• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -4 °C

Teslimiyet mi? Demokratik açılım mı?

Mustafa Öz

İktidar partisi, 7 yıllık iktidar döneminde; ülkenin çivisini çıkarmadığı, kavga etmediği bir kuruluşunu bırakmadı. Değiştirmedik bir politikasını bırakmadı. Kendisini iktidara taşıyan iç ve dış güçler ne referans verdiyse, hep onları gerçekleştirmek için enerjisini harcadı.

Hafızalarımızı tazeleyelim.

-Özellikle dış politika: AB teslimiyetini o kadar abarttılar ki, kendileri bile bu teslimiyetçi anlayıştan rahatsız oldular. Gelinen nokta belirsizlik!

-Kıbrıs sorununu çok iddialı bir sözle baştan teslimiyete oturttular. “Çözümsüzlük çözüm değildir.” Verilen tavizlere rağmen, bir arpa boyu yol gidilemedi. Rum kesimi, AB sürecindeki dosyalarımızı bloke ediyor. Limanları açın, gümrüksüz ticareti başlatın, hava sahanızı açın…

Tamam, açtık sonuç sıfıra sıfır. Talat bile girilen yolun çıkmaz olduğunu anladı, bizimkiler de hala aynı kafada.

-Yunan'la sorunları tek taraflı teslimiyete dayalı durdurduk. Burnumuzun dibine kadar silahlı ada oluşturdular. Her ay birkaç defa uçaklarımız taciz ediliyor. Bütün sorunlar ise büyüyerek duruyor. Patrikhanenin talepleri ise artık uluslararası bir politika haline geldi, sonuç!

-Ermenistan ile imzaladığı belirtilen anlaşma protokolünün açıklanan metnine göre, teslim olan yine biziz. Ermenistan, Azerbaycan'ın topraklarındaki işgali kaldırmıyor. Ülkemizden, haksız taleplerinden vazgeçmiyor. Ama biz sınır açmayı, ilişkileri geliştirmeyi peşinen kabul ediyoruz. Tepkiler artınca da mecliste onaylandıktan sonra, yürürlüğe girecek diyerek kamuoyunu kandırıyoruz. Azerbaycan'ı karşımıza alıyoruz. Sonuç teslimiyet!

-Ülkemizin en önemli sorunu EKONOMİ ve bölücü TERÖR iken; yedi yılda ülke tüm cumhuriyet tarihinin rekor borç batağına saplanıyor.

Cumhuriyetin kazanımı dev tesisler yok pahasına satılıyor. Buna rağmen borçlar çoğalıyor. Gelir dağılımındaki bozulma devam ediyor.

Ama AKP'nin yandaşları ise zenginleştikçe zenginleşiyor. Ülkede yeni bir muhafazakâr demokrat! Zengin sınıf doğuyor. Bununla da övünüyorlar. Dağıtılan yardımlarla, açlığa ve sefalete kanat gerdiklerini kibirle böbürlenerek anlatıyorlar. Ülkeyi bakanları, bürokratları ve belediye başkanları, müteahhitleriyle adeta parselliyorlar. Hiç rahatsızlık da duymuyorlar.

-İktidara geldiklerinde sıfıra yakın bölücü terör varken, işin adını koyamadıkları ve askere, polise güvenmedikleri için yapılan düzenlemeler sonucu polisin, askerin elini ayağını bağlayıp: PKK'NIN yeniden teşkilatlanmasına seyirci kalıyorlar. İstihbarat kaynaklarının verdiği raporları ciddiye almayarak, ülkenin güvenliğini tehlikeye düşürdükleri gibi, PKK'NIN yurt içinde ve yurt dışında siyasallaşmasının önünü açarak, adeta davul ve zurnalarla MASAYA davet ediyorlardı. 7 yıldır binlerce vatan evladı şehit ve gazi olup analar ağlarken, onlar şehitlere KELLE, terörist başına ise SAYIN diyorlar. Askerin elini kolunu bağlayarak adeta ASLAN terbiyecisi rolünü üstleniyor ve kıs kıs gülüyorlardı. Dağıtılan yardımlarla ve parsellenen müteahhitlik hizmetleriyle bölgenin düzeleceğini sandılar, olmadı. Olayın adını terör ve bölücülük olmaktan çıkarıp, Kürt meselesi haline getirdiler yine olmadı. Bu sefer adını yine değiştirdiler DEMOKRATİK AÇILIM koydular.

Ama “CİN ŞİŞEDEN ÇIKTIĞI İÇİN” artık bir parmak bal ile bu işi kapatamıyorlar. Kuzey Irak'taki oluşumlara 3–5 milyar dolar için ve ABD – İsrail- AB Troykasının talepleri doğrultusunda sesini çıkarmayıp teslim olanlar. 7 yıl sonra ne idüğü belirsiz bir açılım lafı ile cini bir daha şişeye sokamayacakları bir pozisyon yaratıyorlar. Ülke siyasetini ve ülke tabanını bir mozaik gibi parçalıyorlar. Bu işte görevlendirdikleri bakan ise, “BİZ NE YAPTIĞIMIZI BİLİYORUZ, KİMSE KAYGIYA KAPILMASIN” diyor. Evet, siz teslimiyet noktasında kiminle, ne amaçla ne yaptığınızı biliyorsunuz. Ama millet bilmiyor. Başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan, şehit ailelerini bir araya toplayıp midelerine bir lokma sıcak aş koyarak, kanın bedelinin ödeneceği hesabı yapıyor.

Kan dursun, gözyaşı dursun ama, teröriste dış odaklara teslim olarak değil! Bu ülkede hiçbir Türk vatandaşı Kürtleri dışlamıyor, onların kendilerini Kürt olarak tanımlamasına karşı değil. Onlarla aynı sokakta, aynı beldede, aynı şehirde yaşamaya itirazı yok. İtiraz bölücülüğe, bölünmeye, farklılaştırılarak bölünmenin yolunun açılmasına. Bölücülerin muhatap olarak alınıp yüreklendirilmesine: nitekim ne diyor sözde milletvekili bu durumda, “AYRILMAYI TARTIŞMAK HAK HALİNE GELDİ” diyor. Siz içi boş açılım salatasını açıklarken, 4 vatan evladı daha toprağın kara bağrına girdi. Cenaze törenlerinde büyükten küçüğe sıraya dizilmeniz sonucu değiştirmiyor. Boş laflarınız ABD güdümlü çözüm çalışmalarınız neticeyi değiştirmiyor. Sizi eleştirenleri kandan beslenmekle suçlayıp kan içicilerle aynı safta bulunmanız hemen fark ediliyor. Yandaşlarınızın sizin dışınızdakileri kışkırtmaları, bölücülerin ve bölünme heveslilerinin faaliyetlerini gözden kaçıramıyor.

Bu ülkede sizden başka vicdanı olan adam kalmamış gibi, TAVUZ HIRSIZ ROLLERİNİZİ bu millet yutmuyor. İnançlı, imanlı görünüp ne dolambaçlı işler yaptığınızı, demokrasi deyip nasıl demokrasi dışına çıktığınızı herkes görüyor.

Bu açılımın adı kim ne derse desin TESLİMİYET ve TESLİM ETME AÇILIMI ve ÜLEKENİN temeline ŞİŞEDEN ÇIKAN CİN İLE DİNAMİT KOYMAKTIR.

04.09.2009

Bu yazı toplam 557 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim