• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

TÜRKÇENİN GÜCÜ

Mustafa Namdar

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Doktor sn. Haluk Rüştü Akalın verdiği konferansta “Türkçenin gücünden haberdar değiliz” dedi. Düşündürücü bir iddia olmakla birlikte neden sorusuna takıldım. Bir şeylerden haberdar olabilmek için ilgi duyup araştırmamız gerek. Araştırmak için okumak, gezmek gerek. Toplum olarak okluma özürlü olduğumuzu kabul etmiş durumdayız. Gezmek de ekonomik zenginliğe bağlı, nasıl olacak araştırma? Denir ki göçebe toplumu kültüründen gelmiyor muyuz? Evet, ama o eskidendi…

Yakın tarihte yer yatağından kerevete, oradan somyaya, oradan da karyolaya, yer sofrasından masaya, geçip sandalye kullanmaya alışan toplumun, yaşam sürecindeki modern hayata geçişi, o kadar da eski değil. Aile bireylerinin bir karyolası, karyolanın başında ilki komodini komodin başlarında gece lambası, çalışmak için bir masa ya da etajeri mi vardı da kitap okumaya zaman ayırmadı? Kucağımıza aldığımız tahta bavul üzerinde iki büklüm çalışmaktan kamburumuz çıkardı. Kör kandil ışığında yazmaktan gözlerimiz yoruldu. Yabancı kitabı elimize aldığımızda azar işitmek, vazgeçilmez sermayemiz oluyordu. Nasıl olacaktı da bu toplum okuma alışkanlığını kazanacaktı.

Üstüne üstlük çok hızlı teknolojik gelişimin yaşandığı günümüzde hayatımıza giren cep telefonları, bilgisayarlar yaşamı büyük ölçüde kolaylaştırmanın yanında kısa mesajlara konuşma dilinde insanları tasarrufa yönlendiriyor. Yabancı dil ile eğitim öğretim yapana Anadolu liselerinin açılmasından sonra, everin beyaz duvarları İngilizce özcüklerle doldu. Bütün bu yaşadığımız değişim sürecinde Türkçenin gücünden nasıl haberdar olunacağına takıldım. Haksızlık mı ediyorum acaba demekten de kendimi alamıyorum.

Türkçenin gücünden haberdar olmamak sade bireysel olarak bizim suçumuz mu? Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda sütten çıkmış ak kaşık mı? Okullarımızda; Türkçenin önemi, yorumlanması konusunda ne tür uygulamalar yaptırıyoruz. Derslerde kompozisyon yazmanın yazdırmanın sınavlarda evet hayırın doğru yanlışı yerini anlatımlara önceliklere yer verebiliyor muyuz?

Günlük yaşamda istediğimizi anlatan bir dilekçe bir iş mektubu yazmakta zorlanıyoruz. Bildiğimiz kaç kelime var, bunun kaçını kullanabiliyoruz sorgulamak gerek. Dede torun konuşama dilinde anlaşılamıyorsa. Yeni türetilen sözcüklerin sahiplerine ideolojik bakılıyor kullandığınız zaman şucu bucu diye eleştiriyorsanız Türkçenin gücünden nasıl haberdar olacaksınız? Denetiminize gelen birileri, öğrenci diyerek, uçak diyerek, sonra duraksayıp pardon özür dilerim, tayyare diyecekken uçak, talebe diyecekken öğrenci dedim diyebiliyorsa Türkçenin hangi gücünden yararlanarak farkındalık yaratacağız?

Keşke salon dolu olsaydı. Keşke anlatılanları ilgili birimlerin öğreticileri salonda olsalardı. Her şeyin yarımı sorunları çözmeye yetmiyor.

25.07.2011

Bu yazı toplam 779 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim