eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 17 °C

TÜRKİYE EKONOMİSİ

Mustafa Öz

            Ülkeler kendi öz kaynaklarını harekete geçirmedikçe kırılganlıklara, müdahalelere açık hale gelirler.

            Ülkemizin en önemli dar boğazı enerji alanındadır. Enerjide yüzde 80 oranında dışa bağımlıyız. 2013 yılında enerji amaçlı dış alımlara harcanan tutar 67 milyar dolar olarak açıklandı. Özellikle enerji kullanımındaki dışa bağımlılığı azaltmak için: Temiz ve yenilebilir enerji, güneş enerjisi ve toprak altındaki sıcaklık farkından yararlanılarak üretilen enerji sularımızın çevre felaketi yaratmadan değerlendirebileceği barajlar ve HES’lerin yapımı. Yeni nesil enerji kaynaklarına yönelme: Hidrojen ve Kaya gazı üretimi.

            Bunun yanında Bölgesel özellikleri dikkate alarak ülkenin tamamında enerji kayıplarını standarda bağlayacak enerji tasarruf ve tevsik kanunu çıkarılmasıdır.

            Elektrik, su, kömür ve gaz kullanımında tasarruf sağlayan yatırım ve uygulanmalar hem zorunlu olmalı hem de teşvik edici desteğe tabi olmalıdır.

            İhracat yerli kaynaklarla üretilen hammadde, aramalı ve diğer girdilerle yapılan mallarla değil.

            İthal hammadde ve aramalı ile yapılmaktadır. Üretilen ürünlerin yüzde 67’si ithal ikamesi ile karşılanmaktadır. Hal böyle olunca ihracat artarken ithalatı daha çok artırmaktadır. 2013 yılı ihracatı 152 milyar dolar cari açık vardır.

            Bu açığı kapatmak için yapılan nedir?

            İç ve dış borçlanma, özelleştirmelerden kaynak sağlama, şirketlerin dış sermayeye satılması.

            Turizmi teşvik yâda yeni kaynak oluşturma 2B yasası gibi “orman alanlarının talan edilmesini yasal zemine bağlayıp buradan gelir elde etmek” vergileri artırmak.

            Yabancı sermayeyi ülkeye çekerek yeni kaynak girişi yoluyla üretime yönlendirmek.

            En önemlisi de sıcak para sağlamak! Sıcak para ise iki yoldan geliyor. Yada kanuni yoldan gelip faize, dövize, borsaya giriyor. Yâda kanunsuz yoldan gelip aynı kaynakları kullanıp İllegal hale geliyor.

            Ülkemiz AKP iktidarı döneminde tamamen hormonlu bir ekonomik model oluşturdu.!

            Şirketlerin dış sermayeye açılması: bankaların yüzde 86 dış sermaye oldu. sigorta şirketlerinin, diğer şirketlerin perakendecilerinde yüzde 67’si yabancıların eline geçti. Borsada bir ara yüzde 78 yabancı oyuncu varken şimdilerde yüzde 54’lere kadar indi. 2012 de cari açık 110 milyar, 2011 de 130 milyar dolar. 2013 80 milyar dolar. AKP iktidarı iş başına geldiğinde 200 milyar dolar iç-dış borç varken şimdi 623 milyar dolar. Son 5 yılda 58 milyar dolar özelleştirme geliri elde edilmiştir. İktidar IMF’ye olan borcu ödediğini böbürlenerek anlatıyor. Borç 23.5 milyar dolardır. 58 milyar özelleştirme gelirinden 58-23.5=33.5 milyar dolar kalmıştır. Merkez rezervleri 26 milyar dolardan 126 milyar dolara çıkmıştı. Şimdi 110 milyar aradaki 90 milyarı doları da iktidarın haznesine yazsak toplam borçtan düşsek ülkenin hali borç batağı…

            Nereden baskınız 350 milyar fakirleşmişiz.

            Efendim milli gelir arttı. Kişi başına 10.000 dolara çıktık deniyor. Bu ülkede milli gelirin yüzde 80 2,5 milyon kişiye gidiyor. 18 milyon insan açlık, 22 milyon insan yoksulluk sınırında. 30 ise tehlike sınırında yaşıyor. Çiftçi perişan, işçi ve memura sadaka gibi zam, esnaf güçlü sermayenin AVM’ler ile yol alıyor, istikrarlı ekonomiden bahsediyoruz.

            Amerika’nın FED kararı ile kronik hasta olan ekonomi 2013 yılı ocak ayından ve de mayıstan sonra alarm zili çaldı ama duyan olmadı. Birden aralık yolsuzluklarının boyutu ve iktidarın suçlulukla şaşkın ördek politikaları ekonomiyi tamamen ateşli hasta etti. 2 aydır iyi yönetilmeyen ekonomi nedeniyle insanlarımız 2013 de yüzde 30 son iki ayda ise yüzde 10 devalisyonla fakirledirler.

            Son kararla faiz artırılmasa da gururlu, kibirli diktatörce, suçu kabul etmeyen anlayış devam ederse faiz ateşi de hareketi düşürmez artırır.

            Toplum iyice kötüleşiyor. Seçim gündemine düşen olaylar seçimin güvende olmadığını gösteriyor. Hatta sandıklar ve sandık sonuçlarının da güvencesi yoktur. Zira iktidar zorbalığı devleti teslim almış hukuk adeta rafa kalkmıştır. Ülke AKP’nin kanunlarının hukuk sandığı ve dayatıldığı bir yönetime teslim olmuştur. Sınırlarımız da alarm zilleri çalmaktadır.

            Devlet çalışamaz hale gelmiştir. Doğuda gerçek paralel devlet oluşturulmuş resmi devlet şekli hale dönüşmüş seçim sonuçları ile resmi devletin yerini almak için mevzi de bekletmektedir. Kamuoyu tedirgindir. İktidar olayları perdeleyerek işin içinden sıyrılma peşindedir. Ancak her tür baskı, karartma, yıldırmaya rağmen çivileri kendi oynattığı için çok zor görülmektedir.

            Bu seçimler ülkeyi rahatlatmayacak daha da sıkıntıya sokacaktır. Bunu bir tek iktidar hırsı gözünü bürüyen AKP görmüyor. Görmek istemiyor. Görünsün istemiyor. Devlete koşut AKP ve PKK paralel yapılarını millet gördü… Dayatmadan vazgeçilmezse kâbus bitmedi… Süreç devam ediyor. Bu ülke yönetemeyen siyasetçilerin yüzünden demokrasiye ara verdi. Kan döküldüğünü unutmadı. Siyaset yönetme ve uzlaşma sanatıdır.

01.02.2014

Bu yazı toplam 666 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim