• BIST 108.392
  • Altın 143,135
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Bolu 23 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 28 °C

TÜRK CEZA KANUNU VE CEZA MUHAKEMELERİ KANUNU (CUMUK) 1 NİSAN’DA

Mustafa Öz

            11.03.2005

Cumhuriyetin kuruluşunda düzenlenerek uygulamaya konmuş kanunlarla yönetilmeye devam ediyoruz. Gelişen ve değişen şartlar YENİ DÜZENLEMELERİN yapılmasını şart koşuyor. Ancak kanun yapıcılar. Kanun yapılmasını ihtiyacını ortaya koyan şartlar iyice ağırlaşıncaya kadar ya hiç kıllarını kıpırdatmıyorlar, ya da kendi zararları-menfaatleri söz konusu olduğunda kanun yapılmasının ihtiyaç olduğunu DİLLENDİRİYORLAR.

KANUNLAR EŞİT UYGULANMALI..!

Ülkemizde her alanda bir keyfilik söz konusu olduğu bir gerçek keyfiliğin (Yasal sınırlamalarının bulunmadığı) olduğu yerde ise muhakkak adaletsizlik vardır. Ülkemizde KAMU VİCDANI (TOPLUMSAL VİCDAN) gelişmediği için DEMOKRASİ de gelişememiştir. Bir kısım insanımız Demokrasi deyince her istediğini yapabileceği, her düşündüğünü uygulayabileceği bir REJİM olarak anlamış. Bir kısım insanımız ise DEMOKRASİLERDE insan hak ve özgürlüklerinin sınırsız kullanılmasına karşı çıkmış-tır...! İşte çatışma burada doğmuştur. Eğer siz insanımızı, toplumumuzu HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER, TOPLUMSAL MENFAATLER konusunda bilgilendirmezseniz, etik (ahlaki) değerleri yerleştiremezsiniz. Düzenlemeleriniz YENİ KEYFİLİKLERİNİN ÖNÜ-NÜ AÇAR...! Nitekim de öyle olmuştur. Daha önce uygulamaya giren CUMUK yasası (Ceza Muhakemeleri Yasası) görülen eksiklikler ve AB uyum yasaları çerçevesince yeniden revize edildi; Revize edilen bu yasa ile TÜRK CEZA KANUNU’NUN TÜMÜ yeniden değişti, 1 NİSAN ŞAKASI YAPARAK yürürlüğe girecek...! Şimdi bu yasalar yürürlüğe girmeden dahi ülkenin bir suç cenneti haline geldiği belirtiliyor. Her gün yüzlerce darp, gasp, hırsızlık, hakaret, başıbozukluk, fuhuş, uyuşturucu, teknolojik suçlar (Nitelikli dolandırıcılıklar) oluyor. Binlerce masum insan zarar görüyor. Bu insanlar ve çevresindekilerde ADALET-EŞİTLİK-TOPLUMSAL MENFAAT bilinci yok oluyor, Beyinlerinde İSYAN fırtınası esiyor. Sahtecilik (rakı sahteciliği gibi) estiriliyor.

Her uygulama; Toplumsal kırgınlık, kırıklık meydana getirirse; Biz bu toplumda katılımcı demokrasiyi, hürriyetlerin önündeki engelleri nasıl kaldıracağız...?

Yeni CUMUK: Marjinalleri koruyan, marjinal olmayı marifet sayanların yasal korunmasını özendiren bir yapıda olacaksa; Bölmeyi, parçalamayı, şiddeti kendine yaşam biçimi seçmiş olanların her hareketini meşrulaştırıp diğer insanlarımıza zarar verecekse bu nasıl bir DEMOKRASİ, bu nasıl hak ve özgürlükler manzumesi olacaktır.

TAŞLARI BAĞLAYIP KÖPEKLERİ SALMAK...!

Ülkemizde, insanlarımızda Adalete karşı derin bir güvensizlik doğmuştur. Bu durum uygulama farklılıklarından, kanuni yetersizlikten, teknoloji eksikliğinden meydana gelmiştir. Yeni düzenlemeler, şüphesiz bir gün herkese lazım olacaktır. Ancak şu anki haliyle hep SUÇLUYA ve SUÇLUYU KORUMAYA yaradığı gibi bir kanaat doğmuştur.

Bizim önerilerimiz şudur..!

Gerek CUMUK, gerekse Ceza Kanunu hakkında milletimiz iyi aydınlatılmalıdır.

KANUNLARIN NEYİ SUÇ, NEYİ SUÇ SAYMADIĞINI BİLMEK HERKESİN HAKKIDIR

Bilmediğinizde ben bunu bilmiyordum demek sizi suçtan kurtarmıyorsa; bilmek zorundayız Öğrenmek zorundayız. Kanunları çıkaranlar da bunu öğretmek zorundalar.

Bir AVUKAT düşünün DAĞARCIĞINDAKİ TÜM KANUNLAR bir gecede değişmiş. Bu avukatın DİPLOMASINDAN geçmiş tecrübelerinden başka geriye ne kalmıştır. Yani onunda yetiştirilmesi lazım, hakiminde, savcının da yetiştirilmesi lazımdır.

Suça ve suçluya ulaşmak için daha teknik ve koordineli çalışmak lazımdır. Yoksa daha çok CUMUK gerekir bizlere..!

AB İÇİN BAŞMÜZAKERECİ ARANIYOR..!

17 Aralık'tan sonra; Açıklanan ilerleme raporunda ülkemizde KOPENHAG siyasi kriterleri adına dayatılan bir sürü konu başlığının yumuşak geçişini sağlayacak, görüşmeleri ucu açık bir şekilde yürütecek Bir BAŞMÜZAKERECİ aranıyor..!

AB güdümündekiler NCO (Sivil Toplum Kuruluşları) holdingler, holdinglerin temsilcisi TUSİAT, KARTELCİ medya ve onun köşe başlarını tutmuş olan teslimiyetçi yazar çizer takımını KAŞINTI tuttu.

Yemlendikleri çevrelerce vazifelerini yapmaya çağrıldılar. Geç kalıyoruz, rehavete mi kapıldık, bir an önce "AB sürecine kesin inanan, en az iki dil bilen, genç çağdaş, dinamik küreselleşmeci bir başmüzakereci atayıp şu işi bitirelim" diyorlar. Kim bunlar TUSİAT, TESEV, TOP v.b.

Tarif ettikleri adam modeli tam TESLİMİYETCİ bir protip..!

Hükümetimiz 17 Aralık'tan sonra AB'nin gerçek niyetini; zihinlerinin arkasındakini biraz olsun anlamış görünüyor. Bakın FRANSA 2007'den sonra üye olarak gireceklere, yani TÜRKİYE'nin girişine karşı anayasasını değiştirdi, REFERANDUM ilkesini getirdi. Yani siz ne yaparsanız yapın hangi teslimiyeti kabul ederseniz edin. Fransa sizin alınmanızı engelleyecek Avusturya, Belçika, hatta Almanya ve diğer çömezler bile sırada.

AB Troykası apar topar geldi. 8 Mart Kadınlar Günü münasebetiyle yapılan gösterideki polis tavrını ön plana çıkarıp kulak çekme hareketi yaptı. Hemen arkasından KIBRIS'ı tanıyın, Ermeni soykırımını tanıyın. Hıristiyan haklarını geliştirin..! Ne için, sonu belli olmayan bir süreç için..!

O zaman bu acele niye? Acelenin sebebi TÜRKİYE'nin AB sevdası uğruna kesin teslim edilmesidir. Dünün AB karşıtı holdingler bugün AB sevdalıdır. Dün korumacılık isteyip ülkeyi sömürenler, bugün de uluslararası kuruluşlarda ortaklık ve işbirliği ile sömürmektedirler. Ülkeyi hortumlamalarla, hırsızlıklarla talan edip yangın yerine çeviren 100 milyarlarca dolar kayba neden olanlar..! Aman bir an önce teslim olalım işsizlik azalsın., yatırımlar çoğalsın dedikçe daha çok batıyoruz. Yabancı sermaye 2004 yılında 2 milyar dolar gelmiş. Bunun büyük kısmı da arazi satışlarından.

Evet baş müzakereci atansın..! Ama ülkemizin çıkarlarını korumasını bilecek tecrübede, vatanseverlikte milli ve manevi değerlere sahip; Tarih şuuru taşıyan, mensubiyet şuuru taşıyan, teslimiyetçilikten uzak bir BAŞMÜZAKERECİ atayalım. Son kalenin düşmesine seyirci kalmayalım..!

Bu yazı toplam 927 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim