• BIST 109.140
  • Altın 273,415
  • Dolar 5,8099
  • Euro 6,4326
  • Bolu -2 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 3 °C

TÜRKÇÜLÜK, TURANCILIK, PANTÜRKİZM VE TÜRK BİRLİĞİ

Hasan Dinç

 

TÜRKÇÜLÜK bir Türk’ün mensubiyet duygusuna ulaşmasıdır. Yani Türk milletine mensup herhangi birinin BEN TÜRK’ÜM demesi, diyebilmesi;  mensup olduğu milletin adını ifade edebilmesi TÜRKÇÜLÜK’ TÜR. Kendisi gibi bu şuura ulaşmış kişilerle yakınlık kurması, fikir ve iş birliği yapması ve sonunda inançlarını siyaset sahnesine aktarması TÜRKÇÜLÜK’TÜR.

Türk milleti tarihinde milliyet endişesi yaşamamış, millet olarak varlığının tehdit ve tehlikede olduğunu hiç hissetmemiştir. Yönetimi altındaki diğer kavim ve topluluklara milliyetini hissettirecek uygulamalar da yapmamıştır. Ne zaman ki 1789 yılında yapılan Fransız ihtilalı milliyet duygusunu öne çıkarmış ve Osmanlı Devletinde asırlarca iç içe, beraberce hatta kardeşçe yaşayan bazı milletler bu düşünceden etkilenmişler ve Batılı büyük devletlerin destek ve teşvikleriyle hem Osmanlı’dan ayrılmaya, hem de asırlarca beraber yaşadıkları komşuları olan Türk’leri öldürmeye ve göçe zorlamaya başlamışlardır. Kısa sürede Balkanlardaki soydaşlarımızdan milyonlarcası öldürülmüş, milyonlarcası bütün mal ve mülklerini bırakarak İstanbul’a, hatta Anadolu’ya kaçmak zorunda kalmışlardır. Milletimiz tarihinde çok göçler gerçekleştirmişse de bu türlü milli bir faciayı ilk defa yaşamakta ve devletinin zafiyeti nedeniyle de soydaşlarına çok küçük katkılar dışında bir şey yapamamanın acısını yaşamışlardır. Trablus’tan Balkanlara ve oradan Kafkaslara kadar uzanan topraklarda yaşanan felaketler ve bozgunlar oralarda yaşayan soydaşlarımızın son sığınağı olarak Anadolu’yu görmeleri ise Anadolu’daki facianın boyutlarını bir kat daha artırmıştır. Açlık, sefalet ve sahipsizlik milletimizin boğazına yedi başlı bir ejderha gibi çökmüştür. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi Birinci Dünya Harbine girmek zorunda bırakılmış bulunan devletimize bir ihanette Müslüman topluluklardan gelmiş, onlar da İngilizlerin ve Fransızların kışkırtma ve destekleriyle Osmanlı’yı arkadan vurmuşlar, bozulmuş bulunan askerimize beklenmedik şekilde ihanet etmişlerdir.

Bu vahim ve ağır şartlar altında harbiyede, tıbbiyede ve diğer okullarda okuyan genç nesillerde ve onların siyaseten lekelenmemiş taze vicdanlarında bir müddetten beri şartların uyandırdığı milliyet duygusu birdenbire fışkırmış, devletin takibatına rağmen TÜRKÇÜLÜK Türk milletinin kurtuluş ümidi olarak gündemine oturmuştur.  Mehmet Emin Yurdakul’un “Ben bir TÜRK’ÜM dinim cinsim uludur” diye başlayan manzumesi bütün bir vatan ufkunda şimşek olmuş çakmış, TÜRK’LÜK duygusu sağanak bir yağmur gibi milletin gönlüne boşalmış ve asırlarca bu duyguya hasret insanımız TÜRK’LÜK bayrağının altında toplanmıştır.

TÜRK’LÜK şuuruna ulaşmış milletimizin münevverleri başta olmak üzere TÜRK OCAKLARI bünyesinde teşkilatlanarak Anadolu’da bütün şehir ve kasabalarda halkımızı bu yeni düşünce ve bayrağımız etrafında toplamışlar, Kuvay-ı Milliye’nin itici gücü olmuşlardır. İttihat ve Terakki Fırkasının son döneminde Ziya Gökalp fikri ve felsefi yönüyle TÜRKÇÜLÜK’ÜN programını yapmış, TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI adıyla neşrettiği muhteşem eseriyle Gençliğe yol göstermiş, Başta Mustafa Kemal olmak üzere Anadolu harekâtına kurulacak yeni devlet için fikri zemin hazırlamıştır.

TÜRKÇÜ’LÜK hareketi son Osmanlı Meçlis-i Mebusanı’nı da etkilemiş, Türk yoğunluğun olduğu yerlerin düşman işgaline terk edilemeyeceğine dair son bir kararla MİLLİ MİSÂK sınırlarını ilân etmiş, Başlayan İstiklâl savaşının doğal sınırlarını çizmiştir. Böylece TÜRK MİLLİYET ŞUURUNUN tarihimizde ikinci defa kurduğu devlet olan TÜRKİYE CUMHURİYETİ vücut bulmuştur. Birincisi M.S. 552 tarihinde Bumin Kağan tarafından kurulan GÖKTÜRK devletidir.

TURANCILIK ise bir milli mefkûredir. Mefkûre ya da şimdiki karşılığıyla ÜLKÜ ulaşılması milletin genlerine nakşedilmiş milli hedeflerdir. Ancak ÜLKÜ her gerçekleşme yoluna girdiğinde yeni bir hedef milletin genlerinde hayat bulur. Buna atalarımız KIZILELMA derlerdi. KIZILELMA’YA varıldığında Yeni KIZILELMA daha ileri ufuklara taşınırdı. Anadolu’ya gelen Oğuz Türk’lerinin KIZILELMASI Ayasofya olmuş, İstanbul’un fethinden sonra yeni KIZILELMA Belgrad olmuş, oranın fethinden sonra da milletimizin litarütüründeki adıyla RİMPAPA (Roma) olmuştur. Orası da fethedilseydi şüphesiz yeni KIZILELMA Viyana olacaktı.

TURAN, Ziya Gökalp’in tarifine göre “ Ne Türkiyedir Türklere, ne Türkistan / Vatan, büyük ve müebbet bir ülkedir TURAN” Yani her TÜRK yavrusunun ana rahminde genlerine ALLAH tarafından yerleştirilen bir ülkenin adıdır TURAN. Diğer bir deyişle dünya üzerinde Türklerin yaşadığı her toprak TURAN’IN bir parçasıdır. Şartların olgunlaşması ve o parçaların birleştirilmesiyle TURAN ÜLKÜSÜ gerçekleşmiş olacaktır. Böylece Ziya Gökalp’in dile getirdiği “Düşmanın ülkesi viran olacak/ Türkiye büyüyüp TURAN olacak” rüyası gerçekleşmiş olacaktır.

TÜRK BİRLİĞİ bütün TÜRK topluluklarının bir siyasi çatı altında birleşmesidir. PAN TÜRKİZM veya PAN TURANİZM 20. Yüz yılbaşında muhayyel TÜRK BİRLİĞİ’NİN dünya siyasetindeki kabullenilmiş adıdır. PAN İSLAMİZİM (İslâm Birliği); PAN ARABİZİM (Arap Birliği); PAN ISLAVİZİM (Slav Birliği); PAN GERMANİZİM (Alman Birliği)  de diğer milletler ve dinler için çatı olan muhayyel birlik adlarıdır.

NOT: Önümüzdeki hafta konuya devam edişecektir.

  

 

Bu yazı toplam 1751 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim