• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C

TÜRK OCAĞI BOLU ŞUBESİ 9. OLAĞAN KONGRESİ YAPILDI

Mustafa Öz

            24.12.2004

Türk Ocakları 25 Mart 1912 yılında; Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşı, Balkan savaşları, Trablusgarp Savaşlarıyla bitirilmeye başlandığı bir dönemde kurulmuş 92 yıllık en eski köklü SİVİL TOPLUM KURULUŞUMUZDUR.

Amacı Türk Milletinin; Bütün değerlerine sahip çıkmak, bu değerlerin yaşatılması, yeni nesillere aktarılması yönünde faaliyet göstermek. Bu faaliyetlerini yaparken kişilerin, kurumların, partilerin arkasına saklanmamak temel prensipleridir. Yani partiler üstü bir politika ile faaliyetlerini yürütmek. İkbal ile uğraşmamaktır.

Türk Ocakları, Bakanlar Kurulu kararı ile KAMU YARARINA ÇALIŞAN DERNEK kabul edilmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında; BOLU merkez, Mudurnu, Göynük, Mengen ve Gerede'de şubeleri vardı. Türkiye genelinde 640 şubesi ve 32.000 üyesi bulunuyordu.

Günümüzde ise Genel Merkezi Ankara olmak üzere; Türkiye genelinde 70 şube ile faaliyetlerine devam etmektedir. Her kesimden üyesi bulunmaktadır.

Türk Ocağı Bolu Şubesi 18 ARALIK 2004 Cumartesi günü 9. olağan kongresini yaptı. Kongreye yoğun bir katılım oldu. İki yıllık faaliyetler ile ülkemizin sorunları katılımcılarla değerlendirildi.

Şube Başkanı sıfatıyla genel kurula sunmuş olduğum konuşma metnini kamuoyu ile paylaşmak üzere köşeme taşımayı uygun gördüm. Biraz uzun bir konuşma olması değerli okuyucularımı sıkmaz inşallah.

TÜRK OCAĞI GENEL KURULUNDA YAPMIŞ OLDUĞUM SUNUŞ KONUŞMASI;

<<Saygıdeğer Divan Üyeleri

Sayın misafirler, Basınımızın değerli temsilcileri, muhterem TÜRK OCAKLILAR... TÜRK OCAĞI BOLU ŞUBESİNİN 9. OLAĞAN KONGRESİNE HOŞ GELDİNİZ. KATILIMINIZLA bizleri ONURLANDIRDINIZ, güç verdiniz şubemiz yönetim kurulu adına teşekkürlerimi arz ederim.

Yapacağımız kongrenin vatanımıza, milletimize ocağımıza hayırlı olmasını cenabı Mevladan niyaz ediyorum.

Türk Ocakları, 92 yıl önce Türk milletinin yok edilişinin planlarının yapıldığı bir dönemde, şahsiyet ve milli ülkü sahibi Türk milliyetçileri tarafından kuruldu: O dönemde de, Türk Milliyetçileri yok sayılıyor, Türk Milleti yok edilmek isteniyor. Ama bir avuç inançlı insan yılmadı; Milletine ve kendine güvendi. Kıvılcımı çaktı, meşaleyi tutuşturdu. Türk Ocakları doğdu. Bu kutlu doğumdan sonra milletimizin değerlerine, geleceğine göz dikmiş olan Ezeli ve ebedi düşmanlar karşılarında hep Türk Milliyetçilerini buldular. Çanakkale'de Kurtuluş Savaşında, Sakarya ve İnönü'nde hep bu ruh vardı.

Tanzimat ve meşrutiyetle Osmanlı'yı yok etme planı son aşamaya gelmiştir. SEVR dayatması bu aşamanın belgesi oldu. Millet top yekun yok edilmesine karşı nefretini gösterdi; Yedi Düveli her türlü yokluğa karşı Anadolu'dan attı. Türklüğün son kalesi olan bu yurdu T. C. Devletini kurarak bize emanet etti. Başta Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları ile; Bu mücadelenin fikri temellerini ortaya koyan TÜRK OCAKLARININ mensuplarını minnet ve saygıyla anıyoruz. Mekanları cennet olsun. ATATÜRK'ÜN ölümünden sonra millet düşmanları; Yerli işbirlikçilerinin de desteği ile yeniden milli ve manevi değerlerimize saldırmaya başladılar. Ülkenin çıkarlarını, kendi çıkarlarından AŞAĞIDA gören siyasetçi, bürokrat ve iş adamlarımızın faaliyetleri ile ülkede yeniden DEĞERLER ÇATIŞMASI ve EKONOMİK ÇÖKÜŞÜN ÖNÜ açıldı. Özellikle RUSYA'NIN yayılmacı emelleri içine TÜRKİYE'Yİ alması ve komünist sistemi ülkemize empoze etme girişimleri; Neticesinde Türkiye ABD- AVRUPA ve Rusya çıkarları arasına sıkıştı. Milli ülkü sahibi insanların yokluğu GEL-GİT tipi siyasetlerin yaşanmasına, istikrarsızlığa ve askeri ihtilallere kapı açılmasına yol açtı. Herkes gelişme ve değişme yaşarken ülkemiz; Siyasi ve ekonomik KAOS içinde kaldı...! Aydınlarımız olayları iyi okuyamadılar. Teşhisi iyi koyanlar ise kendilerini iyi dinletemedi ve İhtilalde yusufiyetlere atıldı. Yabancılaşma o kadar derinleşti ki Kim kimdir kim nedir anlaşılamaz oldu. At izi it izine karıştı. Ülkemiz kendi çıkarları için kiralanmış beyinler ve sivil toplum kuruluşları ile istihbarat örgütlerinin OYUN alanı haline geldi.

Rusya'nın küreselleşme süresine dayanamaması sonunda dağılması ile dünyada dengeler iki kutupluluktan; tek kutupluluğa döndü. Tek kutuplu dünyanın ipleri ABD'lerinin eline geçti. ABD'leri dünyayı yeni Kapilazim (NEO Kapitatalizim) felsefesi içinde şekillendirmeye başladı. Önce AB'nin desteği ile Yugoslavya parçalandı. Rusya'nın kontrolünden çıkan ülkelerde sivil darbeler yapıldı. Afganistan bahane edilerek Avrasya'ya hakimiyet kuruldu. Dünya petrolüne egemen olmak ve İSRAİL'İN Ortadoğu’da hakimiyet kurması, Amerika'nın müttefikliğini sağlayabilmesi için IRAK işgal edildi.

Sırada Suriye ve İran var. Amerika’nın BOP projesi ile Kuzey Afrika'dan Hindistan'a kadar olan bölgede yeni bir yapılanmaya gitmesinin önü açılmaya çalışılıyor. Türkiye ise kullanılacak bir alan olarak görülüyor. Diğer yandan medeniyet projesi olarak TARİH ALDIĞIMIZ AVRUPA BİRLİĞİ (AB) İSE Kopenhag siyasi KRİTERLERİ ADI ALTINDA KİMLİĞİNİ, KİŞİLİĞİNİ, BİRLİĞİNİ ve iriliğini kaybetmiş bir TÜRKİYE oluşturmaya çalışıyor.

Peki Türkiye bu oyunlara karşı ne yapıyor...? Bu oyunların farkında mı...? Bu sorulara olumlu cevap vermek çok zor. Farkında olan insanlarımız elbette var. Kim farkında derseniz Türk milliyetçileri herşeyin farkında. Teslimiyeti genel politika olarak benimsemiş yöneticilerimiz, iş adamlarımız, aydın geçinen döneklerimiz ise ne yapsalar gerçeği görmek niyetinde değiller. Onlar için en önemli husus MİDELERİNİN dolu olması. Kim tarafından gıdalandırıldıkları hiç önemli değil.

Ülkemiz özellikle son 25 yılda; Dış borç ve siyasi istikrarsızlık, Devletin talan edilmesi ve hortumlanması neticesinde çok güçsüz bir konuma gelmiştir. Ekonomi o kadar kırılgan bir vaziyettedir ki rüzgardan nem kapıp etkilenmektedir. Bağımsızlığımız tehlikeye girmiştir. 2004 Ekim-2005 Ekim arasında 148.4 katrilyon 102 milyar dolar borç ödenecektir. Bu borcun altındaki bir yönetimin milli refleksleri dikkate alan bir karar alınması mümkün müdür? IMF ve DÜNYA Bankası komiserleri Türkiye'yi yol edinmiştir.

İşte bunu bilen güçler; Ülkemizin dış siyasetini İPOTEK altına almıştır. AB sürecinde bize dayatılan tüm hususların altındaki en önemli neden, ekonomik güçsüzlüğümüzdür. Bu duruma ülke bilerek getirilmiştir. Bizden herkes bir şey istemekte, ama biz kimseden bir şey isteyememekteyiz. Onurlu bir duruş gösterememekteyiz.

Oysa Türkiye'nin durumu, Kurtuluş Savaşı'ndaki DÖNEM KADAR kötü değildir. Devletin borcu var. Ama milletin parası vardır. Gücü vardır. Bu Millet inandıktan sonra; Toplam 220 milyar dolar olarak gösterilen borcunu hemen kapatabilir. Peki kim bu güveni ve inancı millete verecek? Milletin değerlerine inanmış, milletine güvenen, onun birlik ve dirliği için çalışan siyasetçi, aydın, bürokrat ve işadamı bunu sağlayacaktır.

Türk Ocakları üzerimizde dolaşan bulutları iyi takip etmektedir. Geçmişte oynanan oyun; bugün AB üzerinden ve ABD'lerin BOP projesi üzerinden oynanmaktadır. Milli refleksini kaybetmiş, uyuşmuş aydınların uyarılması, oyunların bozulması vazifesi sizlerin omuzlarınızda ağır bir yük olarak durmaktadır.

Şayet silkinip kendimize gelirsek, bu ağırlığın altından kalkmamız kolaydır. Ama bizler de oyunun bir parçası haline gelirsek, işte o zaman herşeyin sonu olacaktır.

Bu nedenle devir safları sıkılaştırma, nemelazımcılığı bırakma, küçük hesaplardan kurtulma devridir. Türk Ocakları ikbal dağıtmayan, herhangi bir parti için, çalışmayan milleti ile varolmuş bir kurtuluş olarak; Millet için çalışılacak yegane SİVİL TOPLUM kuruluşlarından birisidir. Lütfen bu bilinçle ocağımıza, dolayısıyla milletimize, ülkülerimize sahip çıkalım.

Sen sahip olursan bu millet ebediyete kadar yaşayacaktır.

Saygılarımla>>

Bu yazı toplam 411 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim