• BIST 90.383
  • Altın 144,813
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 8 °C

Teknik takip bu, boru mu?

N. Gürkan Yetkin

Kimi inanır, kimi inanmaz ama nazar değme korkusuna herkesin bir mavi boncuğu muhakkak olmuştur. Nazar neden olur? Büyükler hemen cevap veririler: Kem Gözden!

Bir kem göz, Bolumuzda kol gezmekte! İster inanın, ister inanmayın, bir mavi boncuğu yanınızdan ayırmayın! Öyle bir uğursuzluk dolaşmakta ki, kimin başına ne saracağı belli değil. Önce Boluspor Kulübü peş peşe mağlubiyetler almaya başladı. Sonra taraftar ile yönetimin, yönetim ile futbolcuların, futbolcular ile taraftarın arası açıldı. Ardından Boluspor Kulübü girdiği ihaleleri kaybetti.

Böylelikle Boluspor Koleji bir başka bahara kaldı.

Uğursuzluk oradan sıçradı, gül gibi geçinen Belediye Başkanımız ile Sayın Valimizin arası açıldı. Antalya'ya gidildi olmadı. Yemeğe gidildi olmadı. Yıldızlar bir türlü barışmadı.

Ne kem gözmüş ki, kime baktıysa etkisi altına alıverdi. Durup dururken en dürüst bilinen Belediye Başkan Yardımcısı önce göz altına alındı, ardından tutuklandı. Millet ne olup bittiğini anlayamadan, dedikodularda bile birinci bölüm tamamlanmamışken Boluspor Kulübü yöneticisinin “Teknik takibe” takıldığı ortaya çıktı, ifadesi alınmak üzere göz altına alındı. Bir anda milletti korku sardı. Kırmızı-Beyaz atkılar, şapkalar çıkarıldı. Eski yönetim kurulu üyeleri, aktif üye olmadıklarını durduk yere ortalıkta dile getirmeye başladı. Herkes şaşkın! ”Keşke hafta sonu maça gitmeseydik. Başımıza bir şey gelir mi?” diye birbirleriyle konuşanlar dahi çıktı.

“Şahit yazarlar!” diye halk otobüslerine bile binilmez oldu! ”Etimesgut Belediyesi ile alakalı bir davada Bolu Spor ne alaka?” diyenler ile “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diyenler karşılıklı atışır hale geldi. ”Başım belaya girecek“ diye su parasını yatırmak için bile belediyeye giren çıkan yok! Mesai arkadaşını masasında göremeyen korkudan telefon dahi açamıyor! Teknik takip bu, boru mu

Bu teknik takip kelimesi de ayrıca enteresan. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu. Cep telefonu icat oldu, ajanlık bozuldu. Nerede o eski istihbaratçılar? Boyalı ayakkabılı, günlük tıraşlı simitçiler, mısırcılar. Seyyar satıcıdan bir ürün alırken önünü iliklerdin! İşin içinde sarf edilen bir emek vardı. Şimdi ne o öyle? Bas düğmeye,canının istediğini dinle. Konuşmaları kaydet. Mobesa kameralar ile milleti rontgenle. Sokakta tüküremez, burun karıştıramaz oldu el alem. Nerede kaldı özel hayat!

Ayrıca göz altı işi de tuhaflaştı. Önce muhatap alınıyor ardından bilgisayarları. Ya adamın bilgisayarı yoksa! Böyle deşifre edilir mi fakirlik, fukaralık? Millet “Göz altına alınırız. Eve gelip bilgisayar falan bulamazlar. Konu komşuya rezil oluruz!” diye kullanmasa da bilgisayar almaya başladı.

Benim asıl tuhafıma giden, bu kadar teknik takip imkanı var. Neredeyse adamın niyetini bile ortaya dökebiliyorlar. Hala hırsızlık yapabilen, cinayet işleyen aylar geçmesine rağmen yakalanamıyor! Sanırım imkanlar kısıtlı. Alet, edevat sadece bazı birimlerin demirbaşı!

Bu devirde, onu bunu telefonla aramakta cesaret işi! İnsanın Paşa akrabası olması gibi bir şey! Görüşmelerde alışkanlıklarımız yok mu? Tam anlamıyla başını belaya sokmak için ideal ortam. ”Alo Napıyon abi?” "Sana ne? Sanki yardıma gideceksin!” ”Hacı! Ne yaptın benim işi? Hallettin mi?” Sen teknik takipçi ol. Böyle bir muhabbete şahit ol. Gel de ”Ne iş?” diye merak etme! Başla dinlemeye, en ufak detayına kadar öğren! Adam darbe planını arkadaşına anlatır mı? Hangi ülkede yaşıyorsun sen? Hem herkes telefonunun dinlendiğinden şüphe ediyor, hem de her türlü gizli ayrıntıyı telefon da anlatıyor!

Biz yine dönelim esas konumuza!

Ne demiştik? Nazar!

En kısa zamanda, Bolu'da yaşayanlar olarak, ehil kişilere kurşun döktürelim! İnansak da, inanmasak da bir mavi boncuk edinelim! Tüm kara kedileri toplatalım! Evimize, iş yerimize at nalı asalım

Arabamızın arkasına ve tişörtlerimizin hem ön yüzüne hem arka yüzüne “nazar etme ne olur! Dilen seninde olur!” yazdıralım! Mümkün olduğunca koyu renkli camları olan güneş gözlükleri takalım

Yolda yürürken veya her hangi bir ortamda karşılaştığımız insanlar ile asla göz göze gelmeyelim. Dikkatli olalım, göze gelmeyelim! Sık sık kahve falı açtıralım! Falcının belirttiği üç vakitlerde cep telefonlarını kullanmayalım! Mümkünse pilini dahi çıkartıp, kapalı tutalım! (Ne olur ne olmaz! Şeytan doldurur!). Eşli okey oynarken kullanılan şifreleri geliştirelim, gündelik hayatta da kullanalım!

Seslerle değil, mimiklerle ilişkilerimizi yürütelim! Bir süre Antep fıstıklı baklava yemeyelim! Futbol yorumu yapmayalım! Gazetelerin spor sayfalarını pas geçelim! Magazin haberlerine yoğunlaşalım!

Devamlı kullandığımız imzalarımızı değiştirelim! Masrafından kaçınmayarak imza sirkülerimizi dahi yenileyelim! Asla ve asla evraklar üzerinde ıslak imza bırakmayalım, emiş gücü yüksek tuvalet kağıtları ile kurulayalım! Gerekirse kampanya yapıp para toplayalım. Stadyumun ışıklandırma sisteminin montajını yapan müteahhidin, devletten olan alacağını ödeyelim! Kendisi ile Helalleşelim! (Esra Hanımın gündeme taşıdığı “ah!” alma meselesine ben de inanmaya başladım)

Tüm bu tedbirlere rağmen, hala başımızdaki bu musibetten kurtulamıyorsak, Antepli Başkan yardımcıları yerine, Urfa'dan başkan yardımcısı getirtelim! Eğer İsrailliler nazar aşısını da icat etmişler ise, en yakın sağlık kuruluşuna başvurup nazar aşılarımızı yaptıralım!

Ali Bey'in dediği gibi “Nazar etmeyin ne olur! Pusuya yatın sizin de olur!”

Bu haftaki kamyon arkası yazımıza gelince,

"Kula bela gelmez, Hak yazmaz ise,

Hak bela yazmaz, kul azmaz ise..."

15.04.2010


Bu yazı toplam 1200 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim