• BIST 99.547
  • Altın 236,428
  • Dolar 6,1013
  • Euro 7,1788
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C

TEK YANLI, TEK YÖNLÜ, TEK YOLLU

Hasan Dinç

 

Referandum dilimize Fransızcadan girmiş bir kelime. Türkçe karşılığı HALK OYLAMASI demektir. Her nedense referandum şekli daha fazla kullanılmaktadır. Halk oylaması “büyük bir topluluğun türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama” anlamına gelmektedir. Oylamanın sonucuna ise HALKOYU denilmektedir.

Uzun demokrasi geçmişimizde çok olmasa da halk oylamaları yapılmıştır. Son olarak Anayasamızda yapılması öngörülen ve meclisimizde kabul edilen değişikler için de Halk oylaması veya referandum yapılacaktır. 16 Nisan Pazar günü yapılacak bu halk oylamasına taraflar çok ciddi olarak çalışmaktadırlar. Eğer bu Halk oylamasında halkın çoğunluğu EVET oyu kullanırsa hükümetin teklif ettiği anayasa değişikliği kabul edilmiş ve tespit edilen tarihte yürürlüğe girmiş olacaktır. Halkın çoğunluğu HAYIR oyu kullanırsa değişiklik teklifi reddedilmiş olacak ve yürürlükteki Anayasanın ilgili maddeleri uygulanmasına devam edilecektir.

Halk oylaması ya da referandum için oluşan iki taraf da çalışmalarını yoğunlaştırmışlardır. Taraflar arası ilişkilerde devlet tam tarafsız olmalı, taraflara çalışmaları için zemin hazırlamalı, adalet duygusunu zedeleyecek her türlü davranışlardan özellikle kaçınmalıdır. Halk oylaması sonuçlarının tartışmalardan uzak, tarafların kabulü ancak buna bağlıdır. Aksi halde sonuçlar tartışmalı hale gelir ve toplum birbirine hasım cephelere ayrılarak husumet duygularının doğmasına müsait ortam hazırlanmış olur.

İçinde bulunduğumuz Halk oylaması sürecini bu bakımdan değerlendirmeye alırsak göreceğimiz tablo hiç de iç açıcı değildir. Devlet bütün organlarıyla ağırlığını EVET’ten yana koymuş tek yanlı, tek yönlü ve tek yollu çalışmalarına devam etmekte; bu yöndeki şikâyetleri hiç dikkate almadan bütün hızıyla sandıktan EVET çıkması için üstün gayretlerini seferber etmiş bulunmaktadır. Başta yürürlükteki Anayasamıza göre tarafsızlık yemini etmiş bulunan Cumhurbaşkanımız olmak üzere devletimizin tarafsız kalmaları gereken mevkilerinde bulunan vali, kaymakam, savcı, hâkim, rektör vb. gibi bütün bürokratik unsurlar kendilerini yasalardan soyutlayıp alenen EVET kampanyasına katılmakta bir sakınca görmemektedirler. Bu yöndeki yetkilerini sadece EVET tarafı için kullanmaktan öte HAYIR taraftarlarının çalışmalarına da her türlü engeli çıkarmakta,  koydukları yasaklarla çalışmalarını adeta imkânsız hale getirmektedirler. Bu söylediklerimizle ilgili örnekler sıradanlaşmış, devletin normal uygulamaları haline dönüşmüştür.

Sayın Cumhurbaşkanı her gün “TEMEL ATMA VE TOPLU AÇILIŞ TÖRENLERİNE KATILIM” adı altında illerimizi ziyaret etmekte,  gösterişli toplantılarla EVET kampanyasına destek vermektedir. Bırakınız desteği bizzat EVET kampanyasının bayraktarlığını yapmaktadır. Anayasa değişikliği konusunda elbette Sayın Cumhurbaşkanımızın da bir tercihi olması gayet doğaldır. Bu tercihini sandık başında vereceği oyla göstermesi gerekmektedir. Oyunu alenen kullanması bile tarafsızlığını ilzam ederken meydan,  meydan EVET için gezmesi, Halkı bu yönde etkilemeye çalışması, HAYIR taraftarlarını ise töhmet altında bırakacak şekilde konuşmalar yapması bulunduğu makamın tarafsızlığına uygun düşmemektedir. Bu faaliyetleri için devlet imkânlarının seferber edilmesi, Okulların tatil edilerek öğrencilerin meydanlara taşınması, halkın toplu taşıma vasıtaları ile miting alanlarına ücretsiz taşınması ise hiçbir ölçüyle izahı yapılamayan uygulamalar örneği siyasi tarihimize olumsuz olarak kaydedilmektedir. Hele de konuşmalarındaki HAYIR taraftarları için kullandığı hakaret içeren kelimeler, suçlayıcı ve ayrıştırıcı üslûp toplumumuzun dikkatinden kaçmamaktadır.

Valiler ve kaymakamlara gelince Olağanüstü hal yasasının kendilerine verdikleri bütün yetkileri HAYIR cephesinin sözcüleri aleyhine kullanmakta, bunların yaptıkları bütün faaliyetleri kısıtlamakta ya da bu çalışmalara yasak getirmektedirler.  Devletin bu amaç için yapılmış salonlarını vermedikleri gibi, özel salonların sahipleri de çeşitli şekillerde korkutularak tahsislerine engel olmaktadırlar. Meydanlar ise zaten yasak kapsamında bulunmaktadır. Ayrıca HAYIR tarafının sözcüleri sataşmalara, tehditlere ve saldırılara maruz kalmakta, bunlara gerekli güvenlik tedbirleri alınmadığı görülmektedir. Bunların akıl almaz örneklerine her gün şahit olmaktayız. EVET taraftarlarının yaptığı çalışmalar ise devletin koruma ve desteği altında her türlü imkândan rahatlıkla yararlanmakta, devlet adeta onlar için seferber edilmektedir. Ayrıca basına düştüğü kadar biliyoruz ki mahalle ve köy muhtarları toplanarak EVET oyu çıkması konusunda uyarı mahiyetinde tehdit edilmekte, devlet hizmetlerinin köy ve mahallelerine gelmeyeceği ikazıyla EVET cephesine çalışmaları için zorlanmaktadırlar.

Bu konuda tarafsızlıkları bulundukları makamın kaçınılmaz sonucu olan adli personel ise tarihimizin en kötü örneklerini sergilemekten çekinmemekte, EVET tarafında yer aldıklarını göstermek için her fırsatı değerlendirmektedirler. EVET vereceğini söyleyen savcılar mı dersin, HAYIR sözcülerini tehdide varan mesajlar gönderen hâkim ve savcılar mı dersin, hepsinin en kötüsü uğradıkları haksız uygulamaları kendilerine götürüldüğünde yasalarla telif edilemeyen kararlar veren adli kurullar mı dersin? Bunların hepsine tanık olmakta ya da basından takip etmekteyiz. EVET oyu vereceğini açık eden rektörler ise sıradan haberler arasına girmiş bulunmaktadır.

Bütün bunların tadı tuzu olmak üzere EVET tarafının sözcüleri, halka neden EVET oyu vermeleri konusunu anlatmaktan ısrarla kaçınmakta ve sadece seçim propagandası yaparcasına yaptıklarını ya da yapacaklarını ifade ederek halktan EVET oyu istemektedirler. Halkımız ise anayasada yapılacak değişikliklerin millet olarak bize neler kazandırdıklarını merak etmekte, cevabını EVET sözcülerinden beklemektedirler. HAYIR cephesinin bu yöndeki konuşmaları ise halkımız üzerinde etkisini göstermekte ve ikna olmaktadırlar.

İşte bu şartlar altında 16 Nisanda bir Halk oylamasına gitmekteyiz. Devleti ve devletin bütün imkânlarını arkasına almış bir EVET tarafıyla, devletin her türlü engellemeleriyle karşılaşan bir HAYIR tarafı ipi göğüslemek için var güçleriyle çalışmaktadırlar. Bu şartlarda biz olana TEK YANLI; TEK YÖNLÜ VE TEK YOLLU bir referandum demekten kendimizi alamıyoruz. Bütün bunlara rağmen milletimizin HAYIR’dan yana teveccüh gösterdiğini, bu teveccühün 16 Nisana kadar artarak devam edeceğini, sandıklardan önemli oranda HAYIR oyu çıkacağının işaretlerini görüyoruz.Böylece devletimiz parlamenter demokratik sistemle yoluna devam edecek, zamanla aksayan yanlarını düzelterek demokrasi içinde varlığını ebediyete kadar sürdürecektir.  

   

Bu yazı toplam 2072 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim