• BIST 97.314
  • Altın 145,314
  • Dolar 3,5633
  • Euro 3,9989
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 11 °C

“TÜRBANLI BEBEK”

Mustafa Nuri Gürsoy

Kamyon arkası stiliyle, zekice (benim yakıştırmam değil) yazdığı yazılarını okurum. Yılmaz Özdil'in

Bilgim olsun, alakam dolsun, neyi burguluyor, ne çiziktiriyor, neyi sündürüyor diye okurum.

Bir çok yazılarından da keyif alırım. Aslına bakacak olursak.

Bir çok yazarı, gazeteyi fikrine, zikrine bakmadan okur. Fikir ve empati dünyama katkı sunmasına izin veririm.

Son zamanlarda ara sıra bakmayı deniyorum.

Ve Fakat… Sıkıcı olmaya, yaralayıcı cümleler kurmaya başladı.

Bir yazısının satır aralığına, “perşembenin gelişidir” diyerek, çarşambayı tasavvur eylemiş.

Fikir ve terennümlerini yazısına eklemeyi, kendisine ait üslubuyla zeki sayılabilecek lakin avam kaçan örnekler manzumesinde bir yazıya özenmiş.

Kaba, saba, kafa karıştırıcı zeki üslubuyla demagoji sayılabilecek cümleleri, kendi hayal ürünlerini kaleme almış.

“Rüyada şampuan görmek caiz mi” diye sorarak girmiş Sayın Özdil yazısına..

Ardından..

Perşembenin gelişine örnek olsun diye bir öngörü cümlesi kurmuş.!

“İlk türbanlı bebeğimiz de doğdu sayın seyirciler”.!.?

“Vay anasını “ diye geçirdim içimden.

“Perşembenin gelişidir” cümlesi bunun için mi.? kurulmuş dedim.

Üstelik cümlenin sonuna iliştirdiği “Sayın seyirciler” e bakar mısınız.?

Afalladım.!

Tribünden maç izliyorum sandım kendimi,

Gol oldu. Türkiye mağlup mu oldu.?

Neredeyim oldum bir an.?

Okurlarına “Seyirci” muamelesi mi çekiyor,

Yoksa başka bir şeyi mi işaret ediyor orasını çözemedim..!!

Sersemliğimi üzerimden attığımda..

İlk türbanlı bebeği yazısındaki üslubuyla dünyaya getirmiş olduğunu fark ettim.

Üniversite bitti, kamu alanı bitti. Ardından ilköğretim okulları servis edildi.

Ana Okulu öğrencisini de ekledin ki;

Sayın Yılmaz Özdil..

“İlk türbanlı bebeğimiz de doğdu sayın seyirciler” kurgusuyla,

Konuyu farklı bir mecraya, daha aşağılara çekmeyi, çelmeyi başarmış oldunuz.

İleride bir aklı evvel ultrason cihazında gördüm, annesinin karnında türbanlı bir cenin var derse, yazarsa, çizerse ne olacak.

Ayıptır..

Başka işiniz yok mu sizin.?

Kuvözdeki bebekle, inançla, bu inançları “Tİ” ye almakla elinize ne geçiyor.

Bazen zeki olmak, iyi kaleme sahip olmak yetmeyebilir. Ki yetmiyor.

Biraz vicdan biraz sevgi, biraz saygıya ihtiyaç var.

Tersten düşünmeyi deneyin, empati nöbetlerine tutulun, tutunalım.

Gelin ve_veya kızlarımızın tercihlerinin de sizden farklı olabileceğini varsayın mesela.

Eğer yetmiyorsa; bu saydıklarım.

Siyasi kararım, kalıbım, düşüncem, inancım bu; ilkelerimden taviz veremem diyorsanız eğer;

“Kuvözdeki bebeğe türban takılır mı kardeşim” sorgusunda,

Perşembenin gelişine işaretler sunmaya, masallar yazmaya devam edebilirsiniz.

Okurlarınıza “Sayın Seyirciler” demeye diliniz, kaleminiz yetiyorsa..

Benim de haydi haydi..

“Vay anasını” ..!!

Demeye hakkım var sanırım.

28.10.2010

 

 


Bu yazı toplam 1105 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim