• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

Tek kanat pencere

Mustafa Namdar

Olayı sağlık açısından değerlendirenler, “Güneş girmeyen eve doktor girer” demişler. Belki de bu görüş doğrultusunda iklim koşulları düşünülmeden zaman içinde koca koca pencereli evler yapılmış. Sonra görülmüş ki, konutları ısıtmada sorunlar çıkmış, büyüyen pencereler küçültülmüş.

Gelişen bazı olaylar var ki, herkesi kendi penceresinden bakmaya zorluyor gibi. Olayları tek kanatlı pencereden bakarak değerlendirmek, yalnızca görüş alanımıza girenleri görmemizi sağlıyor. Tek kanatlı pencereden bakmak, kapsama alanı dışında kalan yerler hakkında bilgilenmemizi engelliyor. Ortak paydada buluşmanın koşulu, çevremizdeki olayları görüp akıl süzgecinden geçirmek olmasına rağmen, “Benim dediğim doğru” inadından bir türlü vazgeçemiyoruz. Nedeni? Tek kanattan bakmamız ya da bakmaya zorlanmamız...

Son günlerde toplumun tümünü rahatsız eden şehitlerimizin artarak devam etmesi olayı... Hani derler ya ateş düştüğü yeri yakar. Şu yaşananların ateşi, düştüğü yeri değil, terör eylemi içinde olmayan ülke insanlarının tümünü yakıp kavurmaya başladı. Yüreği yanık insanların akıttığı gözyaşları toplumun yüreğindeki ateşi söndürmüyor, adeta körüklüyor. Tüm insanlarda “Bu vahşetin önü nasıl alınacak kaygısı.” Moraller bozuk. Tepkiler yüreklerden taşmakta. Hemen herkesin suratı asık, öfke kusuyor...

Bu konuda toplumun tepkisi çeşitli eylem biçimleriyle sahalarda kendini gösteriyor. İnsanlar tribünden sahaya inerek karşı oyunu oynama heyecanı içinde. Olayları demokratik hakların kullanılması açısından değerlendirdiğimizde, tepkilerin son derece haklılık içinde yapıldığına inanıyorsunuz. İnanmak yeterli oluyor mu? Olduğunu söylemek zor...

Gelişmelere tek kanatlı pencereden şartlanmışlık içinde baktığımızda, içimizdeki vesvese ağır basıyor: “Bu işin altında birşeyler var! Birileri birilerini yıpratmak üzere düğmeye basıyor” diye taraf oluşturmaya çalışıyoruz.

Görünen o ki, hergün verilen bir iki şehidin karşısında öfkenizi açığa vuran eylemi ortaya koymaya çalıştığınızda, hemen karşı görüşle tavır alarak tahrikten, provoke edilmesinden söz ediveriyoruz. Oysa madalyonun öteki yüzü de olduğunu nedense hep unutuyoruz.

İktidar olanlar, muhalefetin bu işleri tetiklediğini düşünerek, muhalefetin prim kazanmaya çalıştığını söylüyor. Gelişen olaylara böyle baktığımızda, olaylar karşısında sessiz kalan iller de, sessizliği ile iktidarın prim yapmasını sağlıyor düşüncesini aklımıza getiriyor.

Gelişmeleri siyaset penceresinin kendilerine ait kanatlarını kullanarak çevreyi gözlemleyenler, olayları olduğu gibi değil, görmek istedikleri gibi değerlendirip tansiyonun yükselmesine neden oluyorlar. Oysa vatandaş gördüğüyle, sıkıntılı yaşadıklarıyla yüreği kan ağlıyor. Ne olur, kırsalda yaşanan acıların alanlarda söz düellosu olarak yansımasını değil, iktidarı muhalefeti oturup ortak aklı kullanarak acıyı dindirin. Kurtuluş savaşında omuz omuza bağımsızlığımıza kastedenlere kurşun sıkan parmaklar, şimdi birbirleri için tetiğe gidiyor. Ne acı...

21.06.2007

Bu yazı toplam 449 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim