• BIST 96.604
  • Altın 242,227
  • Dolar 6,2685
  • Euro 7,3236
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C

Tavukçuluk sektörüyle devlet benim kadar ilgilenmedi

Tavukçuluk sektörüyle devlet benim kadar ilgilenmedi

Tavukçuluk sektörünün duayenlerinden Yusuf Yar ile röportajımız devam ediyor. Bugün tavukçuluk sektörünün ilk yıllarında, sektörde yaşadığı zorlukları, ticari ilişkilerini sizlerle paylaşacağız.

Hacı Yusuf Yar'la konuşmaya devam ediyoruz, daha doğrusu o anlatıyor biz dinliyoruz. O anlattıkça Yusuf Yar'ın hikayesi daha da ilginç bir hale geliyor. Bu bölümde yine ilginizi çekeceğini umduğumuz başka bir öykü var.

Broiler yemini Türkiye'de siz mi ürettiniz?

Broiler yemini Türkiye'de ben icat ettim. Biz bir grup olarak çalışıyorduk. Koç-Tuğ şirketler grubuna bağlı olarak Sıtkı Koçman, Selahattin Göktuğ şirketi, Ali Koçman da yem grubunun başında idi. Bolu'da Bolvit, İzmir'de İzmir Vitaminli, Bandırma Banvit, Bursa'da Bursa vitaminli, Topkapı'da Topkapı Vitaminli, bir de Topkim diye bir ilaç fabrikamız vardı. Yem formüllerimiz mükemmeldi. Formüller beş fabrikaya İsrail'den Abik diye bir firmadan geliyordu.

Üretilen tavukları ne yapıyordunuz?

Üretilen tavuklar Ankara'da, Düzce'de, İstanbul'da kesiliyordu. O zamanlar Sincan'da Et-Balık Kurumu, Ankara'da Fazıl Kul kesiyordu. Daha sonra İstanbul'da üçkâğıtçılar türedi.

Civciv nerden geliyordu?

Pak Tavuk'tan, Samandıra Yupi'den, Hanri Benazus'tan, Altın Tavuk'tan, Hür Holding'den geliyordu. Civcivi bunlar, yemi de ben üretiyordum. Devletin Tavukçuluk Enstitüsü'nde yalnız yumurta tavuğu vardı. Devletin bu konuyla ilgili bir gelişimi yoktu. Devlet tavukçuluk sektörü ile benim kadar bile ilgilenmedi.

Türkiye'de tavukçuluk hala dışa bağımlı…

Evet, Türkiye'de devlet gereken önemi vermedi bu sektöre; İsrail'e, İngiltere'ye, Amerika'ya bağımlı.Türkiye'nin kendi ırkı yok, yani hibrid ırkı.

Devlet kırk yıldır tavukçuluğu desteklerken neden hibrid ırk üzerine bir çalışma yapmadı?

Bunlar paralı işler. Devletin buna aklı ermiyor. Hibrid yapmayı düşünemiyorlar. Devlet hibrid ırka ilgi göstermedi. Ayrıca bir de yeme engeldi. Örneğin biz balık ununu, mısırı ithal edemiyorduk.

Yem üretiminde önemli bir noktaya geldiniz…

Evet, o zamanın koşullarında yıllık 40.000 tona kadar çıktık.

Ve hala ortak değilsiniz?

Evet, sonra ortaklardan Feridun Taşman Amerika'ya göç etti. “Hissemi sana bırakayım” dedi. “Benim param yok” dedim. İstanbul'dan Sıtkı Koçman geldi. “Bu fabrikada bir Yusuf varmış, o sen misin, niye seni tanımıyorum” dedi. “Bu Feridun'nun hissesini sana alalım. Parayı Topkim'den öderiz” dedi. Böylelikle ortak oldum. Daha sıkı çalışıyordum. Sonra Cahit Bey vardı onun da hissesini aldım.

Sonra…

Artık fabrikanın yüzde otuz beş sahibiydim. Çok mutluydum. Sonra ürettiğimiz tavukları ortak kendimiz pazarlamak istiyorduk. O zamanlar tavukçuluk en çok Yığılca'da idi. Ben de Yığılca'da çalışıyordum. Orada Orköy'ün kooperatifleri vardı. Bunlar paraları batırmışlar. Ben oraya düzen getirmeye çalıştım. Avukatım vardı. Avukat Hüsnü Eraktaş, onu görevlendirdim. O da popülistlik yaptı. Herkesi başıma topladı. Gereksiz işler yaptı. Yığılca Tavukçuluğu kurduk. Yüzde 51 benim, gerisi köylülerin ve avukat Hüsnü Eraktaş'ındı. Ancak Yığılca'da bir türlü dengeleri tutturamadım. Yığılca dağlarında çok param battı. Koçman'la da aramız yavaş yavaş gerilmeye başlamıştı. Koçman Grubu tavukçuluk işine ortak değildi. Tavukçuluk riskli bir işti. Koçmanlar öyle riskli işleri sevmezlerdi. Onlar malı satsın parasını alsın. En sonunda bir gün İstanbul'da Ali Koçman'ın yanına gittim, Ali ile tartıştık. Yukarıya babasının yanına çıktım. “Senin bu oğlan lafını sözünü bilmiyor” dedim. “Fabrikayı ya siz alın ya da ben alıyım” dedim. Sıtkı Koçman Bolu'ya geldi. Fabrikayı ben satın aldım. Kardeşlerim Hüseyin ile İsmail'i yanıma çağırdım. Tavukçuluğa onları da ortak ettim ama yine olmadı. 24 Ocak 1980 kararları her şeyi alt üst etti, ülkede büyük devalüasyon oldu.10 liralık mal 100 liraya çıktı. Biliyorsunuz daha sonra paşalar 12 Eylül'de iktidarı aldılar. Bankalar 12 Eylül'le beraber bütün kredileri kapattılar. Tefecilerin ellerine düştük. O zaman Ankara'da bankerler vardı. Tavuklara yem yetiştirmek için aylık yüzde 30'la bankerlerden para aldık. Devlete başvurdum, Turgut Özal'la 3,5 saat görüştüm. İran'a ihracat yaptım. Anadolu Bankası'ndan 1 milyon dolar kredi aldım. Ama yetmedi, yetmedi… Sistemi toparlayamadım. Bankerlerde o zamanlar batmaya başlamıştı. Her şey alt üst oldu. Bankerler vadesi gelmeyen çekleri tahsile verdiler. Ekonomiden sorumlu Turgut Özal olayları sadece seyrediyordu.

Panikledim 250 bin lira param vardı. Onu yanıma aldım, Hatay Cilvegözü sınır kapısından Türkiye'yi terk ettim. Daha sonra Arabistan'a gittim…

Peki, Arabistan'da ne oldu?

Arabistan hikâyesi yarın…



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim