• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -2 °C

Toprak isyan ederse !!!

Mustafa Namdar

Dünyanın varoluşundan günümüze, Aşık Veysel'in Sadık Yar dediği kara toprak, dünya canlıları için işlevini sürdürmekte. Kimi kazma, kimi kepçe, kimi dev makinaların dev bıçaklarıyla karnı yarılan toprak, gıkını çıkarmadan görevini yerine getirmeye çalışıyor. Kendi karanlık dünyasına düşen toplu iğne başındaki tohumcuğa hayat veriyor, güç veriyor, boy veriyor meyvaya, renk renk çiçeğe, damak tadından zevk aldığımız sebzeye, sofralarımızın olmazsa olmazı olan ekmeğe dönüştürüyor. Yetmiyor, cansız bedenlerin üstünü örtüyor, insanoğlunun yarattığı her türlü pisliği bünyesine alıp onun sağlığını koruyor, yeryüzünün temiz kalmasına özen gösteriyor.

Canlı kalmanın garantörü olan toprağa, insanoğlunun bencilliği, acımasızlığı, hoyratça kullanımı her geçen gün kendini yok edercesine devam ediyor. Aklı sayesinde elde ettiği yeni buluşları insanlığın rahatı, kolaycılığı için devasa sanayi kuruluşlarına dönüştürürken, bu hızlı gelişimde toprağın değişimini görmezden gelip, kimyasal takviyelerle canlı tutmaya çalışıyor.

Hormon takviyeleriyle verim artırmaya çalışanlar, belki üretim fazlasını elde ediyorlar ya da ettiklerini sanıyorlar ama, her geçen yıl toprakları biraz daha verimsizleştirip tedavi olanağı çok zor olan hastalıkların yatağı olmaktan kendini kurtaramıyor.

Toprak bu. Ağzı yok ki konuşa. O sözünü karnında büyüttüğü ürünüyle söylüyor. Mesajını ürün verimiyle gönderiyor.

Yüzü gülmüyor bir türlü toprağın. Büyütüp beslediği ağaçları kesip yok ediyorken insanoğlu. Bitki örtüsü kalktıkça üzerinden, üşüyor toprak. Tutunacak dalı kalmayan toprak, gökyüzünden düşen damlacıkları bünyesine alamıyor, sel olup akan çağlayanların peşine takılıp gidiyor ummanlara. Bereket su olup akarken, ana kayayı bırakıyor geride. Taş olup kalıyor sanki insanlığın kafasını yarmak için, güzelim mis kokulu toprak.

Soran olmuyor halini. Bilen bulunmuyor neye ihtiyacı olduğunu toprağa. Susuz kalmasın diye salıyorlar üstüne tuz mineralli suları, tuz oluyor toprak acı mı acı. Veriyorlar kimyasal ilaçları, zehirliyorlar içten içe. Toprak kan ağlıyor. Toprak hırsından çatlayıp bölünüyor tezek tezek.

Türkiye çölleşecektir diye avaz avaz bağıranlara gülüp geçiyor farkında olmadan, kendi boynuna yağlı ilmeği geçirenler. Hayat elden gidecekmiş, yaşam sona erecekmiş ne gam! Gün bugünü kurtarmak değil mi? Bu topraklar çocuklarımızdan alınan emanet deniyor ya. Onlar, o düşünceler kitaplarda yerini aynen koruyor. Kaygılanacak ne var ki! Önce can sonra canan değil mi?

Can mı dayanır bu sorumsuzluğa? Gönül mü katlanır bu umarsızlığa. Sahipsiz kalmak zor. İhanet olağanlaştı. Giden gelmiyor geri. Bak, yer küresi biraz daha ısınıyor ısınacak. Buzullar dağ dağ sökülüp kopuyor yerinden. Sular ısınıyor kaynarcasına. Sular yanan, kavrulan toprağın ateşini söndürebilecek mi bilinmez. Bilinen o ki, toprak her geçen gün düşüyor verimden. Toprak isyan eder mi? Etmez diye bilinir ama, ya toprak isyan ederse, ne olacak dünyanın hal ve gidişi!!!

19.12.2006

Bu yazı toplam 168 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim