etmiş ve zenginleşmiştir. Bu kelimelerin birçoğu, günümüz Türkçesinde halen kullanılmakta ve yaşamaktadır. Yeknesak, yekvücut, yekpare, yektir Allah, dübare, düalem (İki cihan, Dünya ve ahiret), çil (kırk), çile (Dervişlerin 40 günlük denenmesi), pencah (elli), Pençerkan (İslamın beş şartı), şeşder (altı kapı), şeş cihet (altı yön) v.s. gibi.

4-Türk kültürünün hâkim olduğu bölgelerde bu kelime ve terimler yaygınlık kazanmış ve kabullenilmiştir. Balkanlarda ve Anadolu'da her nereye gitsen, tavlanın bu ortak dilinin canlı bir şekilde yaşadığını görmek mümkündür. Şurası bir gerçektir ki, Türk-Kürt birlikteliği ve kardeşliği bin yıldan beri devam etmektedir. Kürtler her ne kadar sayıların karşılığı olan kelimeleri Farsçadan almış olsalar da, tavla oynarken hepyek, dört çihar, dübeş gibi Türkçe-Farsça ortak tavla terimlerini kullanmaktadırlar.

5-Bu açıklamalardan anlaşılmaktadır ki, Tavla dili Sayın Hüseyin Kaya'nın dediği gibi Kürtçe değil; Farsça ve bugün Anadolu coğrafyasındaki dili Türkçe-Farsça ortaklığıdır.

6-Sayın Hüseyin Kaya'nın bu küçük hatası ya bir bilgi atlamasından, ya da sözüne çok güvendiği birinin kanaatini araştırmadan kabullenmiş olmasından kaynaklanmış olmalıdır. Okuyucularıyla bu konuyu paylaşır ve onların yanlışının düzeltilmesine yardımcı olursa, hocalığı bir kez daha değer kazanmış olur.

01.09.2009

Bu yazı toplam 6821 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim