• BIST 93.616
  • Altın 209,815
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Bolu 8 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 6 °C

TEK ADAM

Hasan Dinç

 

16 Nisanda yapılacak olan anayasa referandumunun taraflarca ortak adı konuldu. Hem hayırcı taraf hem de evetçi taraf bu referanduma TEK ADAM referandumu nitelemesini uygun buldu. Hayırcılar anayasada yapılacak değişikliklerle yasama, yürütme ve yargı erkinin tek elde toplandığını, bunun da zamanla yönetimin diktatörlüğe götüreceği iddialarını dillendirerek halkımızı hayır vermeye davet ederken; evetçiler de bunun doğru olmadığını kanıtlamaya çalışmaktadırlar. Evetçiler, bunun doğru olmadığını söylerken değişiklik metnine değinmeden hep geçmiş örneklerden hareketle işi cumhuriyetin kuruluş yıllarına getirerek hayırcı tarafın sözcülüğünü yapan CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçtaraoğlu’nu partisinin geçmiş uygulamalarıyla vurmaya çalışmaktadırlar.

Hayırcı cephenin bütün sözcüleri referanduma sunulan anayasa değişiklik metninde seçilecek partili cumhurbaşkanının yürütmenin başı olacağı, iktidar partisinin genel başkanı olması hasebiyle yasamayı elinde tutacağı ve yüksek mahkeme hâkimlerini atama yetkisiyle de yargıyı kontrol edeceğini ifade etmektedirler. Böylece devletin üç erkinin tek elde toplanacağını, denetim imkânının çok zorlaştırıldığı dikkate alındığında bu yetkilerin partili cumhurbaşkanını tek adam ve diktatör yapacağını söylemekte, halkı uyarmaya çalışmaktadırlar. Ayrıca meclisin denetim yetkilerinin elinden alındığı ve yasa yapma yetkilerinin kanun hükmünde kararname yapma yetkisiyle tırpanlanarak partili cumhurbaşkanına devredildiği de dikkate alınırsa devlet yönetiminden devre dışı bırakılmaya çalışıldığını da halkımıza anlatmaktadırlar. Başta Sayın Cumhurbaşkanı ve başbakan olmak üzere evetçi cephenin bütün sözcüleri bu iddialara değişiklik paketiyle değil, geçmiş uygulamalarla cevap vermekte,  sözü ikide bir cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki uygulamalara getirerek gerçek tek adamlığın geçmişte aranması savunmasıyla işin altından kalkmaya çalışmaktadırlar.

Bir gün tek adamın ATATÜRK olduğunu söylerken sonra vazgeçerek tek adam diyenleri ATATÜRK’E hakaret etmekle suçlamaktadırlar. Ertesi gün tek adamlık uygulaması 1923 te sona ermiştir diyerek hedeflerine padişahlık yönetimini oturtmakta, daha sonra ATATÜRK ve İnönü’yü tekrar tek adamlıkla suçlamaya devam etmektedirler. Yani bu konuda kendilerini nasıl savunacakları konusunda henüz ittifak halinde değildirler. Bir bakıyorsun tek adamlık suçlamasını sayın kılıçtaroğlu’na çevirerek “üst üste yedi seçim kaybetmiş bir lider olarak halen yerinde oturuyor ve koltuğundan kalkmıyorsun” diyerek gerçek tek adam sensin suçlamasıyla işin altından kalkmaya çalışmakta ve Sayın Kılıçtaroğlu’nu aynaya bakmaya davet etmektedirler.

İşin burasında bir düşüncemi okuyucularımla paylaşmak isterim. Üst üste seçim kaybetmiş bir liderin koltuğundan kalkıp yerini bir başkasına devretmesi ileri demokrasi geleneklerindendir. Bu geleneğin bizde henüz yerleşmediği görülmektedir. Seçim kaybeden liderlerin yerinde kalması bence o liderin tek adamlığından ziyade, ileri demokrasi ilkelerine henüz tam olarak özümseyemediğini gösterir.  Ama, girdiği seçimlerde %49 oy almış bir liderin parti genel başkanlığından ve de başbakanlıktan bir kişinin istemesiyle uzaklaştırılması TEK ADAMLIĞIN en uç örneği olsa gerektir.

EY TÜRK MİLLETİ SANDIK BAŞINDA BUNU UNUTMA

Geçtiğimiz Perşembe günü Türk siyasi tarihi büyük bir ihanete daha uğramıştır. Diyarbakır’da AKP il başkanı 1 Nisanda Sayın Cumhurbaşkanı ve başbakanın Diyarbakır’ı ziyaretleri sebebiyle parti binasına bir pankart asmıştır. Vilayet binasının karşısına asılan bu pankartta “HER EVET ŞEYH SAİT VE ARKADAŞLARINA BİR FATİHADIR” ibaresi bulunmaktadır. Bilindiği üzere Şeyh Sait 13 Şubat 1925 tarihinde isyan etmiş, isyan bastırıldıktan sonra İstiklâl Mahkemesi tarafından arkadaşlarıyla birlikte idam edilmiş bir vatan hainidir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin en zayıf anında İngilizlerin kışkırtmasıyla isyan eden bu hain bize Misak-ı milli sınırlarımız içinde bulunan Musul ve Kerkük illerinin kaybedilmesine, oralardaki Türkmen soydaşlarımızın bugün bile sahipsiz kalmasına sebep olmuştur.

 Diyarbakır İl Başkanının Şeyh Sait’in torunu olduğu anlaşılmıştır ve dedesinin ihanetine şevkle sarılmış ve AKP tarafından hoş görüldüğü ortadadır.. Ancak AKP’de bu ihanet hoşgörüsü ilk değildir. Öyle anlaşılıyor ki son da olmayacaktır. Bundan önce İstanbul İl Başkanı Aziz Pabuçcu “AKP İKTİDARINDA ZORLA TÜRK OLMAKTAN KURTULDUK” demiş ve mükâfat olarak şimdi milletvekili yapılmıştır. Cumhuriyete “90 YILLIK REKLAM ARASI” diyen yine bu partinin Balıkesir milletvekiliydi. Türk düşmanı, Türkiye düşmanı ve cumhuriyet düşmanlarının bu partiye toplanmalarını bir tesadüf olarak görmek mümkün mü?

Dönelim yine o pankarta. Bu pankartta yazılan doğruysa yani referandumda verilen “HER EVET OYU ŞEYH SAİT VE ARKADAŞLARINA BİR FATİHA” ise; iddia ediyorum ki verilen her HAYIR OYU ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZE, İSTİKÂL SAVAŞI ŞEHİTLERİMİZE, TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN AZİZ KURUCULARININ RUHLARINA gönderilmiş bir hatim olacaktır. Ey Türk milleti! Sandık başına gittiğinde bu gerçeği unutma.  

 

Bu yazı toplam 2583 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim