• BIST 92.603
  • Altın 212,126
  • Dolar 5,2914
  • Euro 6,0442
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 11 °C

TELEVİZYONUMUZ

Mustafa Namdar

 Özlemini duyduğumuz televizyonumuz olmuştu siyah beyaz. Renklilerin olduğu da söyleniyordu. Radyomuz bile yoktu. Sadece sesini dinleyebilmek için komşulara gidebilmenin özlemini çekiyorduk…

  Geline sormuşlar; “Kocan ne kadar çirkin olsun?”  , “Babam evinde o da yoktu” demiş.

  Yıllar sonra bir televizyonumuz olmuştu, ailecek çok mutluyduk. Eski özlem bitmiş. Bizde dünyada olup bitenleri odamızdaki küçücük ekranda izleyecektik. Zaman zaman ekran karlanmalarını kaybedebilmek için anten düzeltmeye çıkıyorsak da çatıya, önemli değildi. Tabular yıkılmış, artık bir televizyonumuz vardı. Dünya bilgileri için kitap ve gazete karıştırmak yerine, odamızdan izliyorduk olayları… Radyo spikerinin dudaklarından dökülen sözlerle sonunda sinirle hop oturup hop kalkıyor ya da gönül kırıyorduk.

  Dünyaya açılan pencereden düşüncelerimiz aydınlandıkça daha net görmeye başladık gelişmeleri, daha net anlamaya başladık yorumları. Dünya insanları arasındaki yerimizi anlıyor, sınır çizgileri kalkmış aileler gibi iç içe yaşıyor gibiydik. Her şey öylesine güzeldi ki aracısız izliyorduk dünyada olup bitenleri.

  Biter miydi yaşamın değişiminde ki güzellikler… Ne oldu nasıl oldu da kayboldu o güzellikler? Dünyanın çivisini çıkarmış gibiyiz. Yolunda gitmiyor araba, ön tekerin izinden gitmiyor arka teker. Ne oluyor dünya düzenine? Ne oluyor dünya insanlarına? Ne oluyor insanlarımıza? Ne tarafa başımızı çevirsek baca arkası gibi kararıyor insanlar birbirine.

  Televizyonlarımız renklense de renkler birbirine karışmış, ayrılmıyor. Sanki ekran kan gölüne dönmüş tek renk hâkim, kırmızı… Tek kırmızı hâkim ekrana. Sanki dünya yanıyor.

  Ormanlar yanıyor, işletmeler, fabrikalar, otomobiller, mekânlar yanıyor. Etraf kan gölü. Elde çakı, bıçak, satır, tabanca, pompalı, neredeyse havan topu. Çocuklar ölüyor, kadınlar, garipler, hasımlar ölüyor. İş kazaları, trafik ve terör belası. Ekranlar felaket tellalı gibi.

  Televizyon artık seni bin bir rengi de olsan sevmiyorum. Düğmelerine dokunmaya korkuyorum. Dün bir televizyon olsa diye dua ederken şimdi keşkeler ile avunuyorum.

  Dün cebimizde çakının hesabını veremezken bugün bu cesaret nereden geliyor diye düşünüyorum.

Bu yazı toplam 701 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim