• BIST 97.717
  • Altın 144,143
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

Toprak ve yaprak

Mustafa Namdar

Yılını hatırlayamıyorum ama, belleğimden çıkaramadığım sözcükler vardır ki, onları unutmak mümkün değil. Yer, İstanbul Lütfi Kırdar Salonu. Konu: Türkiye çöl olmasın. Konuşmacı: Hayrettin Karaca. Konunun sahibi TEMA.
Dönemin Başbakanı Sn. Süleyman Demirel şöyle sesleniyor yakasına takılan yeşil yaprağı göstererek: “Bunu yakama ben takmadım. Bu yakama yapıştı.”
Evet, toprak ve yaprak sanki insanlığın yakasına yapışmış hesap soruyor gibi. Nerede benim toprağım? Nerede benim toprağımın bekçisi ağacım, ağacımın yaprağı der gibi...

Yeri geldiğinde bir karış toprak için hayatlarını vermekten çekinmeyen insanlar, acımasızca kestikleri ağaçların sonunda binlerce ton toprağın ayaklarının altından akıp gitmesine aldırış etmiyorlar.

Emanetçisi olduğumuz doğayı gerçek sahipleri olan gelecek kuşaklara nasıl bırakmamız gerektiğini anlatır gibiler çizdikleri resimlerdeki desenleriyle. Doğanın vazgeçilmezi toprak ve yaprağın nasıl bırakılması gerektiğini söyler gibiler renklerle, desenlerle...

Isındığı söylenen bir yer kürede suyun önemini ciddi anlamda öğrenir gibiyiz akmayan çeşmeleri gördükçe. Bir damla suyun hasretiyle çatlayan toprak, isyan eder gibi alev alev yanıyor. Yaprak dalında kuru, ağaç toprakta kuru. Kupkuru bir dünyada aklın pınarları kurumuş, yaşam, kuru mu kuru. Çocukların hayal ettikleriyle sanki hiç uymuyor biz büyüklerin doğaya bakışı. Çocuklarımıza ait bir mülkün emanetçisi olan bizlerin, emanete yürekten sahip çıktığımızı söylememiz ne kadar inandırıcı oluyor, oturup enine boyuna düşünmemiz lazım. Çocuklar hayallerini resmederken, bizler o hayalleri yok edercesine yarışıyoruz birbirimizle. Ne garip, yaşamın sermayesini hovardaca harcarken, çocuklarımız öğretmeye çalışıyor düşlediklerini...

Toprak ve yaprak konulu resim yarışmasının 6.sında “Toprağına sahip çık!” Temasını işleyen çocuklar, “Düşlerimizi yakıp yok ediyorsunuz, yaktığınız ormanlar gibi” diyerek, yeşilin kırmızıya dönüşünü resmetmek yerine, yeşille toprağın kaynaşmasını, çayırı, çimeni, çiçeği, deresi, gölü ve ağacıyla mutluluğu simgeleyen renkleri kaynaştırmışlar iç içe.

Behiye Baysal’dan Esra Ozan birinciliği, Sakarya’dan Oğuzhan Kaygusuz ikinciliği, 50.Yıl’dan Gamze Tombuloğlu üçüncülüğü ve 50.Yıl’dan Elif Kaya, Sakarya’dan Beril Taşoğlu, Gazipaşa’dan Merve Keyf ile Taşkesti’den Nurhan Dedeoğlu mansiyonla derecelendirilirken, mutlulukları gözlerinin parıltısından okunuyordu.

İşin bir başka güzel yanı, yıllardır bu ve benzeri etkinliklerde yardım elini hep uzatan Özmaksan Sanayi Ltd. Şirketinden Sn. Yaşar Öztürk yerini oğlu Umut Öztürk’e bırakmış, baba yolundan yürümeyi öğretiyor olmasıydı. Bir diğer sponsor da Metal Sanayi Ltd. Adına Ahmet Akdağ olarak açıklandı. Katkıları ve güzelliklerin, güzel düşüncelerin oluşmasına neden oldukları için yürekten teşekkürler diyor, öğrencilerimize başarılarının devamını diliyorum. Genç beyinlerde oluşan güzelliklerin gelişip yaygınlaşması dileğimle.

Bu yazı toplam 478 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim