• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

Türkiye büyüyor mu?

Mustafa Öz

Dünyada 90 yıllarda başlayan KÜRESELLEŞME rüzgarı ile: Küreselleşmeyi savunanlar artık dünyanın küçülüp GLOBAL BİR KÖY HALİNE GELECEĞİNİ söylüyorlar ve küreselleşmenin yararlı olacağını ısrarla vurguluyorlardı.

Evet küreselleşme ile küresel sermaye ülkeleri istila etti. Kendisi için en karlı olan sigorta ve bankacılık, finans, perakendecilik sektörlerine 1 koyarak 5 almanın hesabıyla.

Globalleşme sonucunda ülkede ÜRETİM İSTİHDAM ve GELİR DAĞILIMINDA iyileşmeler olacağına daha da bozulmalar meydana geldi. Sermeyenin gücü milli gelirin küçük bir azınlığın kontrolünde kalmasına yol açtı.

Ülkemizde ekonomik İSTİKRAR deyince: Efendim döviz yerinde sayıyor. Borsamız tıkır tıkır çalışıyor daha ne istiyorsunuz anlayışı dillendiriliyor.

Oysa borsa 77 milyar dolar sıcak para ile ayakta duruyor. 2005 yılının ağustos ayında 8 milyar dolar sıcak para çekilince dolar ve Euro hemen hareketlendi. %-23’lük bir kayıp doğdu.Ülkemin kaynakları yabancılarca ucuza kapatılmaya devam ediyor. Hisse senetlerinin %82’si, bankaların % 42’si,sigorta şirketlerinin %70’i fiilen yabancının elinde.!

Türkiye'nin iç ve dış borç stokundaki artışlar ekonominin hiç de anlatıldığı gibi olmadığının göstergesi

İÇ BORÇ DIŞ BORÇ

2002,149 Katrilyon131 MİLYAR DOLAR

2007,251.9 Katrilyon 193 MİLYAR DOLAR

İşsizlik oranı 2002 yılında % 10. 03, 2007 yılında ise% 11 olmuştur. İşsizlerin gerçek oranı % 20'lerdedir. Özellikle eğitimli gençlerimizde bu oran %60’lardadır.

Merkez Bankası verilerine göre: vatandaşın bankalara borcu 2002 yılında 6.6 milyar YTL’den 2006 yılında 60 milyar YTL’ye, kredi kartı borcuda 2002 yılında 4.335 milyar YTL iken 2006 yılında 18.798 milyar YTL çıkmıştır. Ülkede açlık sınırında ve yoksulluk sınırında yaşayan insanımızın sayısı azalacağına çoğalmıştır. Ülkemizde 45 yıldır devam eden enflasyon politikaları gelir dağılımını çok kötü hale getirmiştir. Ancak milli gelirin arttığı ve ekonominin 17 çeyrekten beri büyüdüğü belirtilen Türkiye’de, ne hikmetse vatandaşın gelirinde düzelme olmamıştır. Gelir adaletsizliği daha da artmıştır. Bu sonuçta enflasyonun bilerek ve isteyerek düşük gösterilmesi ile kayıt dışı ekonominin de payı vardır. Ülkemizde REEL ücretlerde gerileme devam ediyor. Demek ki büyüme toplumsal refah için tek başına yeterli değil. Ekonomideki büyüme topluma yansımadı. Altı kişi olan dolar milyarderleri arasına 20 kişi daha eklenerek dünyadaki 100$ milyarderinin 26'sı ülkemizden oldu. İşsizlik de artmaya devam etti… ! Olsun milli gelirimiz artıyor. Kişi başına (cebimizde olmasa da) gelirimiz 5 000 $ geçti!

Son yılların büyümesi: STOKA ve İTHALATA, sıcak para girişine bağlı bir büyümedir. Sıfırdan yapılan iç ve dış yatırımlar çok azdır. İthalat ihracattan daha süratle artarak CARİ AÇIĞI tetiklemekte, 35 milyar dolar cari açık ekonominin kırılganlığını artırmaktadır.

NE YAPILMALI

Ülkede gelir dağılımını düzelterek iç talep artırılmalıdır. Bu şekilde üretime kaynak sağlamalıyız. Eğitime önem vererek istihdamı kaliteli hale getirmeliyiz. Kayıt dışı ekonomiyi demokratik altyapısını oluşturarak kayıt altına almalıyız. Bölgesel dengesizlikleri yeterli alt yapı ve organize sanayilerle destekleyerek azaltmalıyız.

Geçmiş iktidarlar ve mevcut iktidar ekonomiyi İMF ve dünya bankası programı ile yürüttükleri için halkımıza acı reçeteleri ekonomik program gibi sundular. IMF programlarının dışında milli politika uygulayamadılar. İhracatta tarıma dayalı ürünlerin yapısının değiştirilmesi ile katma değerin attırılması sağlanmalıdır. Organik tarım ülkemiz için bir fırsattır, bu fırsatı marka haline getirerek iyiye kullanmalıyız.

Ülkemizde istikrarsızlığı körükleyen gelir dağılımı, adalet; eğitim, sağlık ve savunma kollarında milli kalıcı politikalar oluşturmalıyız.

EKONOMİK, SİYASİ ve SOSYAL YAPI birlikte uyum içinde olmaz ve geliştirilmezse: ülkede gelişme tamamlanamaz. Yoksulluğun, işsizliğin artması ülkemizin riskini artırır. Yatırımları olumsuz etkiler ülkede demokratikleşme sözde kalıyorsa topluma yansımıyor ise, siyasilerin dokunulmazlık zırhı hala duruyorsa. İktidarlar devlet ve belediye imkanlarını yandaşlarına peşkeş çekiyor, denetime tabi tutmuyorlarsa… Kapkaç, hırsızlık, ahlaksızlık gibi toplumu derinden etkileyip sarsan konularla uğraşmak yerine günlük politikalarla uğraşıyorlarsa, ülkenin bölünme tehlikesini görmüyorlarsa, dış müdahalelerle kuşatılmasını seyrediyorlarsa TÜRKİYE BÜYÜYOR diyemeyiz.

Bu büyüme hormonludur ve toplumun geniş kitlelerinde refah artışı sağlayamamıştır. Yoksulluk, işsizlik artmıştır toplum zarar görmektedir. Toplumun temelleri yerinden oynamıştır. Buna rağmen rakamlarla millet uyutulup millete BİZ İYİ YAPTIK İSTİKRAR GETİRDİK DENMESİ DOĞRU MUDUR AHLAKİ MİDİR? KABUL EDİLEBİLİRMİ?

Vatandaşımız önüne konan sandıkta bunu değerlendirerek vurdumduymaz politikacılara gereken dersi verecektir… !

29.06.2007

Bu yazı toplam 743 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim