• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 12 °C

Teşvikte arayışlar-2

Mustafa Namdar

Aynı bölge içinde aynı koşullarda olup da aynı haklardan yararlanamıyorsanız gösterilen tepkinin doğallığı herkes tarafından kabul görür.

Teşvik Yasası’nın gündeme getirdiği çok önemli konulardan birisi, “Benim adıma, benim haklarımı birileri düşünür” beklentilerinden artık kurtulmamız gerçeğidir. Benim karnımın ağrıyor olması, komşunun da karnının ağrıması anlamına gelmiyor, acıyı herkes kendi içinde yaşıyor.

Her zaman övgüyle bahsedilen deprem sonrasında geniş tabanlı bir il kurultayı oluşturulmasıyla sorunlarımızın çoğunun çözülmesi olayı. Şimdi böyle bir organizasyonu neden yapamıyoruz? Bu duruma engel olan ne? Çok ortaklı hükümetlerden sonra tek başına iktidara gelmiş olmanın üstelik de şimdiye kadar nasip olmayan üç milletvekilimizle temsil edilmenin avantajlarını neden kullanamıyoruz? Yaklaşık bir yılı aşkın süredir belli sayıdaki insanlarımızın haftada bir, bir araya gelerek yaptıkları toplantılardan alınan sonuçlar nedir? Hangi sektörler adına işlemler takip ediliyor? Bütün bunlar kapalı kutu, içini görmek mümkün değil.

İlimizin gelişimi ve ekonomik kalkınması için şimdiye kadar elde edilen somut kazanımlar ne olmuştur? Teşvik Yasası ben bağıra bağıra geliyorum derken bu elit insanlarımızın mücadelesi ne olmuştur? Bunları bilmeyen kamuoyu, yanıtlarını alamadığı bu soruları soruyorlar birbirlerine. Şimdi hırsız girdikten sonra kapıyı kilitlemek aklımıza geliyor. Oysa atı alan çoktan üsküdarı geçmiş.

Organize Sanayide yapılan toplantıda sanayicinin kendi sorunlarına gerektiği şekilde ilgi gösterdiği söylenemez. Konunun önemine inanan tekstilden Domino, İzopoli, Filiz Makarna, Akpiliç’ten, metal sanayiden ve benzeri iş kollarının temsilcileri düşüncelerini dillendirdi, diğer kesimin az sayıdaki temsilcileri düşüncelerini içlerinde sakladılar. Gene de ağırlık kamu kurum ve kuruluşlarındaydı.

Bir tarafta özelleşme, bir tarafta devleti temsil eden yönetimin şemsiyesi altında toplanan çoğunluklu kamu çalışanları. Devlete karşın bu işi ben bilirim diyenlerin tüm istemleri devletten. “Verin yiyelim, örtün uyuyalım” düşüncesi. Bu toplantılarda sancısı olanlar iyileşmek için öyle öneriler getirmeli ki, demokratik kitle kuruluşları da siyasileri tetiklesin.

Sıkıntılardan kurtulmak için sıkıntılı olanların proje üretmeleri gerek. Ağrılı yerin ortaya çıkarılması gerek. Üretilen projelerde öncelikli olanların belirlenmesi gerek. Çok sayıda önerilerin gündeme getirilmesi yerine nokta atışı yapılabilecek hedefin belirlenmesi gerek, aynı zamanda birden fazla hedefe ateş edilerek hedeflerin tümünü vurmak olanaksız.

Sanayicimizin en çok enerjiden sıkıntı çektiği gündeme getiriliyor. Teşvik Yasası’ndan yararlanan komşumuza bir de doğalgazla ekmeğine yağ sürülüyor. Sanayicinin %50 tasarruf sağlayacağını söylediği doğalgaz, Bolu’ya biran önce gelmeli. Çözüme ulaşması gereken öncelikli sorunumuz bu olmalı. Sınır boylarında parasını ödediğimiz doğalgazı yakarak havayı ısıtacağımıza,Teşvik Yasası ile mağdur olan sanayicimizin cebini ısıtmalıyız diye düşünüyorum.

Tavuk sektörünü yem altyapısında dışa bağımlılıktan kurtarım, uygun alanlarda mısır ve soya ekimini teşvik etmeliyiz.

Bu yazı toplam 251 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim