ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort ankara escort porno izle kayseri escort

  • BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 7 °C

TÜRK ÖZEL SEKTÖRÜ

Mustafa Öz

Özellikle Osmanlı’nın son döneminde 1836’dan sonra İngiliz, Fransız, alman ve diğer devletlere verilen imtiyazlardan sonra Türk özel sektörü diye bir şey kalmamıştır. O döneme kadar dokumacılık merkezi sayılan belde ve şehirlerde tezgâhlar birer birer kapanmıştır. Türklere ZABİTLİK VE KÂTİPLİK (askerlik ve memurluk) kalmıştır. Ticaret tamamen azınlıkların eline ve dönmelerin (sebatayistlerin) eline geçmiştir. Milli mücadele harap ve bitap düşmüş Anadolu ile kazanılmıştır. Ancak savaş bitince insanların yaralarının sarılması karınlarının doyurulmasına sıra gelmiştir. İktisadi savaşı da kazanmamız gerekiyordu. Atatürk bu anlamda ülkenin önceliklerini tespit etmek ve devlet millet kaynaşması ile milli sanayiyi kurmak üzere 1923 yılında İZMİR de 1. iktisat kongresini topladı. Ülkenin öncelikleri tespit edildi. Buna göre önce devlet UN –ŞEKER–KAPUT BEZİ üretecek. Olmayan sanayici (milli müteşebbis) milletin fertleri arasından çıkarılıp teşvik edilecek hem devlet, hem de özel sektörce kalkınma hamlesi başlatılacaktı. Nitekim cumhuriyetin ilk 10 yılında alt yapı yatırımları (demiryolları, karayolları, barajlar) temel sanayiler (şeker, un, dokuma, demirçelik) kurularak ülkede ciddi bir kalkınma hedefi başlatıldı. Yetişen Türk müteşebbisleri milletin gurur kaynağı idi. Her kurulan fabrika, atölye göğsümüzü kabartıyordu. Yerli üretimi teşvik etmek için okullarda yerli malı haftaları düzenleniyor. Sosyal bir bilinç oluşturuluyordu. Sanayici, Tüccar da millete hizmet etmek için seferberlik ruhu ile çalışıyor. Gayret gösteriyordu.

Vergi kaçırmak, devleti hortumlamak, dolandırmak haksız kazanç temin etmek, çalışanların hakkını gaspetmek, çalışanı sömürmek gibi kötü huylar ve düşünceler o dönemde bir KANSER gibi TÜRK ÖZEL SEKTÖRÜNÜ sarmamıştı...!

GÜNÜMÜZDE TÜRK ÖZEL SEKTÖRÜ

Günümüzün özel sektörü özellikle çok partili döneme geçtikten sonra: iktidarların kuyruğuna takılarak ülkenin kaynaklarını hovardaca kullanma, teşvik, haksız kazanç, çalışanlarca hak kaybı, çalışanların sömürülmesi, belgesiz ve kayıtsız çalışma hususlarında dünyadaki emsallerinden de ileri derecede pervasızlaştı. Özel müteşebüsün bu pervazsızlığı ülkemizde sermaye karşıtlığını yani SOSYALİST ve KOMÜNİST sistemlere özentiyi artırdı.

Türk özel sektörü sadece bu kötü huylarla kalsa yine bir ölçüde hoş görülebilirdi. Özellikle inançlarımıza, kültürümüze yabancılaşma zenginlerimiz eliyle MODERN hayat, batılılaşma adı altında dayatıldı. Bu akıntıya siyaset, bürokrasi ve aydınlarda kürek çekince ülkedeki tüm değerler çatırdadı. Ülke iç ve dış borç batağı, anarşi, terör, işsizlik, gelir dağılımı bozukluğu, eğitimsizlik, ahlaki çöküntü, adaletsizlik, hukukun siyasallaşması ile boğuşurken: Bu kitle enflasyondan ve istikrarsızlıktan kan ve gözyaşından para kazanmaya ve semirmeye devam etti.

Devlet siyasetçinin, bürokratın ve hortumcunun elinde oyuncak haline geldi. Devletin kurumları çalışamaz, çalıştırılamaz, verimsiz millete hizmet üretemez duruma düştü. Çare kolaydı. Özelleştirilip satmalı. Hiç kimse şu soruyu sormadı..! Gerçekten Türk özel sektörü: Belge düzenine, hukuka uysa, sosyal kriterleri yerine getirse koruma duvarlarının, teşviklerin arkasına sığınmasa ne kadar REKABET yaratabilirdi..! Evet, bu soru hala sorulmuyor. Üstelik özel sektör artık ULUSLAR ARASI sermaye ile nikâh kıyarak tamamen millilikten uzaklaştığı halde bu soru yine sorulmuyor. Devlet ile özel sektör arasında oluşan haksız rekabete devlet kurumları dayanamadı hepsi yok pahasına satıldı (peşkeş çekildi). Türk Telekom’un 1 yıllık karı üç buçuk milyar dolar. Alan adam hiç yatırım yapmadan 1 yılda bu kadar para kazanıyor. İki yılda karı ile işletmenin özelleştirme bedelini ödemiş oluyor. Efendim bütün özel sektörde numunelik iyiler yok mu…? Var elbette. Hale her şeye rağmen dürüst çalışan, milli değerlere çıkanlar da var. Ama çok az bu tip özel teşebbüs sahiplerinden her ilde bir tane olsa yeter.

BOLU’NUN İZZET BABASI

Cumhuriyetin ilk yıllarında güçlüklerle okuyup mühendis olmuş. Serbest çalışmaya başlamış milletine ve değerlerine bağlı hak yememiş yedirmemiş. Tasarrufu prensip edinmiş, çalışkan dürüst İZZET BAYSAL. Kurduğu sanayi tesislerinden elde ettiği gelirini adına kurulmuş vakfına bağışlayarak sağlığında 100’ün üzerinde ve trilyonlarca değerde eser yaptırarak (üniversite, hastane, okul, sağlık ocağı, kültür evi, kreş, yaşlılar evi benzeri) milletinden aldığını milletine harcayan bir TÜRK ÖZEL TESEBBÜSÜNÜN sahibi patronu. Diğer yanda ise tüyü bitmemiş insanların hakkını gaspederek VAHŞİ KAPİTALİZMİN sömürü gücünü kullananlar. Evet, her ilde mekânı cennet İZZET BABA gibi en az bir zengin çıkmadı.

Kazancını kötü şeylere harcamak yerine milletin yüceltilmesine, kalkındırılmasına harcayabilmeli. Vermesini bilmeli.

Ne mutlu haddini, hukukunu, geldiği yeri bilene.

Ne mutlu bu millete ve değerlerine sahip çıkarak çalışan kazanan herkese...

Her bir özel sektör temsilcimizin İzzet baba gibi olması temennisiyle...

Ruhun şad olsun izzet baba... Mekânın cennet olsun...

12.05.2006

Bu yazı toplam 369 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim