• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

Tellallık ve basın

Bülent Dinçtürk

Tellallık Osmanlı İmparatorluğu’ndan beri yapılagelen önemli ve şerefli bir meslekti. Artık şimdilerde, teknolojinin ilerlemesi sebebiyle pek yapılmayan bir meslek dalı haline geldi. Tellallık, esasen isteyen herkesin tellal olamayacağı kadar önem arzederdi. Çünkü sesinin gür olması ve söylediğinin anlaşılması şarttı.

Boluspor’un kuruluş yıllarında orman ihalelerinden aldığı pay ve paralarda o zamanki tellalların emeği büyüktü. Tellallığı, bu kadar anlatmamın sebebi ise Bolu m.vekillerinden birinin, Bolu basınını felaket tellallığı ile itham etmesi nedeniyledir.

Eğer bugün basın olmasa birçok şey gizli kalır, demokrasi ve ülkenin gelişmesi yolunda yeterli adımlar atılmazdı. Bugün ayrıca geçmişten beri gelen ve halen de yapılmakta olduğu söylenen yolsuzluklar ve usulsüzlükler ört bas edilirdi. Bütün bunları su yüzüne çıkaran basınımızdır. Hiç kimse yapılan tenkitlerden rahatsız olmamalıdır. Bir atasözü vardır: “Yarası olan gocunur.”

Ancak bugün basının da hataları yok mudur? Elbette vardır. Hatasız kul olmaz. Zaten Basın Kanunu ve son çıkan yasalar basınımızı bu konuda daha dikkatli hareket etmeye yöneltmiştir. Ancak yapılan tenkitler ve eleştirilerden rahatsız olmamak lazımdır. Bunlar insana yön veren ve hatalarına çeki düzen vermesini sağlayan ikazlardır.

Gündem Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sayın Ümit Turpçu büyük emek vererek Bolu m.vekillerinin 2002 yılından buyana yani 3 yıl, 9 ay, 7 günlük çalışmalarını gözler önüne sermiş. Gerçekten herkesin okuması gereken ve insanı düşündüren çok özel bir araştırma. Yapamadıkları önemli işler, yaptıklarından fazla. Hele basınımızı tellallıkla suçlayan m.vekillerimizden TBMM konuşma olarak TIK yok.

Sizin tabirinizle tellalların sesi çıkıyor, vatandaş uyanıyor, bilgilendiriyor, yönlendirmeye çalışıyor. Ya siz ne yapıyorsunuz? Sizin ise tellalları bırakın bir yana hiç sesiniz çıkmamış. Yaptığınız BÜYÜK! hizmetler ortada.

Bir memleket ancak bu kadar kaderi ile başbaşa bırakılır. Ama burası BOLU öyle de olu, böyle de olu. Olsa da olu, olmasa da olu.

İMAM AÇIĞI VE HÜKÜMET

Cuma günkü gazetelerde, Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Sayın Ali Bardakoğlu’nun hükümetten on bin imam kadrosu istediğini okuduk. Bu açığın Diyanet tarafından kapatılmaması halinde rastgele bu açığın birileri tarafından doldurulacağı, bunun da iyi olmayacağını söylüyor.

Önümüzdeki ay Ramazan başlıyor. Müslümanlığın en kutsal ayı. Ramazan’da haliyle teravih namazı kılınması sebebiyle camilerde mutlaka vekil de olsa imam olması gerekiyor.

Türkiye’de son dönemde olup bitenlere akıl ermiyor. Bugünkü hükümetin politikaları gereği, devlet dairelerinin birçoğunda imamlar görev yapıyor. Ya yatay geçiş yapıyorlar veya onbin açığı varken kurumundan (Diyanetten) muvafakat alarak imamlığı bırakıp başka dairelere kendilerini atıyorlar. Bu ne biçim iş? Niçin imamlık mesleğini yapmıyorsun da başka tarafa geçiyorsun? Bugün imam hatip lisesi mezunu olup Sağlık Md.de, Milli Eğitim’de, Ulaştırma Bk.velhasıl bütün devlet dairelerinde imam hatipliye sıkça rastlamak mümkün. Ayrıca üniversiteye girmek için de her şartı zorluyorlar. Beri tarafta da Diyanet İşleri Başkanı onbin imam kadrosu istiyor. Bütün bunlar sistemli olarak yürütülen AK Parti’nin ve hükümetin devleti, imam hatiplilerle doldurma politikasının bir parçası. Plan çok güzel yürüyor.

Allah sonumuzu hayır etsin. Bakalım bütün bunların sonu nereye varacak, bekleyelim, görelim.

Sağlıklı günler dileğiyle.

16.08.2006

Bu yazı toplam 444 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim